0
6 Mart, 2010 tarihinde yazilmistir.

Doğadan demleme çay işine girdikten sonra çok akıllıca ve fark yaratan bir konumlama yapmıştı.Bu konumlama da, bizi demleme çaya olan düşkünlüğümüzden yakalayan Doğadan klasik bir test ortamı yaratıyor ve bu test ortamından da kendi poşet çaylarının normal demleme çaydan farksız olduğunu kanıtlıyordu. Bu ortamlarda değerlendirme yapan kişiler yakından tanıdığımız hayat içinden kahramanlardı.
Doğadan bu klasik yöntemi bir adım öteye taşıyıp (internet’in de olanaklarından yararlanarak) çok inandırıcı ve gerçek bir pazarlama iletişim çözümü üretti. Dediğim gibi reklamlarda kullanılan karakterler günlük hayattan görebileceğimiz kişiliklerdi. Aynı yöntemi internet üzerinden duyurarak iddaası olan bu ürünü gerçek olarak test edebilmemiz için denemeye sundular.
Çaysever olarak ben de Doğadan’nın bu test etme kampanyasına katıldım. Yukardaki görsel aracılığıyla basit bir form doldurdum ve yine çok basit bir mesajla işlemi tamamladığıma dair uyarı aldım. Asıl bu yazıyı yazmama sebep olan olay tam bu noktadan sonra başlıyor.

Doğadan’nın internet sitesi ve bu kampanyayı yürüttüğü sayfalar insana çok inandırıcı ve istikrarlı gelmiyordu. Hata şunu da açıkça diyebilirim ki doldurduğum form sonunda bana geridönüt veren sayfanın basitliği benim güvenimi biraz daha sarsmıştı. Fakat ürün hiç geç kalmadan kargo ile bana yazılan özel bir mektupla geldi. (Kişisel fikrim ürün iddaa edildiği gibi gayet başarılı ve fark yaratan özelliklere sahip.)
Bu noktaya kadar kampanya beni bir müşteri olarak son derece mutlu ve tatmin etmişti. İletişim sürecinde hiçbir kopukluk olmaması, paketin özenle hazırlanması yeteri kadar iyi idi. Fakat bunun üzerine Doğadan geçen günlerde gönderdiği bir e-posta ile CRM gücünü de göstermiş oldu.
Paket çayı denemiş ve sevmiş biri olarak bana Doğadan ürünlerini nereden ne gibi avantajlarla alabileceğimi gösteren bu e-posta ile kalbimi bir kere daha çaldı.
Pazarlama araçları doğru ellerde ve doğru sıralama ile kullanıldığı zaman bambaşka birşeye dönüşüyor!
Mevzuu ne? :Kişisel Notlar, Pazarlama İletişimi Çözümleri | Eminim, Bu yazinin uzerine SENINDE SOYLEYECEKLERIN VAR!
0
7 Şubat, 2010 tarihinde yazilmistir.
GSM operatörleri arasında kendine farklı bir kulvar belirleyen ve bu yolda emin adımlarla ilerleyen Vodafone geçen günlerde yine çok cüretkar ve çok tartışılan bir reklam kampanyasına imza attı. Vodafone Hack adı altında trafik yoğunluğu yüksek ve 25 yaş altına hitap eden birçok site (Benim tespit ettiklerim: komikler.com,izlesene.com, ortakantin.com, sinemalar.com, webaslan.com, sporx.com,akampus.com gibi siteler) 30 sn boyunca Vodafone tarafınadan kapatıldı. Uludağ Sözlük ise bu sitelerden farklı olarak 1 saat süreyle Vodafone tarafından Hack‘lendi. Metin yazarlığı ve medya planlaması açısından (Kampanya’nın mimariC-Section medya planlaması Isobar) çok başarılı bulduğum kampanyanın amacı Vodafone’nun Cep Özgür tarifesini duyurabilmek. Bu nedenle de kampanya dahilindeki sitelere girmek istediğiniz zaman direk kırmızı bir zemin üzerinde çok samimi bir dille yazılmış bir yazı ile karşılaşıyorsunuz. Hınzır bir hareket olduğu ve dikkatleri üzerine çekeceği için de vodafone’nun resmi logosu çok başarılı bir şekilde stilize edilmiş.

Bu beklenmedik hareket üzerine hem olumlu hem de olumsuz bir çok fikir belirtildi. Beğenen kitle şimdiden bu hareketi yorumlarken “Reklamcılık evrim geçiriyor, çok çarpıcı bir hareket” gibi cümleler kurmakta.
Olumsuz fikirlerin toplandığı ana nokta; sitelerin kapatılma süresinin çok uzun olması yönünde. Hele de bir sözlük platformunun 1 saat süreyle kapatılması çok kısıtlayıcı ve engelleyici olarak görülüyor. Sektörün önemli isimleri de bu hareketin ters tepeceği yönünde görüşler belirtmekte.
Bana kalırsa hiç beklenmedik bir zamanda beklenmedik bir hareket olduğu için insanları epeyce bir şaşırttı. İlk gelen tepkilerde o nedenle çok anlamlı gelmiyor bana, biraz refleks vari görüyorum.
Metindeki duygu ve içeriği ve böyle agresiz ve cüretkar bir hareketi Vodafone gibi uluslararası bir marka nasıl kabul etti sorusuna yanıt ise C-Section’nın yetkili ağızlarından takip ettiğim kadarıyla Vodafone’nun bu samimi ve içten kampanyalara çok destek verdiği ve yaratıcı ekibe son derece inandığı yönündeydi.
Benim yazı sonunda merakım ise şu yönde: Bu beklenmedik mecra kullanımı hedef kitlesi ile ve hitap şekliyle çok uyuşuyor. Bu nedenle de çok iğreti durmuyor. Fakat beni düşündüren nokta şu; bu tarz cüretkar hareketler ya sık sık ve alakasız kampanyalarla sıklaştırılırsa?
Yazıyı da kafanızı iyice karıştırıcak 2 durum ile bitireyim: Bu kampanya nedeniyle izlesene.com’a sadece 2 şikayet e-postası gelmiş… Diğer taraftanda ekşi sözlük gibi platformlarda Vodafone “ sevdiği şarkıcı için gazinoyu kapatan adam” olarak yorumlanmış.
Mevzuu ne? :Pazarlama İletişimi Çözümleri, İnternetTekiler | Eminim, Bu yazinin uzerine SENINDE SOYLEYECEKLERIN VAR!
0
7 Şubat, 2010 tarihinde yazilmistir.

Portable yazılımların gücü giderek artmakta. artık birçok uygulamanın portatif sürümü mevcut. örneğin tüm ftp hesaplarınızı portatif bir ftp programı ile yanınızda taşıyabilir her an kullanabilirsiniz. aynı olanaklar mail istemcileri için de geçerli. portatif yazılımlara olan rağbet o kadar yüksek ki birçok lisanslı yazılımında çok uygun boyutlarda portatif sürümleri mevcut. (bu sürümler yasadışı olduğu için burada isim veremiyorum.)
web geliştirme araçları da bu kategoriden kendilerine düşen payı aldı. birçok apache server paketi portatif hale getirildi.(örneğinmowes portable) kurulumu kolaylaştıran paketler halinde hazırlanıp bizim hizmetimize sunuldu. fakat bunlardan birtanesi çok stabil ve kararlı çalışmakta; xoopserver.
bu paket sayesinde tüm web projelerinizi her an yanınızda taşıyabilirsiniz. apache+mysql+php’nin son sürümlerinden oluşan bu paket ile çok kolay bir şekilde yönetebiliyorsunuz. apache ve mysql’i çalıştırmak için sadece xoopserver’ın uygulama dosyasına tıklamanız yeterli oluyor. böylece, apache+mysql otomatik olarak çalışmaya başlıyor.

ayrıca, bu paket usb belleğinizde yaklaşık 400 mb’lık bir alana ihtiyaç duymakta. phpmyadmin’de otomatik olarak kurulu geliyor. phpmyadmin’i kullanabilmek için ya browser’ınızın adres satırına http://localhost/phpmyadmin/ yazmalısınız ya da görev çubundaki simgeye sağ tıklayıp phpmyadmin seçeneğini seçmeniz yeterli oluyor.
projelerinizi kolay ulaşabilmeniz için de w harfiyle sanal bir sürücü yaratılmakta.
paket hakkında bir kaç bilgi;
- sanal sürücü: w:/
sunucu url : http://localhost/
- mysql - kullanıcı hesap bilgileri
kullanıcı adı: root
şifre :
xoopserver‘ın son sürümünü buraya tıklayıp indirebilirsiniz.
portatif olarak tomcat çalıştırabilmek için de burayainceleyebilirsiniz.
önemli bir ipucu: xoopserver skype ile aynı anda çalışamıyor. O nedenle xoopserver’ın sorunsuz çalışabilmesi için muhakkak skype’yi kapatın.
Mevzuu ne? :Web Geliştirme | Eminim, Bu yazinin uzerine SENINDE SOYLEYECEKLERIN VAR!
0
18 Ocak, 2010 tarihinde yazilmistir.

Vodafone‘ tarifelerini ve kampanyalarını birbirinden harika illüstrasyonlar barındıran mikro sitelerle duyuruyor. Bu mikro sitelere son olarak Cep Özgür katıldı. Farklı navigasyon sistemi ile dikkati çeken Cep Özgür, bize tarifeyi anlatan grafiti animasyonlarla karşılıyor. Sitedeki navigasyon, konsept ile çok başarılı bir şekilde bütünleştirilmiş.Bu navigasyon sisteminde, site içersindeki sayfalara ulaşmak için istediğiniz yöne doğru çizgi çiziyorsunuz. Friendfeed’deki ilk tepkilerde (bir burda konuşuldu var bir de şurda konuşuldu) gayet olumlu. Sitenin mimarları ise C-Section ekibi.

Bu sitede de görebileceğiniz gibi Vodafone siteleri arasındaki bağlantıyı kurabilmek için Vodafone Hepsi adı altında bir üst tab sistemi geliştirilmiş.Vodafone Hepsi, eski kampayaların sitelerine konulmamış ve Orhan Gencebay’lı Gönülden Kapsar kampanya sitesinde de güncel olmasada, bu siteler arası navigasyon sistemi fikrini çok başarılı ve uygulaması da çok kullanışlı. Bir de tüm sitelerde olsa ve olan sitelerde de güncel olsa tadına doyum olmayacaktı.
Burda sözü geçen tüm 3 mikro site’de tamamen flash tabanlı bir alt yapıya sahip.Bunun getirdiği tüm handikapları barındırıyor.
Şimdi merak ettiğim bir konu ile yazımı sonlandırayım. Özellikle Vodafone 1 Numara kampanyasının mikro sitesindeki illüstrasyonların hedef kitle tarafından ne kadar anlaşıldığını çok merak ediyorum.Bu illistrasyonlar kitleyi ne kadar harekete geçirdi? Verilmek istenen mesajı ne kadar yansıtabildi? Ne kadar anlaşıldı? Site kitle tarafından hangi oranlarda kullanıldı? Bunları niye mi merak ediyorum çünkü bu soruların yanıtlarına göre türk internet kullanıcı profilinin hangi noktada olduğunu da öğrenebileceğiz. Eğer umduğum gibi bir gelişme yoksa derdiğimize en iyi tercüman olacak yine çöp adam olacak.
Mevzuu ne? :Web Tasarım, Yaratıcı Çalışmalar | Eminim, Bu yazinin uzerine SENINDE SOYLEYECEKLERIN VAR!
3
3 Ocak, 2010 tarihinde yazilmistir.

Genlerimin bozukluğundan dolayı artık kabullendiğim bir gerçek var; büyüye-me-mek. Hem sesimle hem de görünümümle yıllardır bu gerçek ile yaşıyorum. Her yeni tanıştığım insana bir ön girişgah hazırlamam gerekiyor; “aslında ben … yaşındayım ama işte biraz genç gösteriyorum. “
Her yıl olduğu gibi 2009′da da favori cümlelerimden biri buydu. Çok kullandım, çok eskittim.
Oysa ki bundan 1-2 yıl önce büyüye-me-mek koca bir kabustu benim için. Çünkü dev aynasında görüyordum kendimi. Söyleyecek ağır laflarım, gidecek uzun yollarım vardı, yılmaz bir azmim, çelikten bir özgüvenim vardı. O nedenle gözü kara devler ile mücadele etmek için muhakkak heyula olmak gerekiyordu! Olmalıydımda…
Bu yitip giden yıl beni öyle bir sarstı ki yere basmayan ayaklarımı bir anda yere çakıldı. Öncelikle bünyem bana unutmak eylemini öğretti. Hatırlamanın kıymetini, hafızanın gücünü kafama çaka çaka kazıdı. Binlerce abur-cubur ile doldurduğum bünyemin aslında ne kadar aciz ve dayanıksız olduğunu gösterdi. Unutmak ve unutma ihtimali çok ağır geldi.
Bu gerçek ile yüzleşince unutmamam gerekenleri yazmaya başladım bir kenara. Hafıza yaramaz bir çocuk, bugün yarın bana bir oyun oynayabilirdi.
Bunun için sordum kendime peki neyi 2009′un en unutulmaz anı nedir diye?
Tek bir an, tek bir kare belirdi gözlerimde… dışarda yağmurlu bir akşam üstü, dört bir yanı açık bir mekanda bir grup insanın katılımıyla gerçekleşen bir akit. Akit; Huriye kızı ile Ferat oğlunun mutluluğu için atılan ilk izin, ilk adım. Sözlendiğim gece.
31 Ekim 2009′a kadar ben devler arenasında bir heyula idim. Demiştim. Söz anına kadar yani 31 Ekim 2009 saat 17:00 sularına kadar ayaklarım bulutların üzerindeydi. Uçuyordum. Herşey küçük, herşey geciçi ve terkedilebilirdi. Hiçbir yere ait değildim. Belkide o nedenle büyüye-me-mek büyük bir sorundu, devler arenasında. Çünkü mücadele etmek için büyük olmak gerekiyordu.
Akid’den sonra ise yere çakıldım. Yıllar önce esir olduğum bir çift göz, bir tutam tatlı söz, kaderime ortak kesildi. Herkesin huzurunda iki yürek arasında görülmez bir gemici düğümü atıldı, gecenin kör karanlığında…
Kendime gelemedim bir süre… Ne olduğunu, ne bittiğini anlamadım. Biraz zaman sonra şunları fark ettim; Oysa ki insan büyümek istemekle büyüyemiyormuş. Oysa ki büyümek insana ağır geliyormuş, omuzlarını göçürüyormuş.
Oysa ki sesiyle, görünümüyle değil insan tek başına zaten küçükmüş, anlamsızmış.
Ben’den bize geçmek biraz zormuş biraz yorucuymuş.
İşten bundan sonraki aylarda hafızam bana oyunlar oynayama başladı. Bazı güzel anları, bazı kıymetli bilgileri alıp gitti benden.
Unutmak eyleminin acımasızlığına ilk şahid olduğum an en çok o yağmurlu akşamüstünü kaybetmekten korktum. Çünkü 26 yıllık ömrü hayatımda hiçbir olay, hiçbir kişi, hiçbir şey, beni bu kadar büyütmemiş ve olgunlaştırmamıştı. Beni bu kadar anlamlı kılmamıştı.
Kim bilir evlenince neler olacak?
Yakındır, göreceğiz.
————
Yazı Hakkında Not: Bu yazı da aslında unutuldu. Farklı zaman dilimlerinde farklı yerlerde 3-4 kere kaleme alındı. Ufak düzenlemeler yapıldı. 2010 böyle bir yazı ile merhaba dediğim için ayrı bir mutlu oldum.
Mevzuu ne? :Edebiyat - Kendi Karaladıklarım, Kişisel Notlar | Eminim, Bu yazinin uzerine SENINDE SOYLEYECEKLERIN VAR!