Vodafone Ceplere Özgürlük için Siteleri Hack’ledi!

0
Bu yaziya
AHKAM KES!

7 Şubat, 2010 tarihinde yazilmistir.

GSM operatörleri arasında kendine farklı bir kulvar belirleyen ve bu yolda emin adımlarla ilerleyen Vodafone geçen günlerde yine çok cüretkar ve çok tartışılan bir reklam kampanyasına imza attı. Vodafone Hack adı altında trafik yoğunluğu yüksek ve 25 yaş altına hitap eden birçok site (Benim tespit ettiklerim: komikler.com,izlesene.comortakantin.comsinemalar.comwebaslan.comsporx.com,akampus.com gibi siteler) 30 sn boyunca Vodafone tarafınadan kapatıldı. Uludağ Sözlük ise bu sitelerden farklı olarak 1 saat süreyle Vodafone tarafından Hack‘lendi. Metin yazarlığı ve medya planlaması açısından (Kampanya’nın mimariC-Section medya planlaması Isobar) çok başarılı bulduğum kampanyanın amacı Vodafone’nun Cep Özgür tarifesini duyurabilmek. Bu nedenle de kampanya dahilindeki sitelere girmek istediğiniz zaman direk kırmızı bir zemin üzerinde çok samimi bir dille yazılmış bir yazı ile karşılaşıyorsunuz. Hınzır bir hareket olduğu ve dikkatleri üzerine çekeceği için de vodafone’nun resmi logosu çok başarılı bir şekilde stilize edilmiş.

screen-shot-2010-01-21-at-2-53-27-pm

Bu beklenmedik hareket üzerine hem olumlu hem de olumsuz bir çok fikir belirtildi. Beğenen kitle şimdiden bu hareketi yorumlarken “Reklamcılık evrim geçiriyor, çok çarpıcı bir hareket” gibi cümleler kurmakta.

Olumsuz fikirlerin toplandığı ana nokta; sitelerin kapatılma süresinin çok uzun olması yönünde. Hele de bir sözlük platformunun 1 saat süreyle kapatılması çok kısıtlayıcı ve engelleyici olarak görülüyor. Sektörün önemli isimleri de bu hareketin ters tepeceği yönünde görüşler belirtmekte.

Bana kalırsa hiç beklenmedik bir zamanda beklenmedik bir hareket olduğu için insanları epeyce bir şaşırttı. İlk gelen tepkilerde o nedenle çok anlamlı gelmiyor bana, biraz refleks vari görüyorum.

Metindeki duygu ve içeriği ve böyle agresiz ve cüretkar bir hareketi Vodafone gibi uluslararası bir marka nasıl kabul etti sorusuna yanıt ise C-Section’nın yetkili ağızlarından takip ettiğim kadarıyla Vodafone’nun bu samimi ve içten kampanyalara çok destek verdiği ve yaratıcı ekibe son derece inandığı yönündeydi.

Benim yazı sonunda merakım ise şu yönde: Bu beklenmedik mecra kullanımı hedef kitlesi ile ve hitap şekliyle çok uyuşuyor. Bu nedenle de çok iğreti durmuyor. Fakat beni düşündüren nokta şu; bu tarz cüretkar hareketler ya sık sık ve alakasız kampanyalarla sıklaştırılırsa?

Yazıyı da kafanızı iyice karıştırıcak 2 durum ile bitireyim: Bu kampanya nedeniyle izlesene.com’a sadece 2 şikayet e-postası gelmiş… Diğer taraftanda ekşi sözlük gibi platformlarda Vodafone “ sevdiği şarkıcı için gazinoyu kapatan adam” olarak yorumlanmış.

portable apache+php+mysql çözümü: xoopserver

0
Bu yaziya
AHKAM KES!

7 Şubat, 2010 tarihinde yazilmistir.

001

Portable yazılımların gücü giderek artmakta. artık birçok uygulamanın portatif sürümü mevcut. örneğin tüm ftp hesaplarınızı portatif bir ftp programı ile yanınızda taşıyabilir her an kullanabilirsiniz. aynı olanaklar mail istemcileri için de geçerli. portatif yazılımlara olan rağbet o kadar yüksek ki birçok lisanslı yazılımında çok uygun boyutlarda portatif sürümleri mevcut. (bu sürümler yasadışı olduğu için burada isim veremiyorum.)

web geliştirme araçları da bu kategoriden kendilerine düşen payı aldı. birçok apache server paketi portatif hale getirildi.(örneğinmowes portable) kurulumu kolaylaştıran paketler halinde hazırlanıp bizim hizmetimize sunuldu. fakat bunlardan birtanesi çok stabil ve kararlı çalışmakta; xoopserver.

bu paket sayesinde tüm web projelerinizi her an yanınızda taşıyabilirsiniz. apache+mysql+php’nin son sürümlerinden oluşan bu paket ile çok kolay bir şekilde yönetebiliyorsunuz. apache ve mysql’i çalıştırmak için sadece xoopserver’ın uygulama dosyasına tıklamanız yeterli oluyor. böylece, apache+mysql otomatik olarak çalışmaya başlıyor.
xoopserver5

ayrıca, bu paket usb belleğinizde yaklaşık 400 mb’lık bir alana ihtiyaç duymakta. phpmyadmin’de otomatik olarak kurulu geliyor. phpmyadmin’i kullanabilmek için ya browser’ınızın adres satırına http://localhost/phpmyadmin/ yazmalısınız ya da görev çubundaki simgeye sağ tıklayıp phpmyadmin seçeneğini seçmeniz yeterli oluyor.

projelerinizi kolay ulaşabilmeniz için de w harfiyle sanal bir sürücü yaratılmakta.

paket hakkında bir kaç bilgi;

  • sanal sürücü: w:/
    sunucu url : http://localhost/
  • mysql - kullanıcı hesap bilgileri
    kullanıcı adı: root
    şifre :

xoopserver‘ın son sürümünü buraya tıklayıp indirebilirsiniz.

portatif olarak tomcat çalıştırabilmek için de burayainceleyebilirsiniz.

önemli bir ipucu: xoopserver skype ile aynı anda çalışamıyor. O nedenle xoopserver’ın sorunsuz çalışabilmesi için muhakkak skype’yi kapatın.

Vodafone Harikalar Dünyası

0
Bu yaziya
AHKAM KES!

18 Ocak, 2010 tarihinde yazilmistir.

vodafone - cep özgür

Vodafone‘ tarifelerini ve kampanyalarını birbirinden harika illüstrasyonlar barındıran mikro sitelerle duyuruyor. Bu mikro sitelere son olarak Cep Özgür katıldı. Farklı navigasyon sistemi ile dikkati çeken Cep Özgür, bize tarifeyi anlatan grafiti animasyonlarla karşılıyor. Sitedeki navigasyon, konsept ile çok başarılı bir şekilde bütünleştirilmiş.Bu navigasyon sisteminde, site içersindeki sayfalara ulaşmak için istediğiniz yöne doğru çizgi çiziyorsunuz. Friendfeed’deki ilk tepkilerde (bir burda konuşuldu var bir de şurda konuşuldu) gayet olumlu. Sitenin mimarları ise C-Section ekibi.

vodafone - cep özgür tarifesi

Bu sitede de görebileceğiniz gibi Vodafone siteleri arasındaki bağlantıyı kurabilmek için Vodafone Hepsi adı altında bir üst tab sistemi geliştirilmiş.Vodafone Hepsi, eski kampayaların sitelerine konulmamış ve Orhan Gencebay’lı Gönülden Kapsar kampanya sitesinde de güncel olmasada, bu siteler arası navigasyon sistemi fikrini çok başarılı ve uygulaması da çok kullanışlı. Bir de tüm sitelerde olsa ve olan sitelerde de güncel olsa tadına doyum olmayacaktı.

Burda sözü geçen tüm 3 mikro site’de tamamen flash tabanlı bir alt yapıya sahip.Bunun getirdiği tüm handikapları barındırıyor.

Şimdi merak ettiğim bir konu ile yazımı sonlandırayım. Özellikle Vodafone 1 Numara kampanyasının mikro sitesindeki illüstrasyonların hedef kitle tarafından ne kadar anlaşıldığını çok merak ediyorum.Bu illistrasyonlar kitleyi ne kadar harekete geçirdi? Verilmek istenen mesajı ne kadar yansıtabildi? Ne kadar anlaşıldı? Site kitle tarafından hangi oranlarda kullanıldı? Bunları niye mi merak ediyorum çünkü bu soruların yanıtlarına göre türk internet kullanıcı profilinin hangi noktada olduğunu da öğrenebileceğiz. Eğer umduğum gibi bir gelişme yoksa derdiğimize en iyi tercüman olacak yine çöp adam olacak.

Müjdeler olsun, geçen yıl büyüdüm ben!

3
Bu yaziya
AHKAM KES!

3 Ocak, 2010 tarihinde yazilmistir.

sozlendim

Genlerimin bozukluğundan dolayı artık kabullendiğim bir gerçek var; büyüye-me-mek. Hem sesimle hem de görünümümle yıllardır bu gerçek ile yaşıyorum. Her yeni tanıştığım insana bir ön girişgah hazırlamam gerekiyor; “aslında ben … yaşındayım ama işte biraz genç gösteriyorum. “

Her yıl olduğu gibi 2009′da da favori cümlelerimden biri buydu. Çok kullandım, çok eskittim.

Oysa ki bundan 1-2 yıl önce büyüye-me-mek koca bir kabustu benim için. Çünkü dev aynasında görüyordum kendimi. Söyleyecek ağır laflarım, gidecek uzun yollarım vardı,  yılmaz bir azmim, çelikten bir özgüvenim vardı. O nedenle gözü kara devler ile mücadele etmek için muhakkak heyula olmak gerekiyordu! Olmalıydımda…

Bu yitip giden yıl beni öyle bir sarstı ki yere basmayan ayaklarımı bir anda yere çakıldı. Öncelikle bünyem bana unutmak eylemini öğretti. Hatırlamanın kıymetini, hafızanın gücünü kafama çaka çaka kazıdı. Binlerce abur-cubur ile doldurduğum bünyemin aslında ne kadar aciz ve dayanıksız olduğunu gösterdi. Unutmak ve unutma ihtimali çok ağır geldi.

Bu gerçek ile yüzleşince unutmamam gerekenleri yazmaya başladım bir kenara. Hafıza yaramaz bir çocuk, bugün yarın bana bir oyun oynayabilirdi.

Bunun için sordum kendime peki neyi 2009′un en unutulmaz anı nedir diye?

Tek bir an, tek bir kare belirdi gözlerimde… dışarda yağmurlu bir akşam üstü, dört bir yanı açık bir mekanda bir grup insanın katılımıyla gerçekleşen bir akit. Akit; Huriye kızı ile Ferat oğlunun mutluluğu için atılan ilk izin, ilk adım. Sözlendiğim gece.

31 Ekim 2009′a kadar ben devler arenasında bir heyula idim. Demiştim. Söz anına kadar yani 31 Ekim 2009 saat 17:00 sularına kadar ayaklarım bulutların üzerindeydi. Uçuyordum. Herşey küçük, herşey geciçi ve terkedilebilirdi. Hiçbir yere ait değildim. Belkide o nedenle büyüye-me-mek büyük bir sorundu, devler arenasında. Çünkü mücadele etmek için büyük olmak gerekiyordu.

Akid’den sonra ise yere çakıldım. Yıllar önce esir olduğum bir çift göz, bir tutam tatlı söz, kaderime ortak kesildi. Herkesin huzurunda iki yürek arasında görülmez bir gemici düğümü atıldı, gecenin kör karanlığında…

Kendime gelemedim bir süre… Ne olduğunu, ne bittiğini anlamadım. Biraz zaman sonra şunları fark ettim; Oysa ki insan büyümek istemekle büyüyemiyormuş. Oysa ki büyümek insana ağır geliyormuş, omuzlarını göçürüyormuş.

Oysa ki sesiyle, görünümüyle değil insan tek başına zaten küçükmüş, anlamsızmış.

Ben’den bize geçmek biraz zormuş biraz yorucuymuş.

İşten bundan sonraki aylarda hafızam bana oyunlar oynayama başladı. Bazı güzel anları, bazı kıymetli bilgileri alıp gitti benden.

Unutmak eyleminin acımasızlığına ilk şahid olduğum an en çok o yağmurlu akşamüstünü kaybetmekten korktum. Çünkü 26 yıllık ömrü hayatımda hiçbir olay, hiçbir kişi, hiçbir şey, beni bu kadar büyütmemiş ve olgunlaştırmamıştı. Beni bu kadar anlamlı kılmamıştı.

Kim bilir evlenince neler olacak?  :) Yakındır, göreceğiz.

————

Yazı Hakkında Not: Bu yazı da aslında unutuldu. Farklı zaman dilimlerinde farklı yerlerde 3-4 kere kaleme alındı. Ufak düzenlemeler yapıldı. 2010 böyle bir yazı ile merhaba dediğim için ayrı bir mutlu oldum.

Mouse alırken dikkat edilmesi gereken hususlar

0
Bu yaziya
AHKAM KES!

12 Aralık, 2009 tarihinde yazilmistir.

Sonunda büyük bir tutkum olan Mouse konusunu Eskiz Defterine taşıyabildiğim için çok mutluyum. Hayatımı bir ekran karşısında geçirdiğim zaman ve bu zaman dilimi içersinde ürettiklerime paralel kazanıyorum. O nedenle de yolun başından beri her zaman en iyisine layık olduğuma inandım. En iyisini arayıp bulmaya çalıştım. Kim bilir belki de o nedenle mouse ve klavye konusunda da büyük takıntılar sahibi oldum, ufak tefek obsesif hareketlerde sergiledim.  Şimdilerde biraz kendimi tam dizginledim derken bu sefer de bu yazıyı kaleme aldım.  Ayrıca, şunu da muhakkak belirtmem gerek; geçmişimde bir markanın mouse’larını satabilmek için mağaza köşelerinde az çırpınmadım. Mouse kullanıcılarının dertlerini birebir dinledim, çözüm üretmeye çalıştım. İhtiyaçlarına göre Mouse önerdim. Deneyimlerine şahit oldum.   O nedenle sadece bir tutkun değil, Mouse satmış, birçok mouse’u test etmiş biri olarak yazıyorum.

Mouse seçimi (hele bir de bilgisayar karşısında sıklıkla oturuyor ve bu aleti kullanarak para kazanıyorsanız) çok önemli ve dikkat edilmesi gereken bir tercihtir. Çünkü yapacağınız tercih birinci dereceden hayatınızı, işinizi etkiler. Bu tercihi etkileyen kriterler değişik şartlardan etkilenir icra edilen mesleğe göre özelleşir. Kesinlikle bir oyuncunun kullanacağı Mouse ile illüstratörün kullanacağı mouse birbirine benzemez.

Bu yazı bu önemli konuya giriş niteliğinde bir yazı olacak. İlk önce genel olarak konuya değinip daha sonra meslek gruplarına ve davranış şekillerine göre gerekli özelleştirmeyi yapacağım.

1.    Öncelikle alacağınız mouse’un optik olması ve USB port üzerinden çalışabilmesi elzemdir, muhakkak gerekir. Çünkü artık aksini bulmaya çalışmak için büyük çabalar sarf etmeniz gerekmekte. :)  Toplu mouse’ların sık sık temizliğe ihtiyaç duyması, atlama yapması ve stabilize dertleri nedeniyle de artık unutulmaya yüz tuttu. (Hak ediyordu da). Optik mouse’ların algılama gücü ve tarama kapasitesi çok daha yüksek. (Hemen belirteyim artık raflarda lazer mouse’ları görmeye de alıştık. Eğer profesyonel niteliklerde kullanmayacaksanız biraz pahalı ve gereksiz kaçabilir.) USB olması da anlamsız kesintilerin önüne geçilmesine, her an tak-çıkar potansiyele yataklık eder.

2.    Eğer bilgisayarı keyif için kullanıyorsanız yani internette bir siteden bir siteye geçip bir iki sohbet edip üç beşte video seyrediyorsanız kablosuz mouse tercih edebilirsiniz. Fakat aksi durumda; mouse ekmek teknenizin bekçisiyse kablolara mahkum kalmaya göz yumun. Çünkü kablosuz mouse’lar konforunuzu artırır fakat sürekliliğinizde ve iletişiminizde büyük yaralar açabilir. Yapılan testlerde kablolu mouse’ların kablosuzlara göre çok daha iyi bir performansla çalıştığını bizlere göstermiştir.

3.    Tilt özelliği (dört yöne tekerlek) güzeldir ve büyük bir esneklik sağlar. Artık sadece dikey kaydırma için mouse’un tekerleğini kullanmıyoruz. Yatay kaydırma için de tekerlek kullanma sizi daha pratik yapar ve hızlandırır. O nedenle yeni bir mouse alırken biraz paraya kıyın ve tilt özelliğini alacağınız mouse’da arayın.  (Hey gidi günler, eskiden bu özellik iki tekerlek ile Mouse’larda sağlanmaya çalışılıyordu.Ne çirkindiler ne çirkin.)

4.    Ekstra tuş candır. O nedenle alacağınız mouse’da fazla tuş olması göz çıkarmaz. (Meslek gruplarına göre özelleştireceğim yazıda bu konuda çok daha fazla detaya ineceğime emin olun.)

5.    Ergonomiye çok ama çok dikkat edin. Belki de bu birinci madde olması gereken bir konu. Küçük boyutlu,  elinize tam oturmayan bir Mouse kesinlikle ama kesinlikle tercih etmeyin, yüzüne bile bakmayın. Mouse’un muhakkak ele tam oturmalı ve kullandığınız ele uygun olmalı. (Bazı mouse modelleri hem sağ hem de sol kullanımı desteklemekteler. Bu tarz mouse’lar evde birçok kişi tarafından kullanılacaksa tercih edilebilir.)

6.    Kablosu uzun olmalı. Her türlü dolanmaya, düğüm olmaya hazırlıklı olmalı. (Ama istisnai bir durum notebook için geçerli. Mümkünse kablosuz olsun hatta üstüne bir de bluetooth’lu olsun derim. Çünkü notebook tercih eden kitle mekan bağımsız çalışmaya ihtiyaç duyduklarını için her an bu aletleri yanlarında taşıyorlar ve bu aletler epeyce ağırlar. Tanıdığım birçok kullanıcı ağır olmasın diye şarz aletlerini bile yanlarına almıyorlar. Durum böyle olunca Mouse bile aslında lüks kalıyor. Fakat Trackpad üzerinde akrobatik hareketlerle uğraşmayın diye bence bir Mouse edinin. )

Ne yapıyor olursa olsun bir bilgisayar kullanıcısının mouse alırken dikkat etmesi gereken en temel prensipler bunlar. Bu yazının başlangıcı ve devamı da gelecek özellikle gamer’lar, illüstratörler sizlere sesleniyorum; sizler için çok güzel mallarım var :)
Sağlıcakla kalın.