YTÜ Web Günleri’ne katıldım!

Serdar Kuzuloğlu’nun facebook’dan event açıp davetiye göndermesi sonucunda haberdar olduğum YTÜ Web Günleri etkinliğine geçen hafta katıldım. (Facebook hesabına sorgusuz sualsiz eklediği için kendisine koca bir teşekkür. Yoksa katıldığı seminerleri, etkinlikleri takip etmek imkansız oluyordu.) İki günlük bir etkinlik olan Web Günleri, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Bilişim kulübü tarafından gerçekleştirildi. Etkinlikte emeği geçen genç arkadaşlarıda salon içersinde fark etmek çok kolay oluyordu. Çünkü heyecanları ve telaşları yüzlerinden okunmaktaydı. Ben etkinliğin sadece ikinci gününe katılabildim.
Birinci güne katılanların anlattıklarına göre ilk gün daha çok işin mutfağından anlatımlar varmış. Program da gayet dolu doluydu. Fakat benim tez kabusum nedeniyle her saniyeyi daha bir anlamlandırmaya çalıştığımdan sadece çok beğendiğim ve istediğim oturumları seçtim.
Perşembe günü okula girerken biraz zorlandım. Hatta güvenlik görevlileri ‘’kardeş bi git, saat 2 gibi gel’’ bile dediler. Tersanelerdeki can pazarı nedeniyle bir grup gençlik sloganlar atıp bildiri okuyorlardı. O nedenle de güvenlik tetikteydi. Neyse sonra bir şekil ikna edip etkinlik alanına varabildim. Erken geldğim için de öncelikli olarak e-tohum oturumuna katıldım. ‘’Internet Projeleri Nasıl Ortaya Çıkıyor?’’ adlı bu oturumda e-tohum kapsamında seçilen 3 projenin yaratıcıları nasıl yola çıktıkları, ne gibi konularda zorlandıklarını anlattılar. Yaptıkları işler konusunda paylaşımda bulundular. (Bu arada bu oturuma katılan 3 projeninde çok ses getireceğini inanıyorum.) Salon içersindeki kitle konu ile yeni yeni haşır neşir olmaya başladığı için sorular biraz cılız, başlangıç düzeyinde kaldı. Onun dışında Sadık Kocapaşa, Onur Çakır, Metin Kahraman ve Harun Pekşen’i görmek ve dinlemek çok keyif vericiydi.
Gelelim asıl oturuma. “Blog Namı Diğer Sanal Günlük” adlı bu oturumda Eray Endeş, Arda Kutsal, Mert Erkal, M. Serdar Kuzuloğlu, Ersan Özer, Devletşah Alhanlıoğlu gibi isimlerden oluşuyordu. Tabii hemen kendilerinin de belirttiği gibi M. Serdar Kuzuloğlu, Ersan Özer direk blog sahibi olarak davet edilmedikleri konuyla bir şekilde alakadar oldukları herhalde orada olduklarını belirttiler. Bu oturumda diğer oturumlar gibi sayıca az bir kitle tarafından dinlenildi. O nedenle konuşmacılar salondaki bulunanların büyük bir çoğunluğunu önceden tanıdıklarını belirtti. Hatta Yıldız öğrencilerinden bile fazlayız dediler. Bu tip parıltılarda oturumun ne kadar renkli geçeceğini gösteriyordu. Öyle de oldu.
Oturumda konuşulan konuları hem yazıyı daha fazla uzatmamak adına hem de daha net anlaşılabilmesi için madde madde yazacağım.
· Blogların okunma oranının düşük olduğu sadece tarama yöntemi ile hızlı değerlendirildiği üzerine ufak bir sohbet geçti. Hatta ekran üzerinden okumanın zorluğundan bahsedildi. O nedenle Arda Kutsal yazıların hemen yanına bir print et ya da pdf dönüştür gibi bir buton olması gerektiğini söyledi. Ersan hocam hatta bu print alma işini iyice abartmış okuması gereken herşeyi print out alıyormuş.
· Serdar Hocam çok keyifli bir şekilde neden blog yazmaya başladığını anlattı.
· Ersan Özer microblogging’in daha hızlı ve pratik olduğunu vurguladı. Hiçbir ön hazırlık istemediği belirtti. Ersan Özer’in neler yapmaya çalıştığı ve neden bu tip işlerle uğraştığını belirtti. (Burak Büyükdemir friendfeed’de anlık olarak oturumu anlattığı yazıda bunu ersan kisaca tuzu olmasini istiyormus
olarak yazmış. )
· Pro blogger kimdir? A class blogger necidir? Gibi tanımlar yapıldı, bunlar üzerinden konular açıldı, örnekler verildi.
· Blog yazmanın yan faydalarından bahsedildi. Blog’lar yüzünden ne gibi geri dönüşler aldıkları değerlendirildi.
· Markalar ile blogların ilişkisi üzerinde duruldu. Bunun hangi derece de gerçekleştiği belirtildi.
· Devletşah zaten kendi başına bir öykü. Blog’u nasıl açtığı, blog üzerinden ev bulduğunu,iş tekliflerini yine blog’u nedeniyle aldığını (hatta bir sıra kocasınıda ordan bulduğunu söyledi. Bence Barış Özcan öyle internet bulunacak biri değil. J Hemen sonra inkar etti zaten J Çok güzeldi.) ve ilk reklamını nasıl aldığını kısaca anlattı. Ama benim inancım Devletşah bir bunları oturup yazmalı. Kitap haline getirmeli.
· Serdar Hoca blog’a bakışını belirtti. Neden hep uzun yazdığı ve yazılarında neden buraya eklemeler yapılacak gibi ibareler yazdığını belirtti. Serdar hoca konuştukça ağzından bal damlıyor. J
· Online yaşam ile offline yaşam arasında nasıl bir denge olacağı üzerine cümleler havalarda uçuştu.
· En güzel konulardan biride blogcuların nasıl böyle iyi gecinebileceği üzerine yapılan sohbetlerdi. Çünkü asıl olarak hepsi birbirinin rakibiydi. Hatta bu rekabetin, yemek bloglarında hat safada olması gerekiyorken nasıl oluyorda 60 blogcu toplanıp piknik yapabiliyor, bunu hayretle dinledik.
· İnternet özgürlüktür, parasızdır kavramlarının yarattığı sorunlar üzerine de bir iki cümle sarfedildi.
Evet aklımda kalanlar ve aldığım ufak notlar tamamıyle böyle. Güzel bir etkinlik hoş bir oturumdu. Hazırlanmasında emeği bulunan herkese bir kere daha teşekkürler.
Katıldığım oturumlarda bazı fotoğraflar çektim. Onlara da buradan erişebilirsiniz.
| Print article |

yaklaşık 2 yıl önce
Merhabalar,
Etkinlik sorumlusu olarak nasıl yazılar yazılmış diye okuyordum haftasonu rahatlığında.Çok güzel bir özeti olmuş etkinliğimizin
Ama sanırım Eray Bey demişti Yıldızlı öğrencilerden fazlayız diye orada bi yarı yarıyaydık aslında. Web Günleri olması sebebiyle reklamın birçoğunu da webden yapınca böyle bir oran çıktı
.Tabi bir de yıldıza has mıdır bilmiyorum ama bir ilgi eksikliği var öğrencilerde, sadece okuyarak mühendis olunacağını düşünüyorlar.
Umarım bundan sonraki etkinlikler olaysız günlere denk gelir ve katılımda sorun yaşamazsınız. Bu arada tasarım çok güzel duruyor, alttaki telif uyarısı da pek bi hoş olmuş