Müjdeler olsun, geçen yıl büyüdüm ben!

Genlerimin bozukluğundan dolayı artık kabullendiğim bir gerçek var; büyüye-me-mek. Hem sesimle hem de görünümümle yıllardır bu gerçek ile yaşıyorum. Her yeni tanıştığım insana bir ön girişgah hazırlamam gerekiyor; “aslında ben … yaşındayım ama işte biraz genç gösteriyorum. “
Her yıl olduğu gibi 2009′da da favori cümlelerimden biri buydu. Çok kullandım, çok eskittim.
Oysa ki bundan 1-2 yıl önce büyüye-me-mek koca bir kabustu benim için. Çünkü dev aynasında görüyordum kendimi. Söyleyecek ağır laflarım, gidecek uzun yollarım vardı, yılmaz bir azmim, çelikten bir özgüvenim vardı. O nedenle gözü kara devler ile mücadele etmek için muhakkak heyula olmak gerekiyordu! Olmalıydımda…
Bu yitip giden yıl beni öyle bir sarstı ki yere basmayan ayaklarımı bir anda yere çakıldı. Öncelikle bünyem bana unutmak eylemini öğretti. Hatırlamanın kıymetini, hafızanın gücünü kafama çaka çaka kazıdı. Binlerce abur-cubur ile doldurduğum bünyemin aslında ne kadar aciz ve dayanıksız olduğunu gösterdi. Unutmak ve unutma ihtimali çok ağır geldi.
Bu gerçek ile yüzleşince unutmamam gerekenleri yazmaya başladım bir kenara. Hafıza yaramaz bir çocuk, bugün yarın bana bir oyun oynayabilirdi.
Bunun için sordum kendime peki neyi 2009′un en unutulmaz anı nedir diye?
Tek bir an, tek bir kare belirdi gözlerimde… dışarda yağmurlu bir akşam üstü, dört bir yanı açık bir mekanda bir grup insanın katılımıyla gerçekleşen bir akit. Akit; Huriye kızı ile Ferat oğlunun mutluluğu için atılan ilk izin, ilk adım. Sözlendiğim gece.
31 Ekim 2009′a kadar ben devler arenasında bir heyula idim. Demiştim. Söz anına kadar yani 31 Ekim 2009 saat 17:00 sularına kadar ayaklarım bulutların üzerindeydi. Uçuyordum. Herşey küçük, herşey geciçi ve terkedilebilirdi. Hiçbir yere ait değildim. Belkide o nedenle büyüye-me-mek büyük bir sorundu, devler arenasında. Çünkü mücadele etmek için büyük olmak gerekiyordu.
Akid’den sonra ise yere çakıldım. Yıllar önce esir olduğum bir çift göz, bir tutam tatlı söz, kaderime ortak kesildi. Herkesin huzurunda iki yürek arasında görülmez bir gemici düğümü atıldı, gecenin kör karanlığında…
Kendime gelemedim bir süre… Ne olduğunu, ne bittiğini anlamadım. Biraz zaman sonra şunları fark ettim; Oysa ki insan büyümek istemekle büyüyemiyormuş. Oysa ki büyümek insana ağır geliyormuş, omuzlarını göçürüyormuş.
Oysa ki sesiyle, görünümüyle değil insan tek başına zaten küçükmüş, anlamsızmış.
Ben’den bize geçmek biraz zormuş biraz yorucuymuş.
İşten bundan sonraki aylarda hafızam bana oyunlar oynayama başladı. Bazı güzel anları, bazı kıymetli bilgileri alıp gitti benden.
Unutmak eyleminin acımasızlığına ilk şahid olduğum an en çok o yağmurlu akşamüstünü kaybetmekten korktum. Çünkü 26 yıllık ömrü hayatımda hiçbir olay, hiçbir kişi, hiçbir şey, beni bu kadar büyütmemiş ve olgunlaştırmamıştı. Beni bu kadar anlamlı kılmamıştı.
Kim bilir evlenince neler olacak?
Yakındır, göreceğiz.
————
Yazı Hakkında Not: Bu yazı da aslında unutuldu. Farklı zaman dilimlerinde farklı yerlerde 3-4 kere kaleme alındı. Ufak düzenlemeler yapıldı. 2010 böyle bir yazı ile merhaba dediğim için ayrı bir mutlu oldum.
| Print article |

yaklaşık 2 yıl önce
merak ettiğim bi kaç bişey var?
1. Acaba yazdığım bu yazıya cevap gelecekmi ve cevabı yazan kim olacak? Kemal ŞAHİN?
2.Burda unutmak kötü mi yoksa iyi olarak mı anlatılmış ? ben hep unutmayı iyi bişey olarak görmüşümdür??
yaklaşık 2 yıl önce
Merhabalar Gülseren Hanım,
sorularınıza yanıt verdim.
1. Acaba yazdığım bu yazıya cevap gelecekmi ve cevabı yazan kim olacak? Kemal ŞAHİN?
yazının gittiği yer ve gelen cevap çoktan belli idi. Şu an daha emin adımlarla ilerliyor.
2.Burda unutmak kötü mi yoksa iyi olarak mı anlatılmış ? ben hep unutmayı iyi bişey olarak görmüşümdür??
unutmak hiçbir zaman iyi değildir. Hep başımıza gelen felaketleri çabuk unuttuğumuzdan ve gerekli ders çıkarmadığımızdan yakınmışızdır. Unutmak hiçbir şeye çare değildir olan olmuş, ölen ölmüştür.
Geriye kalanlar kendilerine düşen payı almak zorundadır.
yaklaşık 2 yıl önce
Tekrar tebrikler Kemalcim. Zamanla hepimiz büyüyeceğiz. Kimimiz senin gibi küçük görünmekten kimimiz de benim için yaşlı görünmekten şikayetçi
Senin ruhunun olgunluğu yeter…