Çok yakın geçmişimizde sadece telefonlarımız akıllıyken artık, saatimiz, bilekliğimiz hatta giydiğimiz t-shirt, kahve içtiğimiz kupaya kadar bir çok obje artık hem akıllı hem de teknoloji ürünü. Aynı zamanda internete de bağlı olan bu objeler giderek dört bir yanımızı kuşatmaya başlıyor. İlk kuşatma hareketi iBeacon cihazları ile gerçekleşiyor. Bu cihazlar sayesinde,  ortamlar daha duyarlı ve tepki güdümlü hale geliyor. Nesnelerin İnterneti kavramı ile şekillenen bu teknolojikleşme hareketinin sosyal, ekonomik ve kişisel etkilerini ve değerlerini her geçen gün daha fazla hissetmeye başlayacağız.

Yol ayrımındayken ve daha bu “nüfus etme” eyleminin henüz başındayken bu nesneleri biraz irdelemek istiyorum. Öncelikle resmi bir kategorizasyon olmamasına rağmen 2 ana tip karşımıza çıkıyor. Birinci tipe giren nesneler daha çok sadece izleme/takip işlemi yaparken ikinci tipe giren cihazlar bu işin yanına akıllı yazılım çözümlerini de beraberinde getiriyor. Yani sadece izlemeyip yorumluyor, kendi kendine ufak müdahaleler de bulunup anlamlandırmaya çalışıyor. Kişisel kanaatim uzun vadede ayakta kalan ve etkisini hissettiren ikinci tip üretim yapan firmalar olacak.

1. Üretim şekli ve malzemesi 

Bu noktadan sonra yazacaklarım da, kişisel deneyim ve izlenimlerinden yola çıkarak kanaatimin oluşmasında sebep olan etkenleri size aktaracağım. Öncelikle bu cihazlar oldukça dayanıklı ve sağlam olmaları gerekiyor. Suya, sabuna, gündelik yaşam aktivitelerine dayanıklı olması birinci şart. Benim de uzunca bir süre kullandığım Jawbone UP24 bilekliği her ne kadar benim ikinci tip olarak yorumlayabileceğim bir cihaz olmasına rağmen, üretim malzemesi oldukça sorunlu. Estetik ve şık görünümü kullandıkça kaybolabiliyor. Bu da sinir bozucu bir durum. Gündelik hayatınızda size eşlik edecek bir cihazdan çok rahat ve konforlu zamanların dostu diyebilirim.

2. Şarj Süresi

Diğer bir unsur, bu cihazların yanınızda olduğunu bile unutmanız gerek. O nedenle şarj sürelerinin uzun olması önemli bir faktör. Aksi takdirde, cep telefonundan bir farkı olmuyor. Her daim bir güç birimine ihtiyaç duyan bir cihaz zamanla sizi bıktırabiliyor ve yorabiliyor. Bu kriterden en yüksek notu alan Misfit. Ben bizzat denemedim ama oldukça iddialı bir içeriğe sahip.

3. Veri Aktarımı

Veri aktarımı için bağlantı kurma işlemlerini sessiz ve sakin kendi başına tamamlayabilmeli. Bluetooth tetikleme işlemleri kullanıcı merkezli olmamalı. Vakti gelince kendi kendine otomatik olarak yapabilmesi sizi rahat ettirecektir. Bu rahatlığı tüm anlamıyla ve hissiyatıyla Jawbone UP24 ile yaşadım. Gerçekten senkronize olma konusunda çok güçlü ve güvenilir bir yapıya sahip. Withings Pulse‘ı ise bu konuda sizi yarı yolda bırakabilir. Tüm tetikleme işlemleri manual olarak sizin tarafnızdan yapılması gerekiyor. Ayrıca, veri aktarımı sarjın büyük bir bölümünden alıp götürüyor.

Bağlantı için özel bir arabirime ihtiyaç duymaması da aslında tercih sebebi olabilir. Ama bu tip cihazlara bakıldığı zaman hemen hemen hepsi genel standartlar dışında kendi özel arabirimlerini kullanıyorlar. Bu alanda Withings Pulse daha iyimser diyebilir. Bilindik bir Micro USB girişi ile rahatlıkla şarj olabiliyor.

4. Akıllı Yapı ve Basit Yapay Zeka Uygulamaları 

Elde edilen veriyi yorumlama ve bundan anlamlı çıkarımlar yapabilmesi ise işin yazılım hünerlerini de devreye sokabilmesi için önemli bir faktör. Burada elde ettiği verileri yorumlama ve hatta bazı durumlarda tahmin yürütebilme becerisini gösteren Jawbone UP24 beni oldukça memnun etmişti. Gerçek mühendislik yeteneklerini adım adım keşfetmek heyecan verici bir deneyim. Fakat gelgelelim piyasadaki bir çok cihaz bu tip hünerlerden yoksun. Yorumlama ve tahmin etme gibi semantik eylemlerden ziyade normal veriyi bile düzgün hesaplayamayan ve işleme sokamayan cihazlar yaygın.

Bu noktada bu cihazlarda hata payının ve hoşgörü frekansının düşük olması taraftarıyım. Çünkü bu cihazların bulunduğu kulvar pek de fazla hatayı ve yanılmayı kabul edecek bir alan değil. O nedenle üreticilerin daha dikkatli ve titiz geliştirme yapmaları gerekiyor.

5. Cihazın şekli ve Tasarımı

Bileklik yerine yanınızda taşıyabileceğiniz ufak bir aygıt çok daha rahat ve kolay olabiliyor. Özellikle yaz aylarında kolunuzda daima bir şey taşımak bunaltıcı ve yorucu olabiliyor. Ama bir klips aracılığıyla pantolona ilişkilendiren bir cihaz kendini çok rahat unutturabiliyor.  Bu noktada tüm üreticilerin bu tip alternatif cihazları mevcut. Fakat tek handikap bu cihazlarının bileklik abilerine göre daha düşük seviye donanım ve yeteneğe sahip olmaları. Withings Pulse cihazı bu noktada bir fark yaratıyor. Hem bileklik hem de klips ile gelen ürün, 2 farklı biçimde de kullanabilmenize olanak sağlıyor.

6. Veriye Erişim

Bu tip cihazlar genellikle veriyi bulut sistemler üzerinde saklıyorlar. Cihaz hafızaları pek ihtiyaçları yok. Olsa bile çok cüzi boyutlarda olması bile yeterli olabiliyor. Bu veriyi depolama, koruma, yedekleme gibi işlemlerden sizi kurtarıyor. Hatta veriye sadece akıllı telefondan değil web üzerinden de servis edebilmesini sağlıyor. Fakat bu basit ve konforlu gibi gözüken durumu her cihaz üreticisi tercih etmiyor. Örneğin Jawbone‘un hesap bilgileri ile giriş yapabileceğiniz web konsolu yok. Ama Fitbit ve withings gibi üreticilerin web arabirimi mevcut.

7. Takip Ekranı 

Takip ekranı ise kullandıktan sonra fark ettiğim önemli bir lüks seçenek. Lüks diyorum çünkü olmadığı zaman pek aramıyorsunuz veya mobil uygulama üzerinden ihtiyacınızı karşılayabiliyorsunuz. Ama olduğu zaman ise ara ara bakıp bilgi almak insanı keyiflendiriyor. O nedenle ufakta olsa anlık bilgi alabileceğiniz bir ekran oldukça konforlu önemli bir seçenek. Ne yazık ki Jawbone gibi üreticiler bu konuda oldukça ketum. Fitbit veya misfit gibi üreticiler ise özel bir iletişim dili tercih ediyor. Ekran konusunda en rahatı withings. Oldukça güzel ve kullanımı kolay bir ekranı mevcut..

Bu yazıya özgürce yorum yazabilirsin!
Haydi birşeyler yazmaya başla...


View Sidebar