Akademik

Türkiye özellikle İstanbul giderek bir konferans cennetine dönüşüyor. Sayıları her geçen gün artan konferanslarda birbirinden kıymetli konuşmacılar birbirinden değerli bilgilerini ve deneyimlerini paylaşıyorlar. Bu artan popülasyon sayesinde çeşitlilikte her geçen gün çoğalıyor. Uzmanlık alanınıza dair önemli ve güncel bilgileri bu konferanslar sayesinde hap niteliğinde 3-4 oturumda edinebiliyoruz. Ya da sahip olduğumuz mesleğin gelecek dönemlere yansımaları üzerine hararetli konuşmalar, tartışmalar yapabiliyoruz.

Bu konferans, etkinliklerden daha fazla nimetlenebilmemiz adına öncelikle kendime daha sonra da sizler için bir liste hazırladım. Eğer her konferans öncesi bu listeye bir göz atabilirsek daha etkin ve nitelikli bir katılımcı olacağımız yönünde düşümcülerim var. Sizinde önemli gördüğünüz ve değerine inandığınız teknikler, araçlar varsa onları da paylaşırsanız çok iyi olur. 

 1. Ses kayıt cihazı

Bir çok uzman ses kayıt cihazını konsantre bozucu birşey gibi görsede bence önemli ve kıymetli bir araç. Konferansda gözden kaçırdığınız noktaları tekrar edebilmeniz açısından bir ses kayıt cihazının yanınızda olmasında büyük mühim ve önemli görüyorum. Böyle bir cihaza sahip olmanız birebir de şart değil. Artık gelişen telefonlar ve tablet pc’ler size en iyi ses kayıt cihazının yapabildiği tüm hünerleri bir arada sunabilmekte. Sahip olduğunuz telefona konusunda uzman bir yazılım edinmeniz bu ihtiyacınızı karşılayabilir.

2.Konuşmacı listesine göz atın! 

Gitmeyi planladığınız konferansta belkide sadece 1-2 tane önemli gördüğünüz kritik konuşmacılar olabilir. Bence muhakkak tüm listeye bir göz atın. Bazen hiç beklemediğiniz veya tanımadığınız konuşmacılarda başarılı performanslar ve kritik konular aktarabiliyor. O nedenle tüm bir listeye göz atmakta fayda var. Ayrıca tanımadığınız konuşmacıların yaptığı çalışmaları, bulunduğu projeleri inceleyerek uzmanlık alanları konusunda fikir sahibi olmalı.

3.Notebook veya tablet pc

Not alabilmek için artık kağıt kalem taşımak kadar pratik ve kolay bir yöntem; teknolojilerden faydalanmak. Bu konuda tabletler netbook’lardan oldukça pratik ve işlevselli. Ayrıca şarjlarıda oldukça fazla gidiyor. Bu tip yeni nesil öncü teknolojilerden faydalanma konusunda büyük yarar görüyorum. Notebook’lar da bu konu da en az tablet’ler kadar pratik. Fakat şarj sıkıntısına dikkat etmek gerek. Konferans öncesinde notebook’larınızı tam kapasite şarj edin. Tam günlük etkinlikler için şarj cihazınızı yanınızdan eksik etmeyin derim. Not almanın klasikleşen ustaları kağıt kalemi de hiçbir zaman göz ardı etmeyin. ;) Hiçbir zaman sizi yarı yolda bırakmazlar.

4.Etkinlik bileti

Konfreranslar popülerliştikçe ve yaygınlaştıkça genel kanıya karşın fiyatları yükseliyor. En makul ve seçilebilir biletler; öğrenci grubuna ait. Limitli koltuk sayısı ve konumlarındaki sıkıntı nedeniyle konferanstan alacağınız keyfi bir nebze azaltabilir ama atmosferi paylaşmak için bence ideal bir bilet tipi. Bence öğrencileri teşfik etmek için bu tip biletlerin sayıları artırılmalıdır.

5. Gözlük veya Lens

Eğer görme konusunda bir sıkıntınız varsa lens veya gözlük kullanıyorsanız unutmamanız gerekenler listesinin ilk maddesine bunları yazabilirsiniz.

Yazının 2.bölümünde seminerlerde, konferanslarda not almanın sırlarını anlatacağım. Heyecanla bekleyin..

05 Temmuz 20120 commentsDevamı

Prof. Dr. M. Erdal Balaban‘un Proje Yönetimi adlı ders için Elif Kartal Karataş ile hazırladığımız “İŞLETMELERİN BULUT BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİNE BAĞLI PROJE SEÇİMİ İÇİN BİR YOL HARİTASI” adlı makale için hazırladığım ve çok önemli olarak gördüğüm bir bölümü paylaşmak istedim.

Cloud(bulut) kelimesi daha çok internette bulunan içerik anlamında kullanılmaktadır. Bu yüzden bazı kaynaklarda bulut bilişimin, net-işlem gibi kullanımları mevcuttur.

Bu kavramı en basit düzeyde açıklamak gerekirse, çalıştırılan yazılımların temelde bilgisayarda değil, internet üzerinden erişilebilmesi, dünyanın çeşitli bölgelerindeki veri merkezlerinde bulunmasıdır. Yazılımlara uzaktan bir veri merkezi üzerinden erişiminin son kullanıcıya veya işletmeye en büyük yararı, daha mütevazı donanımlarla çok daha kapasiteli işler gerçekleştirmesine olanak sağlamasıdır. Ayrıca, son kullanıcılar veya işletmeler yürüttükleri işleri sadece kendi bilgisayarları üzerinden değil istedikleri lokasyonda bulunan internet erişimi olan her türlü bilgisayarda devam ettirebilme şansına sahip olmaktadır.

Bulut bilişim teknolojileri tamamen ölçeklenebilir bir yapıyı işaret ederken, internete bağlı aygıt sayısının sürekli artmasıyla gittikçe daha da yaygınlaşmakta ve sadece bilgisayar üzerinde değil mobil aygıtlar üzerinde de uygulanabilmektedir.  O nedenle en büyük yararı düşük donanım maliyetidir. Dolayısıyla minimum kaynak kullanımıyla güncel en güçlü kişisel bilgisayarların performanslarına erişilmektir. Bu yüzden bulut bilişim kullanan bilgisayarların düşük kapasiteli sabit diske, belleğe ve işlemciye sahip olması, performans kaybı yaşamanıza neden olmaz. Düşük donanım da düşük donanım maliyetini beraberinde getirir.

İşletmeler için Bulut Bilişim Teknolojilerinin Önemi

Bulut bilişimin kurumlar için sağladığı faydalar aşağıda yer almaktadır.

  • İşletmeler içersinde tüm çalışanlar için eş-değer performans gösteren sistemlere sahip olmasına olanak sağlar. Bu teknolojiye sahip uygulamalar, klasik programlara oranla çok daha az sistem kaynağı tükettiği için sistem üzerinde herhangi bir performans kaybı yaşanmaz. Gerekli tüm işlemler bulutta yapılır.
  • Yazılım maliyetlerini düşürmektedir. Her bilgisayar için ayrı ayrı yazılım paketleri almak yerine sadece kullanıcıların ihtiyaç duyduğu uygulamalara erişim sağlanmaktadır. Ayrıca büyük işletmelerde programların yüklenmesi ve yönetimi de ayrı bir maliyettir.(Bir çok kurum içersinde bu işlemlerden sorumlu özel birimler ve uzman ekipler bulunması gerekmektedir.) Cloudcomputing ile program yüklenmesine ihtiyaç duyulmadığı için herhangi bir iş yükü yoktur. Ayrıca yazılımları satın almak yerine kiralanabilmektedir ve bu şekilde tasarruf edilebilmektedir.
  • Bulut bilişimdeki uygulamalar anında güncellenebilir. Tercih edilen web tabanlı uygulamanın yeni sürümü çıktığında veya bazı açıkları kapatmak için güncelleme yayınlandığı anda tüm kullanıcılar en güncel sürümü direk yükseltilmektedir. Bunun için kurumun herhangi bir çaba ve masraf üstlenmesine ihtiyaç yoktur.
  • Bilginin saklanması ve depolanması da kurum içersinde önemli bir faaliyettir. Ayrıca, bu bilginin kurumun ürettiği değer olduğu için kaybolması ve zarar görmesi durumunda kurum için büyük risk barındırmaktadır. Oysaki bulut bilişimde depolama kapasitesi ölçeklenebilir, ihtiyaca göre arttırılabilir. Bu teknoloji ile uygulama üreten firmalar, üretilen bilginin depolanması ve yedeklenmesi işlemlerinden birinci dereceden sorumludur. Bu işlemleri kusursuz olarak yerine getirmeleri beklenmektedir. Bulut teknolojisi ile geliştirilen uygulamalar bu işlemleri otomatik olarak yerine getirmektedir.
  • Uygulamalar herhangi bir donanım gereksinimi olmadığı gibi herhangi bir ek yazılım ve özel işletim sistemine de ihtiyaç duymaz. Bu nedenle, kullanıcıların sıklıkla yaşadıkları işletim sistemleri farklılıkları durumları ortadan kalkar. Yapılan işler, dosyalar birbirinden farklı işletim sistemleri üzerinden ekstra hiçbir ayar ve işlem gerekmeden transfer edilebilmekte, paylaşılabilmektedir.
  • Bulut Bilişim sayesinde oluşturulan bir belgenin diğer bilgisayarlarda nasıl görüneceği, açılıp açılmayacağı gibi problemler ortadan kalkmaktadır. Yazılım versiyon çakışmaları ve farklı üreticilerin ürettiği yazılımlar arasındaki uyumsuzluk sorunları gözlenmemektedir.
  • Bulut Bilişim’in en büyük avantajlarından biri aynı belge üzerinde aynı anda birden çok kişinin düzenleme yapabilmesidir. Bu da kurum içersinde ortak iş yürüten ekip ve gruplar için çok önemli bir işlemdir. Üretkenliği ve ortak bilinç artırır. Üzerinde çalışan dosyalar veya işlerin eşleştirilmesi ve güncellenmesi tamamen bu teknoloji tarafından yapılır. Bu nedenle, dosyalar kişisel bilgisayarlar yerine bulutta depolandığı için kullanıcılar, internet bağlantısına sahip olan herhangi bir bilgisayar ile belgenin en güncel haline her an ulaşabilmektedir.
  • Son olarak bu teknolojide gizlilik ve güvenlik hat safhadadır. Eğer bilgiler bulutta saklanıyorsa, kullanıcıların bilgileri yanında taşımasına gerek kalmaz. Mobil aygıtların düşüp bozulması, kaybolması ya da çalınması, bilgilerin kaybı ile sonuçlanmaz zira önemli her şey buluttan geri yüklenebilir. Bulut sayesinde kurumun ürettiği know-how, ticari sırlar sanal ortamda ‘gizlenebilmektedir’.

Yukarıda bahsedilen avantajları kadar bu teknolojinin dezavantajları da bulunmaktadır. Kısaca onlardan da bahsetmek gerekirse;

  • İşletme içersinde aygıtların daima internete bağlı olması gerekmektedir. Eğer internet bağlantısında problem olursa web tabanlı uygulama ve servisleri çoğunlukla kullanılmamaktadır.(Bazı sistemler çevrimdışı çalışma ortamlarına uygun düzenlenmiştir. Çevrimdışı yapılan işleri uygun şartlar sağlandığında otomatik olarak senkronize edebilmektedir.) İnternete bağlı olmama durumunda bulutta bulunan belgelere ulaşılamayacağından işler aksayabilir. 3G’nin yaygınlaşmasıyla birlikte bu durum büyük oranda geçerliliğini yitirse de cloudcomputing için hala büyük bir dezavantajdır.
  • Hızlı bir bağlantı olsa bile web tabanlı uygulama ve servisi çalıştıran sunucu aşırı yoğunsa kullanılan uygulama normalden daha yavaş çalışabilmektedir.
  • Tüm belgelerin ve dosyaların bulutta bulunması her ne kadar avantajlı görünse de kötü niyetli kişiler bulut sunucularına çeşitli saldırılar düzenleyip kurumun verilerini ele geçirebilir veya kullanılmaz hale getirebilmektedir.
  • Bulut üzerinde bir yazılım çalıştırılıyorsa, bulut altyapısı güncellendiğinde, kullanılan yazılım bu güncelleme ile sorun yaratabilmektedir. Bulutu çalıştıran sistem, kurumun kontrolünde olmadığı için, bulut üzerine kurulan yazılım, klasik sunuculu sisteme göre daha az kontrol altındadır.
  • Hizmet alınan bulut sistemini işleten firma, gerekli bakım ve servisleri yapmaz ise, bulutta meydana gelebilecek bir arızada tüm veriler kaybedilebilmektedir.

Bulut kavramının bilgisayar teknolojileri alanında henüz çok yaygılaşamaması da doğabilecek ve öngörülemeyen problemlerinde var olmasına sebep olmaktadır. Bu noktada, kurumların bu teknoloji ile üretilen uygulamaları tercih etmesi için var olan tüm alternatifleri değerlendirmesi ve ciddi bir seçim süreci sonunda karar mekanizmalarını devreye sokmaları gerekmektedir.

 

 .

20 Ocak 20121 commentDevamı

2011 Güz Döneminde doktora programım kapsamında “proje yönetimi” dersini alıyorum. Dersin yürütücü Prof. Dr. M. Erdal Balaban hocamız, gayet vizyoner ve yeniliklere açık düşünce yapısıyla bir konferans hazırlamamızı istedi. Konferansın temasını da günümüzün popüler konularından biri olan sosyal medya ile eğitimin üzerine kurgulamamızı istedi. Bizde kolları sıvayıp organizasyon işine giriştik. Erdal hocanın yönlendirmeleriyle Türkiye’de ilk defa sosyal medyayı eğitim açısından inceliyor olacağız. Bunu doğru ölçekte gerçekleştirebilmek için hem sektörden hem de akademiden bakış açılarıyla değerlendiriyor olacağız. Konferans, 29 Aralık Perşembe günü Işık Üniversitesi – Şile Kampüsünde gerçekleşecek.

Şile kampüsüne ulaşım için Işık Üniversitesi’nin Taksim, Maslak ve Kadıköy’den kalkan ring servislerini kullanabilirsiniz.

Konferans hakkında tüm gelişmeleri facebook sayfasından takip edebilirsiniz.

Sosyal Medya ve Eğitim Konferansı – Program

Akademik Bakış

  • Bilgi Çağında Eğitimi Yeniden Düşünmek
    Prof. Dr. Gonca Telli Yamamoto (Okan Üni. – Uzem Genel Müdürü)
  • 21. Yüzyıl Bilgi Çağı Eğitimi
    Kamil Mehmet Özkan (Kadir Has Üni. İletişim Fakültesi)
  • Sosyal Medyanın Angajman Etkisinin Yükseköğretime Etkileri
    Doç. Dr. Aykut Arıkan (Yeditepe Üni. – Rektör Danışmanı, İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi)
  • Sosyal Medyanın Önemi ve Eğitim alanında Uygulamaları
    Abdullah Düvenci (Marmara Üni. Bilgisayar Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği, Öğretim Üyesi)

Sektörel Bakış

  • Eğitimde Sosyal Medya Takibi
    Harun Pekşen (Angelabs A.Ş., Yönetici)
  • Sosyal Medya ve Eğitim
    Osman Fatih Cengiz (TTnet İnteraktif Medya Uzmanı)

 .

20 Aralık 20110 commentsDevamı

Bu sene doktorada epeyce bir zorlandım. Hatta zorlanmaya da devam ediyorum. Tüm derslerin oldukça fazla yükü vardı. Proje geliştirmesinden tutunda araştırmasına kadar eski öğrencilik günlerimi tekrardan hatırladım. Bu dönem içersinde uykusuz gecelerim ve allak bullak günlerim oldu. Zaten bol koşuşturmalı olan günlük periyoduma, bir de bu tip kariyer yükleri binince şenlikli bir süreç geçirdim, anlayacağınız.

Bu dönemin ilk meyvelerinden birini sizlerle paylaşmak istedim. 2011 Bahar dönemin derslerimden biri de Doç. Dr. Murat Erdal‘ın yürüttüğü E-İş dersiydi Bu ders kapsamında bilişim sektöründe tedarikçi analizi, performans değerlendirmesi, performans kartları ve sözleşmeler üzerine çalıştık.

Sektörü farklı bir bakış açısıyla incelemek ve yeni değer yargılarını tespit etmek adına oldukça faydalı bir ders süreci geçirdim diyebilirim. Yazının bundan sonra okuyacağınız kısımı bu dersin ilk meyvesi olan “bilişim sektöründe yapılan sözleşmeler” üzerine bir özet niteliği taşımakta. Günümüz Türkiye’sinde özellikle yazılım sektöründe yapılan sözleşmeler tek taraflı, üreticiyi korumak yönünde. Oysa ki üretici kadar en az alıcının da hakları ve şartlarınında gözetilmesi gerekmekte. Yurtdumda ne yazık ki bu yazılı süreç hala ağızdan çıkan sözlere bağlı. Henüz yaygın bir sözleşme kültürümüz yok. Sözleşme tabiri, kurumsal ve yaptırım gücü yüksek olan firmaların literatüründe mevcut. Bunun giderek yaygınlaşması ve gerekli hukuksal süreçlerden geçirilmesi gerek.

Ama ne ironiktir ki, sözleşmelerden bahsederken benim güzel memleketim, hiçbir kullanıcı grubu yorumu almaksızın ulusal nitelikte filtre uygulamalarına muhatap kalıyor. Hadi bilgi edinme, bilgi sahibi olma gibi temel vatandaşlık haklarını bir yana bıraktım, en basitinden tüketici haklarına (tüketici çünkü bu interneti kullanmak için çatır çatır vergiler alınıyor) bile uygunsuz bir hareketten bahsederken yazılı kültürümümüz perçinlemek tabii ki zor. Neyse bu konuya geri döneceğimi hatırlatarak biz asıl meseleye geçelim.

Bilişim Sektöründe Yapılan Sözleşmeler

Yazılım geliştirme sürecini ve sonunda elde edilen ürünün kapsayan çok çeşitli sözleşme tipleri vardır. Fakat en kaba haliyle genel olarak bakıldığı zaman 2 ana kategori altında toplanabilir. Bunlardan birincisi satıcının herkes için ortak hazırladığı bir sözleşme tipidir. Sahip olduğu kriterler geneldir. Teklif yazılım satıcısı tarafından hazırlanır. İkinci kategoriye giren sözleşmeler ise alıcının belirlediği ihtiyaçlara göre özel olarak değerlendirilen ve hazırlanan yazılımlar için hazırlanan sözleşmelerdir. Bunda teklif alıcı tarafından hazırlanır.

Sözleşme tiplerine baktığımız zaman;

1. Ürün sözleşmesi, garanti ve lisans sözleşmeleri: Bu sözleşmeler ürün sahibi ile alıcı arasında yapılan anlaşmalardır. Satın alınan donanım ürününün garantisi, yazılım lisansları bu sözleşme türüne birer örnektir. Bu sözleşmeler alıcı tarafından imzalanmaz. Ürünü aldığı takdirde veya yazılımı kullanmaya başladığı andan itibaren geçerli olan sözleşmelerdir. Alıcının detaylı ihtiyaçlarını kapsayan özel ürünler için kullanılmaz. Genel amaçlı satın alma süreçleri için geçerli değerler barındırır.

2. Ürün tedarikçisi için sözleşmeler: Bu sözleşmeler alıcı için belirli bir ücret ve şartlar içermektedir. Tedarik sözleşmeleri bu nedenle yazılım distribütörü veya yazılım tedarikçisi ile alıcı arasında yapılan anlaşmalardır. Satış sürecine odaklanır, ürünün fiyatı, temini, ödeme biçimi gibi maddeler barındırır. Garanti veya lisans üzerine herhangi bir şart barındırmaz. (Bu sözleşmeler direk yazılım üreticisi ile alıcısı arasında yapılan anlaşmalardır. 1. Tip anlaşmalar )

3. Ürün tedarikçisinin hizmet sözleşmeleri : Alıcının ihtiyaçlarına yönelik hazırlanmış hizmetleri kapsayan sözleşmelerdir. Birçok farklı tipi vardır.

a. Tek seferlik hizmete hazır hale getirme (one-time deployment services ): Bir sefere mahsus yazılımın kurulumu ve hizmete hazır hale getirilmesi sürecini kapsayan sözleşmelerdir. Gerekli ayarların ve donanım optimizasyonunun yapılması içerir.
b.
Tek seferlik eğitim hizmeti (one-time training services): Alıcı firmanın çalışanları için tek seferlik verilen kuruma özelleştirilmiş eğitim içeriğinin barındırır.
c.
Yönetim Hizmeti (managed Services): Alıcının IT altyapısına yönelik bakım ve ihtiyaç analizlerini kapsayan süreçler üzerine yapılan anlaşmalar için kullanılan sözleşmelerdir. Bu sözleşmelerde alıcı firmanın hem yazılım hem de donanım altyapısına yönelik iyileştirmeler ve bakım ihtiyaçları karşılanır.
d.
Dış tedarik hizmetleri (outsourced services): Alıcı firmanın kendi hizmet içi ihtiyaçlarına yönelik alınan hizmetler için yapılan sözleşmelerdir.
e.
Yazılım Bakımı (software maintenance): Kullanılan yazılımın bakım ihtiyaçlarını kapsayan sözleşmelerdir. Hem özelleştirilmiş yazılımların hem de paket yazılımların bakım ve ihtiyaç gereksinimlerini karşılar.

Hizmet sözleşmeleri yapıldığı bölgeye göre ve hizmetin içeriğine yönelik özelleştirilmiş şartlar içerebilmektedir.  Ama genellikle ücret, işin tanımı, temini, varsayımları, gereksinimleri, öngörülen çalışma takvimini ve gerekli yasal süreçleri üzerine ilgili şartlar ve maddeleri barındırır.

4. İhtiyaca yönelik özel geliştirme veya destek çözümleri için sözleşmeler: Bu sözleşmeler satıcıların alıcılar için yapacağı özel işlerin yapılabilmesi için gerekli maddeleri barındırır. Genellikle birkaç sözleşmenin birleşmesinden meydana gelir. (hizmete hazır hale getirme sözleşmesi + ürün tedarik sözleşmesi gibi). Bakıldığı kadar da basit değildir. Çünkü hem alıcı hem de satıcı yakın temas çalışmak zorundadır. Gerekli ihtiyaçlar net bir şekilde tanımlanmalı ve sorumluluklar taraflar arasında eşit niteliklerde paylaştırılmalıdır. Yapılan işin entelektüel sahibinin hangi taraf olacağı net olarak belirtilmelidir. Çünkü kullanım hakkı ile sahiplik hakkı aynı değerleri taşımaz.

Bir de mühendislik tabanlı geliştirme süreçlerini barındıran anahtar teslim projeler için hazırlanmış sözleşme formatları vardır.

  1. Sabit Fiyatlı Sözleşmeler (lump sum contract/ fixed fee contract): Kapsamı net olarak tanımlanmış projeler için kullanılan sözleşmelerdir. Proje kapsamı yeteri kadar tanımlanabildiği için gerekli olan çalışma takvimi ve ücreti net olarak belirlenebilir.
  2. Birim Fiyat Sözleşmeleri (unit price contract): Projenin sahip olduğu niceliklere göre tanımlanan sözleşmelerdir. Bu nicelikler üzerinden çalışma takvimi hazırlanır. Pey der pey geliştirilen projeler için uygun olan sözleşmelerdir. Her adım ayrı tanımlanır ve şartlandırılır. Ona göre sözleşme bazlı olarak proje tamamlanır.
  3. Ek ücret sözleşmeleri (cost plus contract): Proje içersinde öngörülmeyen ve geliştirme sürecinde projeye dahil edilen tüm malzeme veya iş gücü ihtiyaçlarının ekstra olarak hesaplanması için yapılan sözleşmelerdir. Bu sözleşme proje durumuna göre farklı tiplerde gerçekleştirilebilir.
    Cost + Fixed Percentage Contract
    Cost + Fixed Fee Contract
    Cost + Fixed Fee with Guaranteed Maximum Price Contract
    Cost + Fixed Fee with Bonus Contract
    Cost + Fixed Fee with Guaranteed Maximum Price and Bonus Contract 

    1. Teşvik Edici Sözleşmeler (Incentive Contracts): belirlenen hedefe, bütçeye veya çalışma takvimine göreperformansdeğerlendirmesiüzerine yapılan sözleşmelerdir.Bu sözleşmelerin2 ana kategorisi vardır.
      a.Fixed Price Incentive Contracts:
      belirli bir ücretin üzerine belirli bir performans gösterilmesi beklenen sözleşmelerdir.
      b.
      Cost Reimbursement Incentive Contracts: tarafların görüşerek karar verdikleri bir ücret, gösterilecek olan ekstra performans ile ilgili olarak bir formül geliştirilir. Bu formül ile minimum ve maksimum limitler belirlenir. Proje sonunda da gösterilen performansa göre bu formül uygulanır.

.

20 Haziran 20110 commentsDevamı

Geçen yazımda processing’de programlama konusunda değinmiştim. Bu yazımda yine başka bir açık kaynak programlama dili olan Qt üzerine söz edecegim.

Qt, platform bağımsız kullanıcı grafik arabirimi için geliştirilmiş bir araçtır. 2008 yılında Nokia’nın satın alması ile artık tam anlamıyla bir açık bir ortamda geliştirilmese de hem LGPL lisanslı hem de ticari lisanslı olarak 2 ayrı lisans ile dağıtılmaktadır. İlk geliştiricisi Trolltech adlı firmadır. Bu firma Qt’u ilk başta ticari ortamda çıkarsa da geçen süreç içersinde özgür ortam şartlarına göre lisanslamak zorunda kalmıştır. Nokia’nın satın almasıyla birlikte de yukarda bahsettiğim gibi 2 farklı lisansla dağıtılır hale gelmiştir. Nokia, uzunca bir zamandır Qt geliştirme ortamı için büyük yatırımlar yapmakta. Tüm yeni nesil telefonlarında Qt framework’ü yüklü olarak geliyor. Eski modellerde ise ovi mağazası üzerinde Qt framework’ü indirilip yine Qt uyumlu hale getirilebiliyor. O nedenle Nokia’nın geniş skalada ürettiği telefon modelleri arasındaki en büyük standardizasyonu bu araç ile sağlamakta.

Çoklu platform destekleyen bir GUI (Graphic User Interface) olduğu için birçok programlama diliyle uyumlu çalışır. Genel olarak ama C++ ile birlikte kullanılmaktadır. Nokia uygulama geliştirme ortamı için hazırlanan Nokia Qt Creator editörü de C++ için optimize edilmiştir. Ancak Qt yi sadece bir görsel uygulama kütüphanesiymiş gibi düşünmek de yanlış olur. Qt bünyesinde her türlü araç ve kütüphaneyi barındıran çok geniş bir ortamdır.

Araya girip ufak bir açıklama yapacağım; peki, belli bir platforma bağımlı kalmadan derken neyi kastediyoruz? Qt kullanarak geliştirdiğiniz uygulamaları üzerinde herhangi bir değişiklik yapmadan pek çok masaüstü bilgisayar ve gömülü işletim sistemlerinde kullanabilirsiniz. Qt, MacOS 10.2.8+, X11 ile UNIX (Linux, FreeBSD, Solaris) ve Windows 98/NT/2000/XP ve üzerini desteklemektedir. Qt ile yazmış olduğunuz kodları bu platformlar arasında rahatça taşıyabilirsiniz.

Qt arayüz geliştirme konusunda gelişmiş araçlara sahip olsa da aynı zamanda veritabanı ve ağ işlemleri konusunda da epeyce bir yeteneklidir. Özellikle veritabanı konusunda Qt çok büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Qt,  Oracle,Ms Sql Server, Sybase Adeptive Server, IBM DB2, PostgreSQL, MySQL, Borland Interbase, SQLite, ve ODBC-uyumlu tüm veritabanlarını desteklemektedir.

Qt üzerine yazmaya devam edeceğim..

07 Mayıs 20110 commentsDevamı
View Sidebar