Kişisel Notlar
Sosyal Medya ve Eğitim Konferansı 29 Aralık, Perşembe günü Işık Üniversitesi – Şile Kampüsünde!
2011 Güz Döneminde doktora programım kapsamında “proje yönetimi” dersini alıyorum. Dersin yürütücü Prof. Dr. M. Erdal Balaban hocamız, gayet vizyoner ve yeniliklere açık düşünce yapısıyla bir konferans hazırlamamızı istedi. Konferansın temasını da günümüzün popüler konularından biri olan sosyal medya ile eğitimin üzerine kurgulamamızı istedi. Bizde kolları sıvayıp organizasyon işine giriştik. Erdal hocanın yönlendirmeleriyle Türkiye’de ilk defa sosyal medyayı eğitim açısından inceliyor olacağız. Bunu doğru ölçekte gerçekleştirebilmek için hem sektörden hem de akademiden bakış açılarıyla değerlendiriyor olacağız. Konferans, 29 Aralık Perşembe günü Işık Üniversitesi – Şile Kampüsünde gerçekleşecek.
Şile kampüsüne ulaşım için Işık Üniversitesi’nin Taksim, Maslak ve Kadıköy’den kalkan ring servislerini kullanabilirsiniz.
Konferans hakkında tüm gelişmeleri facebook sayfasından takip edebilirsiniz.
Sosyal Medya ve Eğitim Konferansı – Program Akademik Bakış- Bilgi Çağında Eğitimi Yeniden Düşünmek Prof. Dr. Gonca Telli Yamamoto (Okan Üni. – Uzem Genel Müdürü)
- 21. Yüzyıl Bilgi Çağı Eğitimi Kamil Mehmet Özkan (Kadir Has Üni. İletişim Fakültesi)
- Sosyal Medyanın Angajman Etkisinin Yükseköğretime Etkileri Doç. Dr. Aykut Arıkan (Yeditepe Üni. – Rektör Danışmanı, İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi)
- Sosyal Medyanın Önemi ve Eğitim alanında Uygulamaları Abdullah Düvenci (Marmara Üni. Bilgisayar Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği, Öğretim Üyesi)
- Eğitimde Sosyal Medya Takibi Harun Pekşen (Angelabs A.Ş., Yönetici)
- Sosyal Medya ve Eğitim Osman Fatih Cengiz (TTnet İnteraktif Medya Uzmanı)
More >
şu sıralar…
en sıklıkla kullandığım kelime “darma-dağın”…
darma-dağın bir hayata doğru yuvarlanıyor gibiyim. Canım sıkkın, kafam karışık…
Hayallerim, yapmak istediklerim cebimde, ama kalabalıklar içinde en dipsiz kuyulara düşmüşüm. Cebimdekiler kırık dökük. Kuyu derin, sesimi duyan yok. Karanlık rahatsız ediyor, huysuzlanıyorum. Uzanan eli geri çeviriyorum. Duyanları da yok sayıyorum. Benim derdim kuyu değil karanlıkla! Ben zaten kuyudaydım, fenerimi kaybettim.
Oysa ne de güzeldi… tam da biz oldu derken bensizliğin kuyusunda ben olmak, fenersiz olmak. Kuyu karanlık. Hayat ümitsiz. Ben yanlız kalamam. yaşamam. Ama biz için de tüm hayallerimi benliğimi yitiremem. İkilem. Yok ben “darma-dağın”‘ı alayım. Sarhoş olmak kalbi susturuyor. Kalp kanar, akar, sızlar. Kuyuda bir de kalp derdi. Cebimdekiler kırık dökük. Halim perişan…
2011′in en geç kalmış yazısı…
Eskiz Defteri‘nin yapraklarına bir göz atsanız, gözünüze en çok çarpacak olan şey; yazılar arasındaki anlamsız uzun sürelerdir. Kimi yazılarda bu boşluk 3 ayı bile bulabilir. 3 ay dile kolay nelere gebe aslında, neleri barındırabilir içinde…
Ama kolay değil hayatın akışını yakalamak… çoğu zaman ben yakalayamayanlardan oldum hep. Buna bir nebze olsun set çekebilmek için Aralık ortasından bu yana (benim için) çok radikal bir kararın süreci içersindeyim. Sahip olduğum yegane ortamı, birbirinden güzel insanları biraz olsun geride bırakıp yine kalbimin en özel yerini mesken edinmiş bildiğim ve güvendiğim yuvama geri döndüm. Yine bu sayfaların birçoğunda; “artık bu bir milad”, “artık bol bol yazacağım” diye sözcükler de sarf etmişimdir. Bir çoğunda da; “yepyeni bir süreç başladı” demişimdir.
Fakat bu yeni bir süreç değil. Bu bildiğim, güvendiğim bir yuvadan seslenmenin verdiği huzurdan başka birşey değil. Sımsıcak bir yuva içersinde insan daha rahat ve kendi olabiliyor.Hayalleriyle başbaşa kalabiliyor.
Ben de tüm bunlara güvenerek daha sağlam adımlar atmaya başlıyorum. (Zaten bu adımlarda ilk filizlerini vermeye başladı.) Umarım 2011 çok daha fazla üretken ve verimli olduğum bir yıl olacak. Bol bol yazılar yazacağım bol bol paylaşımlarda bulunacağım.
Bu bolluktan ilk nasibini de (duyurmaktan büyük mutluluk duyduğum) ogretimteknolojileri.net aldı. Eğitim teknolojileri, bilgisayar destekli eğitim ve uzaktan eğitim üzerine yazılar barındıran bu yeni blogum More >
Bilgi ve İnsan Sempozyumu Ardından
Etkinlik üzerinden nerdeyse 4,5 ay geçti. Fakat ben evlenme telaşı, “evli olma” durumlarını sindirene kadar bu etkinliği hep öteledim. Hep geciktirdim. Böylece gündemden de düştü, hafızalardan da. Ama ben ne kadar geç kalmış olsam da Eskiz Defteri’nin yapraklarında yer almasını istedim. Ayrıca bu yazının bir önemi daha var; Eskiz Defteri’nin yenilenme süreciyle beraber artık akademik çalışmalarım üzerine daha fazla paylaşımlarda bulunacağım. Hatta bu paylaşımlarımı “Akademik Çalışmalarım” kategorisinde toplamayı da planlıyorum.Bu da bu yeni kategorinin ilk yazısı.
Sempozyumun tam adı “2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbulda Bilgi ve İnsan Sempozyumu” ‘dır.
Öğrencisi olduğum doktora programı kapsamında seçtiğim “Bilgi Yönetimi” dersi içersinde çok anlamlı ve etkin bir sempozyum gerçekleştirdik. Çok kısa zamanda çok kısıtlı olanaklarla dolu dolu bir etkinlik hazırladık. Tabii bu başarının arkasında her biri kendi alanında uzman olan sınıf arkadaşlarımın büyük gayret ve çabası su götürmez bir gerçekti. Ayrıca, her adımda yanımızda olan hem dersin hocası hem de bölüm başkanımız olan sayın Doç. Dr. Sevinç Gülseçen’in de olgun yön göstermeleri ve doğru zamanda doğru müdahaleleriyle böyle bir işin altından çok profesyonelce kalkabildiğimize inanıyorum. Zaten Sempozyumda bizimle beraber olanlar yeterli doyuma ulaşmıştı, olamayanlarda sempozyumdan 1-2 fotoğraf gördüğü zaman benimle ve katılımcılarımızla aynı fikirde olacağına inanıyorum.
Öncelikle sempozyum içeriği hem akademik hem de güncel konuları More >
Metrobüs’de hayatta kalmanın yolları
Otobüs görünümlü, tramvay ruhlu metrobüsler, her kahraman İstanbul vatandaşı gibi benim de hayatımda çok büyük bir yer tutmakta. 2007 yılında alelacele açıldığı ilk günden bu yana hiç aksatmadan kullanıyorum. E5 üzerinde yaptığı akrobasi dönüşler hala aklımdadır. O günlerden bu güne aramızdaki muhabbeti hiç azaltmadan günde en az 2 doz alacak şekilde devam etmekte. O nedenle bu yazı içersindeki öğütler, tespitler birebir pratiğe dökülmüştür. Kesinlike hayal ürünü değildir. Belki biraz hayatın matrak tarafından yazılmıştır ama kesinlikle tecrübelerimden damıtılarak elde edilmiştir.
Candostlarımdan Melih’in de bahsettiği gibi Metrobüs’lere binmek zor. Binipte hayatta kalabilmek ise daha zor. Ama bundan sonra sizlerle paylaşacağım cümlelere biraz kulak kapartırsanız yolculuk hayatınız biraz daha kolaylaşacak ve ferahlaşacaktır, eminim.
- Durağa yaklaşan 1.metrobüs’e hiçbir zaman binemezsiniz cabanızı 2. ve 3.lere saklayın. Onlar için yoğunlaşın.
- Ön ve arka kapılar tehlikeli kapılardır sıkışma ve sıkıştrılma oranı yüksektir.
- Metrobüs sosyalleşmeye açık bir ulaşım aracıdır. Yolculuklarım esnasında bırakın iş, okul, yakın çevre tanıdıklarını birçok eski arkadaşımla bile karşılaşma şansına yakaladım. Bunun kıymetini bilin gözlerinizi 4 açın. Olmadı bayanlara yer verin. Yol açın.
- Dipdibe yolculuk etme temel prensip olduğu için etrafınızda olup biten muhabbetlere kulak kabartma zorunda kalırsınız. Rahat olun ve başkalarınında dertlerine, sevinçlerine ortak olmaya hazır olun. Bu durum bünye üzerinde, içmeden sızmadan anlık olarak sarhoşluk etkisi yaratır. Hele hele uzunca More >

Son Yorumlar