Kişisel Notlar

Kimi benden çok seversen o’nu senden alırım !
Ve ekler;
Onsuz yaşayamam deme! seni onsuz da yaşatırım!
Ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur.
Sabır taşar.
canından saydığın yar bile bir gün el olur.
Aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür.
Düşman kalkar dost olur.
Öyle garip bir dünya..
Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur..
Düşmem dersin, düşersin!
Şaşmam dersin, şaşarsın!
En garibi de budur ya:
Öldüm der durur yine de yaşarsın!

“Mevlana Celalettin Rumi”.

26 Kasım 20120 commentsDevamı

2011 Güz Döneminde doktora programım kapsamında “proje yönetimi” dersini alıyorum. Dersin yürütücü Prof. Dr. M. Erdal Balaban hocamız, gayet vizyoner ve yeniliklere açık düşünce yapısıyla bir konferans hazırlamamızı istedi. Konferansın temasını da günümüzün popüler konularından biri olan sosyal medya ile eğitimin üzerine kurgulamamızı istedi. Bizde kolları sıvayıp organizasyon işine giriştik. Erdal hocanın yönlendirmeleriyle Türkiye’de ilk defa sosyal medyayı eğitim açısından inceliyor olacağız. Bunu doğru ölçekte gerçekleştirebilmek için hem sektörden hem de akademiden bakış açılarıyla değerlendiriyor olacağız. Konferans, 29 Aralık Perşembe günü Işık Üniversitesi – Şile Kampüsünde gerçekleşecek.

Şile kampüsüne ulaşım için Işık Üniversitesi’nin Taksim, Maslak ve Kadıköy’den kalkan ring servislerini kullanabilirsiniz.

Konferans hakkında tüm gelişmeleri facebook sayfasından takip edebilirsiniz.

Sosyal Medya ve Eğitim Konferansı – Program

Akademik Bakış

  • Bilgi Çağında Eğitimi Yeniden Düşünmek
    Prof. Dr. Gonca Telli Yamamoto (Okan Üni. – Uzem Genel Müdürü)
  • 21. Yüzyıl Bilgi Çağı Eğitimi
    Kamil Mehmet Özkan (Kadir Has Üni. İletişim Fakültesi)
  • Sosyal Medyanın Angajman Etkisinin Yükseköğretime Etkileri
    Doç. Dr. Aykut Arıkan (Yeditepe Üni. – Rektör Danışmanı, İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi)
  • Sosyal Medyanın Önemi ve Eğitim alanında Uygulamaları
    Abdullah Düvenci (Marmara Üni. Bilgisayar Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği, Öğretim Üyesi)

Sektörel Bakış

  • Eğitimde Sosyal Medya Takibi
    Harun Pekşen (Angelabs A.Ş., Yönetici)
  • Sosyal Medya ve Eğitim
    Osman Fatih Cengiz (TTnet İnteraktif Medya Uzmanı)

 .

20 Aralık 20110 commentsDevamı

Etkinlik üzerinden nerdeyse 4,5 ay geçti. Fakat ben evlenme telaşı, “evli olma” durumlarını sindirene kadar bu etkinliği hep öteledim. Hep geciktirdim. Böylece gündemden de düştü, hafızalardan da. Ama ben ne kadar geç kalmış olsam da Eskiz Defteri’nin yapraklarında yer almasını istedim. Ayrıca bu yazının bir önemi daha var; Eskiz Defteri’nin yenilenme süreciyle beraber artık akademik çalışmalarım üzerine daha fazla paylaşımlarda bulunacağım. Hatta bu paylaşımlarımı “Akademik Çalışmalarım” kategorisinde toplamayı da planlıyorum.Bu da bu yeni kategorinin ilk yazısı.

Sempozyumun tam adı “2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbulda Bilgi ve İnsan Sempozyumu” ‘dır.

Öğrencisi olduğum doktora programı kapsamında seçtiğim “Bilgi Yönetimi” dersi içersinde çok anlamlı ve etkin bir sempozyum gerçekleştirdik. Çok kısa zamanda çok kısıtlı olanaklarla dolu dolu bir etkinlik hazırladık. Tabii bu başarının arkasında her biri kendi alanında uzman olan sınıf arkadaşlarımın büyük gayret ve çabası su götürmez bir gerçekti. Ayrıca, her adımda yanımızda olan hem dersin hocası hem de bölüm başkanımız olan sayın Doç. Dr. Sevinç Gülseçen’in de olgun yön göstermeleri ve doğru zamanda doğru müdahaleleriyle böyle bir işin altından çok profesyonelce kalkabildiğimize inanıyorum. Zaten Sempozyumda bizimle beraber olanlar yeterli doyuma ulaşmıştı, olamayanlarda sempozyumdan 1-2 fotoğraf gördüğü zaman benimle ve katılımcılarımızla aynı fikirde olacağına inanıyorum.

Öncelikle sempozyum içeriği hem akademik hem de güncel konuları barındıracak nitelikte hazırlandı. İstanbul’da bilgi yönetimi konusunda sektörden ve kamudan kendi alanında uzman kişilerin katılımıyla gerçekleşen sempozyum, akademik bir kitapçık hazırlama konusunda da gerekli tüm malzemelerin üretilmesine olanak verdi. Yazının devamında sizlerle paylaşmış olduğum sempozyumun açılış ve kapanış metinleri üzerinden de etkinlik hakkında kapsamlı bir bilgi edinebilirsiniz.

Sempozyum fotoğraflarından bir seçki hazırladım. Flickr hesabıma yükledim. Göz atmanızı tavsiye ederim.

İstanbul Üniversitesi Bilgi ve İnsan Sempozyumu

Sempozyumun Amacı

Günümüzde kamusal alanda ve bireysel olarak bilgiye ulaşım ve bu bilginin kullanımı geçmişe nazaran çok daha önemli bir hale gelmiştir. Tüm bu bilginin, doğru yönetilmesi zaman ve maliyet açısından kamu kurumlarına ve firmalara büyük tasarruf sağlamaktadır. Ancak ne yazık ki bu bilgiler günümüzde çok farklı kaynaklarda dağınık olarak bulunmakta ve bilgiye erişmek zorlu bir çaba gerektirmektedir.

Bu sebeplerden dolayı İstanbul Üniversitesi Enformatik Bölümü, disiplinler arası yaklaşımı ve yaptığı çalışmalarla, bilginin doğru ve efektif bir şekilde paylaşımına yoğunlaşmış ve kentin tamamına yayılmış halde bulunan bu dağınık bilginin, yönetimi ve kontrolü için özel bir çalışma yapılmasına ihtiyaç olduğunu tespit etmiştir. Bu çalışma kapsamında pratiğe dayalı çözümler üretilmesi amaçlanmakta ve üniversite çatısı altında vatandaş ve kamu kuruluşları arasında bir bilgi köprüsü oluşturulması planlanmaktadır. Bu yolla hem yıllardır süre gelen bilgi yönetimi ihtiyacının karşılanmasına yönelik çözümler tartışılacak hem de ülkemizin bilgi toplumu olma hedefine yönelik çabalara destek olunacaktır.

Bu bağlamda yapılacak sempozyumun amacı; 2010 yılı Avrupa Başkenti olan İstanbul’da, kamusal ve bireysel alanlarda kullanılmakta olan teknolojilerin, tekniklerin veya bilgi stratejilerin yetkililer tarafından anlatılması, mevcut sorunların tespiti ve değerlendirilmesidir. Bu sempozyum sonucunda, İstanbul’da yaşayan insanlar açısından önem arz eden tüm bilgilere kolayca erişmeye olanak sağlayacak çeşitli çözümlerin geliştirilmesi ve bilimsel-akademik çalışmaların ışığında merkezi bir bilgi sisteminin prototipinin oluşturulması için gerekli stratejilerin belirlenmesi hedeflenmektedir. Böylece kamu kuruluşları ve vatandaşlar arasında bilgi tabanlı anlamlı bir bağ kurulması da mümkün hale gelecektir.

Doç. Dr. Sevinç Gülseçen ve öğrencileri

Sempozyum Açılış Metni

2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’da Bilgi ve İnsan Sempozyumu Gerçekleştirildi
10.06.2010- İstanbul Üniversitesi Doktora Salonu
2010 Avrupa Başkenti olan İstanbul’da, kamusal ve bireysel alanlarda kullanılmakta olan teknolojilerin, tekniklerin veya bilgi stratejilerinin yetkiler tarafından anlatılması, mevcut sorunların tespiti ve değerlendirilmesidir. Bu amaçla; Enformatik Bölümü doktora öğrencileri tarafından Bilgi Yönetimi dersi kapsamında 10 Haziran 2010 Perşembe günü düzenlenmiş olan bu sempozyum sonucunda; İstanbul’da yaşayan insanlar açısından önem arz eden tüm bilgilere kolayca erişmeye olanak sağlayacak çeşitli çözümlerin geliştirilmesi ve bilimsel-akademik çalışmaların ışığında merkezi bir bilgi sisteminin prototipinin oluşturulması için gerekli stratejilerin belirlenmesi hedeflenmiştir.

İlk oturumda İstanbul Emniyet Müdürlüğünden Sayın Erdoğan Kalyoncu Mobese Kameralarıyla ilgili olarak hazırladığı brifingi sundu. Kendileri bize 2005 yılından beri aktif olarak hayata geçirilmiş olan Mobese sisteminin sunduğu imkânları, teknolojinin İstanbul’u nasıl daha güvenli bir hale getirdiğini aktardı.

Komuta Kontrol Merkezinden örnek görüntüler ve 112 acil yardım sisteminin nasıl işlediği, İstanbul genelinde 1180 noktaya dağılmış durumdaki 4000 den fazla kameranın tek bir merkezden kontrolü, Plaka tanıma sistemi, Nezarethane izleme sistemi, helikopter kamera sistemi, mobil kameralar, Mobil araç sorgulama ve navigasyon sistemi ve bu sistemin vatandaş için vatandaşın haklarına minimum külfet ve maksimum güvenlik politikası çatısı altında nasıl aktif olarak kullanıldığını vurguladılar.

Daha sonraki oturumumuzda ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bilgi Teknolojileri Daire Başkanlığı’ndan Sayın Hamdi Çınal, Coğrafi Bilgi Sistemleri Müdürlüğünün, İstanbul kapsamındaki hizmetlerini aktardılar.

Hamdi Bey bizlere Coğrafi bilgi sistemleri vasıtasıyla İstanbul ulaşımına, altyapısının iyileştirilmesine, şehir imar planlarının oluşturulmasına ve de 13 milyonluk bir şehrin içerisinde yaşayan biz İstanbulluların labirent gibi yollarda kaybolmadan nasıl istediği adrese ulaşabileceğine dair hayata geçirdikleri hizmetlerden bahsetmiştir.

Çok çeşitli kaynaklardan toplanmış ham veriye nasıl adım adım işlerlik kazandırıldığı, 6 farklı katman içine dağılmış binlerce konum ve mekan bilgisinin nasıl bir arada kullanılarak değerlendirildiği, itfaiye, afet koordinasyon, toplu ulaşım, filo yönetimi, tapu sorgulama amaçlarına yönelik kullanımlar anlatıldı.

Öğleden önceki son oturumda ise İBB Trafik Müdürlüğünden Sayın Kürşad Şensoy, Akıllı Ulaşım Sistemleri hakkında sunum yaptı.

İstanbul’daki 1.6 milyon aracın 7 gün 24 saat boyunca 314 noktadan takip edilebildiği akıllı ulaşım sistemleri sayesinde, Trafik yoğunluğunun nasıl ölçümlenebildiği, denetleme ve gözlem kameralarının kullanımı, Trafik yoğunluk haritaları ve eş zamanlı yol kameraları sayesinde trafiğe çıkmadan trafiği öğrenebilme imkanı sunan hizmetleri ve de bu hizmetlerin tüm vatandaşlara gerek televizyon gerek cep telefonu ve gerekse internet üzerinden her an nasıl ulaşılabilir kılındığı hakkında değerli bilgiler verildi.

Özellikle kural ihlallerinin önlenmesine yönelik olarak kurulan EDS sistemleri ve de onlarca kavşağa yerleştirilmiş, özürlü vatandaşların güvenle seyahat etmesine yönelik olarak hayata geçirilmiş çeşitli sinyalizasyon ve ışık sistemleri de aktarılan diğer konulardandı.

Öğleden sonraki oturumlarda ise öncelikle Fatih Belediye Başkanı Sayın Mustafa Demir, 19 Haziran’da resmi lansmanı yapılacak olan Fatih Belediyesi bünyesindeki CBS ve Yönetim Bilgi Sistemleri ile ilgili bilgi vermiştir.

Sürekli güncellenen ve hazırlanması aşamasında büyük emek verilen bu sistem sayesinde belediyenin vatandaşları ile ilgili tüm bilgiye, tek bir sistem üzerinden nasıl hızla erişebildiğini, belediyeye ve de vatandaşa ne gibi faydalar sağlanabildiğine değinildi.

Bir sonraki oturumda ise Beyoğlu Belediye Başkanı Sayın Ahmet Misbah Demircan tarafından Beyoğlu belediyesinin Beyoğlu sakinlerine yönelik olarak kurdukları farklı enformasyon sistemlerini ve bu sistemleri nasıl halkın mutluluğu amacıyla halk için kullandıklarını anlattı.

Günün son oturumunda ise çok değerli hocalarımız Sayın Prof. Dr. Ahmet Kala ve sayın Prof. Dr. Mustafa Kaçar, “Osmanlı İmparatorluğu’nda Bilgi Üretimi ve Halka Ulaştırılması” başlıklı sunumlarını gerçekleştirmişlerdir.

Bölüm Başkanımızın Sempozyumunda yaptığı açılış konuşmasının metnini aşağıda bulabilirsiniz:

Sayın meslektaşlarım, Değerli öğrencilerim, Kıymetli misafirler

2010 Avrupa Kültür Başkenti Istanbul’da Bilgi ve Insan Sempozyumuna hoş geldiniz!
İstanbul, iki kıtayı birleştiren büyük bir kent.

İstanbul, kozmopolit halkı ile kalabalık bir kent.

İstanbul, içinde yaşanılması zor bir kent.

Ancak, bu zorluğu aşmanın da bir anahtarı var: BİLGİ

İstanbul kenti ile ilgili doğru ve güvenilir bilgilere sahipsek, elimizde önemli bir güç var demektir. Bu gücü kullanarak İstanbul’un zorluklarını büyük ölçüde aşabiliriz.

Bilginin sağlayacağı gücü kullanmak için Bilişim Teknolojisinin bütün imkânları artık elimizin altında. Yeter ki bu imkânların ne olduğunu ve bunları nasıl kullanacağımızı bilelim.

İşte bu sempozyumda, Istanbul’un bazı yerel yönetim ve kamu kurum ve kuruluşlarının çok değerli yönetici ve temsilcileri, hangi imkânları nasıl kullanarak en doğru ve güvenilir bilgilere ulaşacağımızı ve bu bilgileri hangi amaçlarla kullanabileceğimizi bizlere anlatacaklar. Kendilerine şimdiden teşekkür ediyorum ve desteklerinin bundan sonra da devam etmesini diliyorum.

Enformatik, interdisipliner bir bilim dalı olma özelliğine sahiptir. Enformatiğin en önemli misyonu, bilginin yaygınlaştırılması ve paylaşımlı kullanılması için strateji ve yöntem geliştirmektir.

İstanbul Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Enformatik Anabilim Dalı olarak yürütmekte olduğumuz Yüksek Lisans ve Doktora Eğitim programlarımızda, öğrencilerimizin de bu misyon doğrultusunda eğitim almalarına ve yetişmelerine özen göstermekteyiz.

Bu sempozyum, Doktora programımızda okutulmakta olan “Bilgi Yönetimi” dersini alan öğrencilerimizin bir uygulama çalışmasıdır ve onların eseridir. Kendileri bu gün bir sınava tabi tutulacaklar ve hepimiz onlara not vereceğiz. Onlarla gurur duyuyorum ve kendilerine bu sınavda başarılar diliyorum!

Hepinize tekrar hoş geldiniz der ve bizlere katılımınızla destek verdiğiniz için teşekkür ederim.

Utku Erol - Marmara Üniversitesi - Enformatik BölümüSempozyum Kapanış Metni

Değerli Hocalarım;
Çok Sayın Konuşmacılar ve Sevgili Konuklar;

Öncelikle hepinize değerli katılımınız için teşekkürlerimizi sunmak istiyoruz.
Umarım sizde bizler gibi bilgi ve paylaşım açısından verimli bir gün olduğu görüşündesinizdir.
Kapanış bölümünde sizlere bugün değinilen konuları ve konuşmacılarımız tarafından aktarılan değerli bilgileri çok kısa olarak özetlemek istiyorum.
Bugünkü ilk oturumda İstanbul Emniyet Müdürlüğünden sayın Erdoğan Kalyoncu bizlere Mobese Kameralarıyla ilgili olarak hazırladığı brifingi sundular.
Kendileri bize 2005 yılından beri aktif olarak hayata geçirilmiş olan Mobese sisteminin sunduğu imkanları, teknolojinin istanbul’u nasıl daha güvenli bir hale getirdiğini aktardı.
Mobesenin eylem ve gösterilerde ve de suçla mücadelede Polis teşkilatımıza ne gibi kolaylıklar sağladığı
Komuta Kontrol Merkezinden örnek görüntüler ve 112 acil yardım sisteminin nasıl işlediği, istanbul genelinde 1180 noktaya dağılmış durumdaki 4000 den fazla kameranın tek bir merkezden kontrolü, Plaka tanıma sistemi, Nezarethane izleme sistemi, helikopter kamera sistemi, mobil kameralar, Mobil araç sorgulama ve navigasyon sistemi ve bu sistemin vatandaş için vatandaşın haklarına minumum külfet ve maksimum güvenlik politikası çatısı altında nasıl aktif olarak kullanıldığı ile ilgili sunumlarını icra ettiler
Daha sonraki oturumumuzda ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bilgi Teknolojileri Daire Başkanlığından sayın Hamdi Çınal, Coğrafi Bilgi Sistemleri Müdürlüğünün, istanbul kapsamındaki  hizmetlerini aktardılar.
Hamdi bey sunumu esnasında bizlere Coğrafi bilgi sistemleri vasıtasıyla istanbul ulaşımına, altyapısının iyileştirilmesine, şehir imar planlarının oluşturulmasına ve de 13 milyonluk bir şehrin içerisinde yaşayan biz istanbulluların labirent gibi yollarda kaybolmadan nasıl istediği adrese ulaşabileceğine dair hayata geçirdikleri hizmetlerden bahsetmiştir.
Çok çeşitli kaynaklardan toplanmış ham veriye nasıl adım adım işlerlik kazandırıldığı, 6 farklı katman içine dağılmış binlerce konum ve mekan bilgisinin nasıl bir arada kullanılarak değerlendirildiği,
itfaiye, afet koordinasyon,  toplu ulaşım, filo yönetimi,tapu sorgulama amaçlarına yönelik kullanımlar ve CBS bünyesindeki 50 mühendis ve yazılım uzmanının özverili çalışmaları sonucunda elde edilen harika imkanları bu oturum kapsamında görmüş olduk.

Ögleden önceki son oturumda ise İBB Trafik Müdürlüğünden sayın Kürşad Şensoy beyin,Akıllı Ulaşım Sistemleri hakkındaki sunumu dinledik.
Istanbuldaki 1.6 milyon aracın 7 gün 24 saat boyunca  314 noktadan takip edilebildigi akıllı ulaşım sistemleri sayesinde , Trafik yoğunluğunun nasıl ölçümlenebildiği, denetleme ve gözlem kameralarının kullanımı, Trafik yogunluk haritaları ve eş zamanlı yol kameraları sayesinde trafige çıkmadan trafigi ögrenebilme imkanı sunan hizmetleri ve de bu hizmetlerin tüm vatandaşlara gerek televizyon gerek cep telefonu ve gerekse internet üzerinden her an nasıl ulaşılabilir kılındığı hakkında değerli bilgiler aldık.
Özellikle kural ihlallerinin önlenmesine yönelik olarak kurulan EDS sistemleri ve de onlarca kavşağa yerleştirilmiş, özürlü vatandaşların güvenle seyahat etmesine yönelik olarak hayata geçirilmiş çeşitli sinyalizasyon ve ışık sistemleri de aktarılan diğer konulardandı.
Ögleden sonraki oturumlarda ise öncelikle Fatih Belediye başkanı sayın Mustafa Demir, 19 haziranda resmi lansmanı yapılacak olan Fatih belediyesi bünyesindeki CBS ve Yönetim Bilgi Sistemleri ile ilgili bilgi vermiştir.
Sürekli güncellenen ve hazırlanması aşamasında büyük emek verilen bu sistem sayesinde belediyenin vatandaşları ile ilgili tüm bilgiye, tek bir sistem üzerinden nasıl hızla erişebildiğini, belediyeye vede vatandaşa ne gibi faydalar sağlanabildiğini kendi gözlerimizle görme imkanına sahip olduk.
Bir sonraki oturumda ise Beyoğlu Belediye Başkanı Sayın Ahmet Misbah Demircan tarafından Beyoğlu belediyesinin Beyoğlu sakinlerine yönelik olarak kurdukları farklı enformasyon sistemlerini ve bu sistemleri nasıl halkın mutluluğu amacıyla halk için kullandıklarını öğrenmiş olduk.
Günün son oturumunda ise çok değerli hocalarımız sayın Prof. Dr. Ahmet Kala ve sayın Prof. Dr. Mustafa Kaçar, “Osmanlı İmparatorluğu’nda Bilgi Üretimi ve Halka Ulaştırılması” başlıklı sunumlarını gerçekleştirmişlerdir. Kendilerine aktarmış oldukları değerli bilgilerden ötürü teşekkür ediyorum.

Sevgili Konuşmacılar, Değerli Konuklar
Çağımız enformasyon çağı ve bu çağda teknolojiyi yakalayamayan milletler maalesef daha savaşmadan savaşı kaybetmiş sayılıyorlar… Bunun önüne geçebilmenin yolu ise bilgiden geçiyor.
Enformatik bölümü doktora öğrencileri olarak bizlerde bilginin ve bilgiye sahip olmanın öneminin farkındayız. Bu bağlamda bizler çağı yakalamanın, bilginin doğru yönetiminden geçtiğine inanıyor ve bu bilginin öncelikle insan için kullanılmasıyla halkımıza refah, mutluluk ve güven olarak dönebileceğini düşünüyoruz.
Bu sebeple bilgi yönetiminin yerel kurumlardan başlayarak, şehir şehir toplanarak büyütülmesine ve de genele yayılmasına vesile olabilmek adına bugün bu sempozyumu organize etmiş bulunuyoruz.
Bu organizasyona katılımlarıyla katkıda bulunan sizlere ve başta beyoğlu belediyesi olmak üzere tüm kamu kurumlarımıza sağladıkları katma değerlerden ötürü ayrı ayrı teşekkürü bir borç biliriz. Daha sonraki organizasyonlarda yeniden görüşmek üzere saygı ve sevgilerimizle.

2010 Avrupa Başkenti olan İstanbul’da, kamusal ve bireysel alanlarda kullanılmakta olan teknolojilerin, tekniklerin veya bilgi stratejilerinin yetkiler tarafından anlatılması, mevcut sorunların tespiti ve değerlendirilmesidir. Bu amaçla; Enformatik Bölümü doktora öğrencileri tarafından Bilgi Yönetimi dersi kapsamında 10 Haziran 2010 Perşembe günü düzenlenmiş olan bu sempozyum sonucunda; İstanbul’da yaşayan insanlar açısından önem arz eden tüm bilgilere kolayca erişmeye olanak sağlayacak çeşitli çözümlerin geliştirilmesi ve bilimsel-akademik çalışmaların ışığında merkezi bir bilgi sisteminin prototipinin oluşturulması için gerekli stratejilerin belirlenmesi hedeflenmiştir.

İlk oturumda İstanbul Emniyet Müdürlüğünden Sayın Erdoğan Kalyoncu Mobese Kameralarıyla ilgili olarak hazırladığı brifingi sundu. Kendileri bize 2005 yılından beri aktif olarak hayata geçirilmiş olan Mobese sisteminin sunduğu imkânları, teknolojinin İstanbul’u nasıl daha güvenli bir hale getirdiğini aktardı.

Komuta Kontrol Merkezinden örnek görüntüler ve 112 acil yardım sisteminin nasıl işlediği, İstanbul genelinde 1180 noktaya dağılmış durumdaki 4000 den fazla kameranın tek bir merkezden kontrolü, Plaka tanıma sistemi, Nezarethane izleme sistemi, helikopter kamera sistemi, mobil kameralar, Mobil araç sorgulama ve navigasyon sistemi ve bu sistemin vatandaş için vatandaşın haklarına minimum külfet ve maksimum güvenlik politikası çatısı altında nasıl aktif olarak kullanıldığını vurguladılar.

Daha sonraki oturumumuzda ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bilgi Teknolojileri Daire Başkanlığı’ndan Sayın Hamdi Çınal, Coğrafi Bilgi Sistemleri Müdürlüğünün, İstanbul kapsamındaki hizmetlerini aktardılar.

Hamdi Bey bizlere Coğrafi bilgi sistemleri vasıtasıyla İstanbul ulaşımına, altyapısının iyileştirilmesine, şehir imar planlarının oluşturulmasına ve de 13 milyonluk bir şehrin içerisinde yaşayan biz İstanbulluların labirent gibi yollarda kaybolmadan nasıl istediği adrese ulaşabileceğine dair hayata geçirdikleri hizmetlerden bahsetmiştir.

Çok çeşitli kaynaklardan toplanmış ham veriye nasıl adım adım işlerlik kazandırıldığı, 6 farklı katman içine dağılmış binlerce konum ve mekan bilgisinin nasıl bir arada kullanılarak değerlendirildiği, itfaiye, afet koordinasyon, toplu ulaşım, filo yönetimi, tapu sorgulama amaçlarına yönelik kullanımlar anlatıldı.

Öğleden önceki son oturumda ise İBB Trafik Müdürlüğünden Sayın Kürşad Şensoy, Akıllı Ulaşım Sistemleri hakkında sunum yaptı.

İstanbul’daki 1.6 milyon aracın 7 gün 24 saat boyunca 314 noktadan takip edilebildiği akıllı ulaşım sistemleri sayesinde, Trafik yoğunluğunun nasıl ölçümlenebildiği, denetleme ve gözlem kameralarının kullanımı, Trafik yoğunluk haritaları ve eş zamanlı yol kameraları sayesinde trafiğe çıkmadan trafiği öğrenebilme imkanı sunan hizmetleri ve de bu hizmetlerin tüm vatandaşlara gerek televizyon gerek cep telefonu ve gerekse internet üzerinden her an nasıl ulaşılabilir kılındığı hakkında değerli bilgiler verildi.

Özellikle kural ihlallerinin önlenmesine yönelik olarak kurulan EDS sistemleri ve de onlarca kavşağa yerleştirilmiş, özürlü vatandaşların güvenle seyahat etmesine yönelik olarak hayata geçirilmiş çeşitli sinyalizasyon ve ışık sistemleri de aktarılan diğer konulardandı.

Öğleden sonraki oturumlarda ise öncelikle Fatih Belediye Başkanı Sayın Mustafa Demir, 19 Haziran’da resmi lansmanı yapılacak olan Fatih Belediyesi bünyesindeki CBS ve Yönetim Bilgi Sistemleri ile ilgili bilgi vermiştir.

Sürekli güncellenen ve hazırlanması aşamasında büyük emek verilen bu sistem sayesinde belediyenin vatandaşları ile ilgili tüm bilgiye, tek bir sistem üzerinden nasıl hızla erişebildiğini, belediyeye ve de vatandaşa ne gibi faydalar sağlanabildiğine değinildi.

Bir sonraki oturumda ise Beyoğlu Belediye Başkanı Sayın Ahmet Misbah Demircan tarafından Beyoğlu belediyesinin Beyoğlu sakinlerine yönelik olarak kurdukları farklı enformasyon sistemlerini ve bu sistemleri nasıl halkın mutluluğu amacıyla halk için kullandıklarını anlattı.

Günün son oturumunda ise çok değerli hocalarımız Sayın Prof. Dr. Ahmet Kala ve sayın Prof. Dr. Mustafa Kaçar, “Osmanlı İmparatorluğu’nda Bilgi Üretimi ve Halka Ulaştırılması” başlıklı sunumlarını gerçekleştirmişlerdir.

Bölüm Başkanımızın Sempozyumunda yaptığı açılış konuşmasının metnini aşağıda bulabilirsiniz:

Sayın meslektaşlarım, Değerli öğrencilerim, Kıymetli misafirler

2010 Avrupa Kültür Başkenti Istanbul’da Bilgi ve Insan Sempozyumuna hoş geldiniz!
İstanbul, iki kıtayı birleştiren büyük bir kent.

İstanbul, kozmopolit halkı ile kalabalık bir kent.

İstanbul, içinde yaşanılması zor bir kent.

Ancak, bu zorluğu aşmanın da bir anahtarı var: BİLGİ

İstanbul kenti ile ilgili doğru ve güvenilir bilgilere sahipsek, elimizde önemli bir güç var demektir. Bu gücü kullanarak İstanbul’un zorluklarını büyük ölçüde aşabiliriz.

Bilginin sağlayacağı gücü kullanmak için Bilişim Teknolojisinin bütün imkânları artık elimizin altında. Yeter ki bu imkânların ne olduğunu ve bunları nasıl kullanacağımızı bilelim.

İşte bu sempozyumda, Istanbul’un bazı yerel yönetim ve kamu kurum ve kuruluşlarının çok değerli yönetici ve temsilcileri, hangi imkânları nasıl kullanarak en doğru ve güvenilir bilgilere ulaşacağımızı ve bu bilgileri hangi amaçlarla kullanabileceğimizi bizlere anlatacaklar. Kendilerine şimdiden teşekkür ediyorum ve desteklerinin bundan sonra da devam etmesini diliyorum.

Enformatik, interdisipliner bir bilim dalı olma özelliğine sahiptir. Enformatiğin en önemli misyonu, bilginin yaygınlaştırılması ve paylaşımlı kullanılması için strateji ve yöntem geliştirmektir.

İstanbul Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Enformatik Anabilim Dalı olarak yürütmekte olduğumuz Yüksek Lisans ve Doktora Eğitim programlarımızda, öğrencilerimizin de bu misyon doğrultusunda eğitim almalarına ve yetişmelerine özen göstermekteyiz.

Bu sempozyum, Doktora programımızda okutulmakta olan “Bilgi Yönetimi” dersini alan öğrencilerimizin bir uygulama çalışmasıdır ve onların eseridir. Kendileri bu gün bir sınava tabi tutulacaklar ve hepimiz onlara not vereceğiz. Onlarla gurur duyuyorum ve kendilerine bu sınavda başarılar diliyorum!

Hepinize tekrar hoş geldiniz der ve bizlere katılımınızla destek verdiğiniz için teşekkür ederim.

.

30 Ekim 20100 commentsDevamı

Otobüs görünümlü, tramvay ruhlu metrobüsler, her kahraman İstanbul vatandaşı gibi benim de hayatımda çok büyük bir yer tutmakta. 2007 yılında alelacele açıldığı ilk günden bu yana hiç aksatmadan kullanıyorum. E5 üzerinde yaptığı akrobasi dönüşler hala aklımdadır. O günlerden bu güne aramızdaki muhabbeti hiç azaltmadan günde en az 2 doz alacak şekilde devam etmekte. O nedenle bu yazı içersindeki öğütler, tespitler birebir pratiğe dökülmüştür. Kesinlike hayal ürünü değildir. Belki biraz hayatın matrak tarafından yazılmıştır ama kesinlikle tecrübelerimden damıtılarak elde edilmiştir.

Candostlarımdan Melih’in de bahsettiği gibi Metrobüs’lere binmek zor. Binipte hayatta kalabilmek ise daha zor. Ama bundan sonra sizlerle paylaşacağım cümlelere biraz kulak kapartırsanız yolculuk hayatınız biraz daha kolaylaşacak ve ferahlaşacaktır, eminim.

  • Durağa yaklaşan 1.metrobüs’e hiçbir zaman binemezsiniz cabanızı 2. ve 3.lere saklayın. Onlar için yoğunlaşın.
  • Ön ve arka kapılar tehlikeli kapılardır sıkışma ve sıkıştrılma oranı yüksektir.
  • Metrobüs sosyalleşmeye açık bir ulaşım aracıdır. Yolculuklarım esnasında bırakın iş, okul, yakın çevre tanıdıklarını birçok eski arkadaşımla bile karşılaşma şansına yakaladım. Bunun kıymetini bilin gözlerinizi 4 açın. Olmadı bayanlara yer verin. Yol açın.
  • Dipdibe yolculuk etme temel prensip olduğu için etrafınızda olup biten muhabbetlere kulak kabartma zorunda kalırsınız. Rahat olun ve başkalarınında dertlerine, sevinçlerine ortak olmaya hazır olun. Bu durum bünye üzerinde, içmeden sızmadan anlık olarak sarhoşluk etkisi yaratır. Hele hele uzunca bir yol esnasında tanıklık edeceğiniz hayatlar sayesinde ettiğiniz şükür katsayısı da artar. Öteki dünya için de yatırım yapmış olursunuz.
  • Cepcilik, yankesicilik gibi modern şehir meslek kollarının tüm güzellikleri metrobüs ortamında icraa edilebilir.Müsaittir. Hazırlıklı olun, temkinli olun.
  • Eğer uzun bir yolculuk yapacaksanız, (2 duraktan fazlası uzun yolculuktur inanın.) lütfen kapı ağzında beklemeyin. Metrobüs ile başlayan ve hızlı bir şekilde yayılan “İnememe ve Binememe Fobisi”‘ne kapılıp kapı ağızlarına kuluşlanmayın. Hem boşuna stress olursunuz hem de durmadan itilir kalırsınız. Ayrıca, bu bölgeler Metrobüs’deki en gergin insanları barındırdığı için bol şiddete, gerginliğe ve kavgaya müsaittir.
  • Oksijensiz solunum yapmayı öğreneceğiniz yer burası, yani metrobüs’lerdir. Hazırlıklı olun. Aslımınız filan varsa aman ilaçlarınızı unutmadan binin. Ayrıca kutsal bilgi kaynağından öğrendiğim kadarıyla; “isviçreli bilim adamlarına göre metrobüsü düzenli olarak kullanan yolcuların birkaç sene içinde geliştirecekleri yetenektir; oksijensiz solunum yapmak.”
  • Metrobüs’de oturabilmek (hele ki iş saatlerinde sabah 8:00-9:00 civarı, akşam 19:00-20:00 civarı) sayısal loto’yu tutturabilme olasılığınızdan bile düşüktür. Ana duraklarından birinde binerseniz (o da yine sizin kıvraklığınıza ve formunuza bağlı olarak değişir) oturabilme şansınız çok daha yüksektir. Fakat araduraklarda binenlerdenseniz, yırtıcı olun, en iyi deparınızı atmaya hazırlıklı olun.Sadece Metrobüs’e binebilmek için.
  • Bu arada Metrobüs’lerin işgal ettiği yol Ambulans’lara da açılmalıdır, kesinlikle. Nasıl olur ne yapılır bilmiyorum ama acil hayat kurtarımında muhakkak bu öneri dikkate alınmalıdır.

Son sözüde Ekşi Sözlük’den konu ile ilgili bir alıntı ile tamamlayayım;

bir insan nötrleme merkezi olarak metrobüs: üzgünüm ama ertesi gün sunacağın olağanüstü bilimsel projenin ya da haftaya açacağın non-modernist heykel sergisinin, sevgilinin sana her gün fısıldadığı ne kadar özel olduğuna dair cümlelerin, bir kitap yazmaya başlayıp ne kadar da anlaşılmaz, karmaşık bir düşün dünyanın olduğuna dair sancıların burada nötrlenir yeğenim. ayakta, seksen tane mutsuz, suratı asık, gözlerinin altı mor insanla bir yerden bir yere taşınmaktasındır sarsıntıyla. Busun. Bundan fazlası da değilsin aslında


.

18 Eylül 20100 commentsDevamı

Eskiz Defterinin geçmişine baktığınız zaman sayfalarını bir başkasına emanet ettiğim çok nadir görülmüştir. Pek görülmemiş, okunmamıştır. Ama şu an ki duygularımı ifade edecek başka cümleler bulamadım. Can Yücel‘in cümlelerini emanet aldım.

Seninle yaşlanmak istiyorum. Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyım istiyorum. Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.

Yaşayalım ki, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.

Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi, evimizde, bır şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek… Böylece yaşamalıyız işte.

Sonra çocuğumuz olmalı, düşünsene, senin ve benim olan bir canlı. Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın. Ve ben söylenerek sıranı almalıyım. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.

Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce aklar ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehırden.

Kavgasız, her sabah gürültüyle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip, benden kahve istemelisin. Çocuklar gelmeli zıyaretimize, geçmışteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız…

Öyle sevmelisin ki beni, bu yazdıklarım korkutmamalı seni. Tebessümler açtırmalı yüzünde. Bir gün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde, birbirimizi sevmenin gururu olmalı “herşeyde”..

24 Temmuz 20100 commentsDevamı
View Sidebar