Kişisel Notlar

27.

Bu yazının üzerine yorum yapmak, söz söylemek yok. Kapalı. Bu nedenle, defterin eşi benzeri olmayan yazısı olacak bu yazı.

Çünkü eşi benzeri olmaya adanmış bir yazıdır, bu yazı.

Otuzuma merdiven dayadığım şu günlerde birçok şeyi karıştırmaya, anlamamaya başladım. Aklım bana oyunlar oynadı, unutmayı öğrendim.

Geçen günlerde çok koşturdum, çok yoruldum. Sayısız hata yaptım, onlarca kez tökezledim, yalpaladım. Kimi zaman dayanamadım düştüm. Ama hep kalktım. Hep kaldığım yerden devam ettim.

Başarılarım da oldu, olmadı değil. Tıpkı mutlu olduğum anların olması gibi.

Bir tek düşlerim yarenlik etti bana. Kör karanlıkta parlayan güneş, dipsiz kuyuda uzanan el oldular.

Dedim ya çok koştum, çok yoruldum ama hiç of demedim. Hiç keşkem olmadı benim. Belki de o nedenle çok kapı çaldım, yüreğimi açtım. Kimisi çok sert kapandı, kimisi ardına kadar açıldı. Bu kapılardan biri de…

En dağınık, en kendimi bilmediğim vakit açıldı. Ansızın bir gece vakti, bir dost meclisinde. Küçücük bir kadın, ufacıcık bir beden ama ummanlar kadar büyük bir yürek…

Tesadüftür ya bundan tam 3 yıl önce, otuzuma merdiven dayadığım şu günlerim tam üç yıl öncesi….

Oysa beklemiyordum, hiç hazır değildim. Yıllardır beklediğim, peşinden koştuğum kara sevda, ansızın ve fütursuzca sokulu verdi hayatıma, o minicik ayaklarıyla tane tane.

İçime işledi tane tane. En olmadık yanıma yerleşti. Dile kolay 3 yıl 300 yıl oluverdi. More >