Mouse ve Klavye

Bilenler bilir bilgisayar çevre birimlerine, özelliklede mouse ve klavye ye verilen paraya hiç acımam. Ne kadar geniş bütçe ayırabilirseniz ayırın derim. Bir de günlük iş hayatınızın en büyük ortağı bu melemen aletlerse, hiç çekinmeden yatırımın en büyüğünü yapabilirsiniz derim. Bunun yegane sebebi; bilgisayar ile olan etkileşiminizde mouse ve klavyenin sahip olduğu büyük roldür.

Bu rol konforunuzu ve günlük iş haciminizi doğrudan doğruya etkiler. (Bir nevi el ayak durumu.) Buraya bu konuda yazdığım yazılarda tamamen kişisel deneyimlerime ve bilgilerime dayanmakta. Hiçbir marka ile olan haşir neşirliğim veya al gülüm ver gülüm durumlarım yok. O nedenle tamamen tertemiz duygularım ile kaleme alıyorum bu yazıları. Benle aynı duyguları ve düşünceleri paylaşan arkadaşların sayısı o kadar fazla ki Eskiz Defteri’nin unutulmaz yazıları arasında bir mouse incelemesi bulunmakta. Bu da sevindirici bir durum tabii.

Şimdi gelelim bu yazının asıl meselesine. Asıl mesele emektar Microsoft intelli Explorer 3.0 mouse’un artık ömrü hayatını tamamlaması. Bakmayın bir anda böyle kötü bir haber verdiğime oysaki bu eşsiz arkadaşım hem bir efsane mouse’dur hem de 10 yıla yakın bir süre hizmet vermiştir. Bilgisayar donanımı olarak baktığınız zaman hiçte azımsanmayacak bir süre. Bu süre zarfında da bilfiil hizmet etmiş ben nereye gittiysem oraya gelip görevini başarıyla yerine getirmiştir.

Efsane dedim çünkü çıktığı dönemde sahip olduğu özellikler ile alanın bir numarası idi. Ekstra 3 tuşlu yapısı, başarılı ergonomisi ile dönemin en çok satan gaming mouse’larından biri oldu. 4.0 sürümünde farklı bir yüze bürünen intelli mouse için ne yazık ki aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Ama onunda kendine has bir hayran kitlesi yarattığını duymuştum. (4.0 sürümü ile intelli mouse serisine dört yana kaydırma – tilt  özelliği eklendi.)

Bu kadar uzun hizmet süresinin sonunda ne mi oldu? Klasik mouse’ların başına gelen sol tuşta takılmalar. Aslında sakin ve yavaş kullanımlarda pek bir sıkıntı yaratacak bir durum değil ama iş yaparken zaman zaman başınızı ağrıtabilecek bir durum. (Örneğin photoshop’da bir seçim yaptığınız da otomatik olarak iptal etmesi.)

Yerini ise başka bir kadim dostum, göz nurlarımdan Logitech Gaming Mouse G5 aldı. Tabii tutupta emektar ile karşılaştırıp tozu dumana kattırmakyacağım. Ne de olsa daha güncel ve yeni denilebilecek bir aygıttır, kendisi. Hele ki sahip olduğu özellikler de tam bir gaming mouse’dur. Önemli bir serinin mihenk taşıdır. (Her ne kadar ben onu hiçbir oyunda kullanmayıp ona bir kimlik bunalımı yaşatsam da)

Güncelliği sahip olduğu ağırlık mekanizmasından gelir. 27 gram’a kadar ağırlaştırabilir ve elinize en uygun hale getirebilirsiniz. Gram setide çok hoş bir kutu ile size verilir. Ben bu mouse’u gittigiyor‘dan aldım. Sıfırı çok yüksek fiyatlarda satıldığı için ancak yüreğim 2.eline dayandı. Aldığım ilanda 3-4 aylık yazıyordu. Kullanan arkadaşta çok temiz kullanmış zaten. Sadece logitech mouse’larına özel bir durum G5′de de gerçek oldu üst zemin malzemesinin rengi kızıla çalmaya başladı. Onun dışında sahip olduğu tüm mekanizma ve yapı hala sapasağlam.

Şimdi yazının sonunda, microsoft ve logitech mouse’larını kafa kafaya vuruşturacağım. Logitech bu işin erbablarından. Gerçek anlamda kaliteli ve nitelikli ürün üretiyor, arge yapıyor. Artık ürün gamını genişleterek, mouse ve klavye’lerine yeteri kadar gerekli özeni göstermese de hala bu sektörün öncü firmalarından. Yenilikçi ürünlere sahip. Microsoft’dan en büyük farkları bu. Ayrıca, elinize aldığınız zaman çok daha dayanıklı ve sağlam görüntülü mouse’lar yapıyorlar. Microsoft’un ürettiği mouse’lar daha hafif ve içi boş gibi. Fakat teknik mekanizması logitech’e göre çok daha sağlam. (Kullandığım ve çevremdeki hiç kimseden microsoft mouse’larının teknik mekanizmasının bozulduğunu duymadım. Fakat kendi kullandığım logitech media mouse’un optik tarayıcında kayma meydana geldi.)

O nedenle microsoft üretim yaparken daha genele dayalı bir arge benimsemekte. Yani marjinal kitlelere yanıt verecek özel nitelikli ürünleri ancak belli dönemlerde sadece prestij için geliştirmeyi tercih ediyor. Logitech ise bu konuda daha serbest çalışıyor. Hem marjinal kullanıcıların istediğini verirken hem de genel kitlenin beklentisini iyi bir şekilde karşılıyor.

Mouse destek yazılımlarına baktığımız zaman ise her iki firma da henüz çok yetersiz. Microsoft’un intelliPoint yazılımı da Logitech SetPoint yazılımı da yetersiz. Çünkü ürettikleri mouse’ların niteliklerini ortaya dökecek desteği veremiyorlar. Tuş görev atamaları zayıf. Program özelleştirmeleri düzgün çalışmıyor gibi.

Microsoft intelli Mouse’dan Logitech G5′e geçerken makro düzeyde gözlemlerin bunlar. Mikro düzeyde gözlemleri zamanla paylaşıyor olacağım.

 .

29 Haziran 20110 commentsDevamı

Bu yazımda sizlerle harika bir Flickr galerisi paylaşacağım. Mouse meraklılarının kaçırmamak isteyeceği bu galeri 25 yıllık mouse evrimini gözler önüne seriyor. Ayrıca bazı mouse’ların iç donanımından da görüntüler paylaşıyor. Hem nostalji için hem de gelinen noktayı görebilmek adına çok güzel bir derleme.

Bu galeriyi inceledikten sonra aklıma önemli bir ihtiyaç geldi. Kapsamlı bir teknoloji müzesi.Burdaki fikrimin yanlış anlaşılmaması için şunu da belirteyim bilim müzesi bağlı bir bölüm değil tamamen kendi başına  geliştirilmiş bir teknoloji müzesi.  Örneğin sanal bir müzeden çok basit bir listeleme ile Apple geçmişini gözler önüne süren Apple Museum‘da benzer bir ruh ile hazırlanmış bir çalışma.  Hatta benzer içerikle hazırlanmış gerçek müzeler de mevcut. Bunlar gibi başka aklıma gelmeyen birçok çalışmada mevcut. Fakat benim istediğim tamamen bilgisayar ve konsol üzerine odaklanmış bir müze. Bilgisayar çevre birimleri konusunda özel bir bölümü olan gerçek bir müze. Şimdi bunun araştırması içersindeyim.

Yazıyı, yaratıcı ellerden çıkmış bir mouse ile bitireyim. Robot mouse olarak adlandırılan bu ürün her ne kadar rüküş olsa da masanızda garip bir izlenim yaratacağı kesin. Garip bir görünüşü olan mouse, güncel bir mouse’un sahip olduğu tüm özellikleri barındırıyor. İlginç bir ergonomiye sahip. Ürünün fiyatı $300 ve tamamen el yapımıymış. Detaylı bilgiyi buradan okuyabilirsiniz..

27 Kasım 20100 commentsDevamı

Bir bilgisayar kullanıcısının en çok muhatap olduğu donanım aygıtları, mouse ve klavyedir. O nedenle bu göz ardı edilen, yeni bir bilgisayar alınırken hep en sona bırakılan ve bütçede en az yer ile geçiştirilen donanımların önemi ve tercihi üzerine epeyce detaylı bir yazı yazmıştım. Artık detaylı ürün incelemelerine başlıyorum ve ilk inceleme konuğum; Razer Mamba

Profesyonel Oyuncuların yakından tanıdığı Razer markasının yeni nesil Mouse modeli çok ses getirecek özellikleri bünyesinde barındırıyor.

Bu merak uyandırıcı cümleye imza attıktan sonra hemen araya girip birkaç kişisel cümle sarf etmek istiyorum. Razer Mouse’larını uzunca bir zamandır yakından takip ediyorum. Hem ergonomik hem de işlevsellik açısından çok değerli donanımlara imza atıyorlar. Bu nedenle de hitap ettiği kitle tarafından kabul görmüş bir başarısı var. Fakat resmi bir Türkiye temsilcisi olmaması markanın ürünlerinin el yakar cinsten olmasına sebep oluyor. O nedenle Razer’ın,  Türkiye’de fanatik kitlesi fazla fakat yaygınlığı da bir o kadar az.

Mamba’da yine aynı duygularını bizim için yaratıyor. Resmi sitesinde satış fiyatı $130 dolarken Türkiye’de bu rakam $175+KDV’ye kadar çıkabiliyor. En acı haberi ilk vererek Mamba’nın büyüleyici özelliklerini gölgelemek istemezdim ama satın-alma karar aşamasında önemli bir yer tutan işin ekonomik boyutundan bahsederek bir giriş yapayım dedim. Çünkü yaklaşık 320TL’lik bir donanımdan bahsederken fiyatın ne kadar da önemli olduğu yadsınamaz.

Gelelim heyecan verici özelliklere. Öncelikle Mamba klasik bildiğimiz mouse’lardan farklı olarak hem kablolu hem de kablosuz kullanıma olanak sağlıyor. Bir de bunun üzerine kablosuzluğun özgürlüğünü 1ms gibi çok düşük bir tepki süresi ile çıkartabileceğiniz iddia ediliyor. Ciddi müsabakalar için kablolu kullanım olanağı ile sıfır tepki süresi sunduğu belirtilmiş. Burada araya girerek iddia edilen kablosuz tepki süresinin pekte gerçekçi olmadığını savunacağım. Çünkü kablosuz iletişim tipi olarak bluetooth kullanıyor. Her ne kadar alternatif olan diğer kablosuz iletişim tiplerine göre avantajlı gibi gözükse de bluetooth aygıtlarının performansı bulunduğu ortama ve koşullara göre değişkenlik göstermekte. O nedenle kablosuz olarak elde edilen tepki süresi ancak standart koşullarda olabilecek bir değer. (ki bence o o da zor.) Öte yandan, kablolu kullanımlarda USB üzerinden şarz olarak kesintisiz kullanım olanağı sağlıyor. Kablolu mouse’larda da Razer’ın performansı tartışılmaz derece de iyi.

2.4 GHz’lik Bluetooth frekansını kullanarak bilgisayarla iletişim sağlayan kablosuz fare, Razer’ın 3.5G lazer sensörünü kullanıyor ve lazer, 5.600 DPI gibi başarılı bir hassasiyet değeri sunuyor. Hassasiyetin FPS türü oyun hastaları için önemli bir detay olduğunu söyleyebiliriz.

Gelelim Mamba’nın asıl yenilikçi özelliklerine. Öncelikle Razer’ın geliştirdiği Razer Synapse™ On-board Memory özelliği sayesinde ayarlar bellekte saklanıyor. Fare başka yerde kullanılsa da ayarlar sabit kalıyor. Tabii bu da sizi mouse üzerinde bulunan 7 tane  özel tuşu tekrar tekrar programlama zahmetinden kurtarıyor. Ayrıca, herhangi bir yazılım olmadan daha çok profil saklama ve makrolar atama şansı veriyor. Artık herhangi bir LAN Party’e giderken mouseunuzu yanınızda götürerek tüm ayarlarınızıda taşıyor olacaksınız. Böylece Mouse ayarlarını tekrar tekrar ayarlamanıza gerek kalmıyor. Bir de buna Razer’ın gelişmiş konfigürasyon yapısı ve yazılım desteği de eklenince büyüleyici bir deneyim ortaya çıkıyor.

Razer Mamba’nın bir şarj ünitesi bu aynı zamanda kablosuz reciever görevide görmekte. Sürekli oyun halinde şarjlı bataryası 14 saat, Normal kullanımda ise bu süre 72 saate kadar çıktığı belirtilmiş. Fakat gerçek zamanlı test yapamadığım için bu sürelerin gerçek bir kullanım deneyiminde ne ölçüde olduğunu tespit edemedim.

Razer yine bildiğimiz özgün tasarım tarzını ergonomik yapı ile çok iyi derece iç içe geçirmiş ve ele tam oturan, iyi kavranabilen bir Mouse modeli üretmiş. O nedenle Mamba, uzun süreli kullanımlarda sahibe hiçbir zorluk çıkarmamakta. Ayrıca üzerinde bulunan pil ve DPI göstergeleri sayesinde mouse’un durumunu anlık takip edebiliyorsunuz.

Son olarak Neden Mamba’yı seçmeliyim sorusunun yanıtını toparlarsak;

  • kablolu/kablosuz kullanım olanağı,
  • tabanda çıkartılabilir 7 ayak,
  • gösterge sayesinde batarya durumu ve DPI seviyesi izleme,
  • 3.5G lazer alıcının hassasiyeti 5600 DPI,
  • 1000Hz Ultrapolling ve 50g hızlanma özellikleri,
  • Sürekli oyun halinde şarjlı bataryası 14 saat dayanıyor (Normal kullanımda 72 saat) (Üreticinin beyan ettiği değerler)
  • Razer Synapse™ Onboard Hafıza ile ayarları hafızada tutabilme,
  • 7 adet birbirinden bağımsız programlanabilir Hyperesponse™ Tuşları,

Sözün özü, her ne kadar fiyat/performans açısından çok da tatmin edici olmasa da Mouse teknolojilerinin hangi boyutlara geldiği ve çıtanın ne kadar yükseldiğini görmek açısından tatmin edici bir mouse.

Önerme noktasında size sadece mağaza da yarım saat kadar test edebildiğim mouse’u gerçek zamanlı olarak kullanamadım. Fakat o deneyim bile beni fazlasıyla memnun etti. Birgün çok param olursa kaçırmayacağım ürünlerden..

16 Mayıs 20103 commentsDevamı
View Sidebar