Öğretim Teknolojileri

tez bitirip tey tey oynama

bilimselaratirma_gorsel

tez bitiminine yaklaşıken ve bir aydan kısa bir süre kaldığı şu dönemde TEZ FELAKETLERİ üzerine yazmak istedim. Hem kendime ders hem de yola yeni çıkacak ve tez denen güzellikten yeni yeni nasibini alacak dostlarıma ufak bir öğüt niteliğinde olsun ;)

  • - Tez denen olay yazarsın yazarsın lakin hiç bitmez, hep eksik kalır. Hep yazılacak birşeyler muhakkak vardır. O nedenle danışman hocanın “dur” emrine itaat etmek gerekir.
  • - 2 günde tez yazılmaz. Ne olursa olsun yazılmaz. :)
  • -  Adı gibi TEZ elden yapılmamalı sakin sakin zaman içersine dağıtılmalı… (Ekşi sözlükte bu olayı anlamıyla müsemma düşülen entry : tez elden gelen eceldir o nedenle aman dikkat!)
  • - Okurken ufak ufak notlar alınmalı, bu notlar birleştirilmeli, özetler çıkarılmalı, notlar arasında ilişkiler kurulmalı.
  • - Tez yazım kuralları denen rehber son anda akla düşmemeli varlığı ara ara hatırlanmalı ve danışılmalı, yoklanmalı.
  • - Kaynak eksikliği ve yokluğu bir bahane olmamalı zaten yapılan çalışmanın doğası gereği bu yoksunluk her zaman var olacaktır sadece alternatif çözümler ve kaynaklar yakın civarda bulundurulmalı
  • - Bölümdeki asistanlarla ve danışman hoca dışındaki diğer hocalarla geçirilen vakitleri geyik ile doldurmamalı tez konusunda da fikir alışverişi yapılmalı bu vakitler bol bol danışmalı ve döbüşmeli geçirilmeli
  • - danışman hoca ile kararlaştırılan buluşma saatlerine uyum göstermeli ve saatlerin anlam ve önemine dikkat etmeli, aman bu hafta görüşmeyelim haftaya 2 saat görüşürüz gibi ertelemelerden kaçınmalı
  • - Özellikle deneysel araştırma yapan nicel veriler üzerinde işlem yapacak olan arkadaşlar SPSS varlığından haberdar olunmalı ve ne işe yaradığını tez elden öğrenmeli
  • - Tezde kullanılan dile göre dil bilgisi hatalarını da kontrol etmeli düzgün bir dil ile yazıldığından emin olunmalı dil bilgisi kuralları yüzünden uzatma alınmamalı

Şu ana kadar en çok dikkat ettiğim hususları yazdım. Bunlardan hem çok korkuyorum hem de aman aman özen gösteriyorum.  Tabii bu sıraladıklarımda çok üstün başarılar gösteremedim ve kimisinde zaman zaman çuvalladım ama en kritik ilke olan ikinci maddenin bana sağladığı tolerans ile hepsini toparlayabildim. Şimdi sıra şu teslim edeceğim günleri görmekte amanıın hala hayal gibi geliyor!  :)

O günlerde yakındır…

scientific-research

YTÜ Web Günleri’ne katıldım!


webgunleri_gorsel

Serdar Kuzuloğlu’nun facebook’dan event açıp davetiye göndermesi sonucunda haberdar olduğum YTÜ Web Günleri etkinliğine geçen hafta katıldım. (Facebook hesabına sorgusuz sualsiz eklediği için kendisine koca bir teşekkür. Yoksa katıldığı seminerleri, etkinlikleri takip etmek imkansız oluyordu.) İki günlük bir etkinlik olan Web Günleri, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Bilişim kulübü tarafından gerçekleştirildi. Etkinlikte emeği geçen genç arkadaşlarıda salon içersinde fark etmek çok kolay oluyordu. Çünkü heyecanları ve telaşları yüzlerinden okunmaktaydı. Ben etkinliğin sadece ikinci gününe katılabildim.

Birinci güne katılanların anlattıklarına göre ilk gün daha çok işin mutfağından anlatımlar varmış. Program da gayet dolu doluydu. Fakat benim tez kabusum nedeniyle her saniyeyi daha bir anlamlandırmaya çalıştığımdan sadece çok beğendiğim ve istediğim oturumları seçtim.

Perşembe günü okula girerken biraz zorlandım. Hatta güvenlik görevlileri ‘’kardeş bi git, saat 2 gibi gel’’ bile dediler. Tersanelerdeki can pazarı nedeniyle bir grup gençlik sloganlar atıp bildiri okuyorlardı. O nedenle de güvenlik tetikteydi. Neyse sonra bir şekil ikna edip etkinlik alanına varabildim. Erken geldğim için de öncelikli olarak e-tohum oturumuna katıldım. ‘’Internet Projeleri Nasıl Ortaya Çıkıyor?’’ adlı bu oturumda e-tohum kapsamında seçilen 3 projenin yaratıcıları nasıl yola çıktıkları, ne gibi konularda zorlandıklarını anlattılar. Yaptıkları işler konusunda paylaşımda bulundular. (Bu arada bu oturuma katılan 3 projeninde çok ses getireceğini inanıyorum.) Salon içersindeki kitle konu ile yeni yeni haşır neşir olmaya başladığı için sorular biraz cılız, başlangıç düzeyinde kaldı. Onun dışında Sadık Kocapaşa, Onur Çakır, Metin Kahraman ve Harun Pekşen’i görmek ve dinlemek çok keyif vericiydi.

Gelelim asıl oturuma. “Blog Namı Diğer Sanal Günlük” adlı bu oturumda Eray Endeş, Arda Kutsal, Mert Erkal, M. Serdar Kuzuloğlu, Ersan Özer, Devletşah Alhanlıoğlu gibi isimlerden oluşuyordu. Tabii hemen kendilerinin de belirttiği gibi M. Serdar Kuzuloğlu, Ersan Özer direk blog sahibi olarak davet edilmedikleri konuyla bir şekilde alakadar oldukları herhalde orada olduklarını belirttiler. Bu oturumda diğer oturumlar gibi sayıca az bir kitle tarafından dinlenildi. O nedenle konuşmacılar salondaki bulunanların büyük bir çoğunluğunu önceden tanıdıklarını belirtti. Hatta Yıldız öğrencilerinden bile fazlayız dediler. Bu tip parıltılarda oturumun ne kadar renkli geçeceğini gösteriyordu. Öyle de oldu.

Oturumda konuşulan konuları hem yazıyı daha fazla uzatmamak adına hem de daha net anlaşılabilmesi için madde madde yazacağım.

· Blogların okunma oranının düşük olduğu sadece tarama yöntemi ile hızlı değerlendirildiği üzerine ufak bir sohbet geçti. Hatta ekran üzerinden okumanın zorluğundan bahsedildi. O nedenle Arda Kutsal yazıların hemen yanına bir print et ya da pdf dönüştür gibi bir buton olması gerektiğini söyledi. Ersan hocam hatta bu print alma işini iyice abartmış okuması gereken herşeyi print out alıyormuş.

· Serdar Hocam çok keyifli bir şekilde neden blog yazmaya başladığını anlattı.

· Ersan Özer microblogging’in daha hızlı ve pratik olduğunu vurguladı. Hiçbir ön hazırlık istemediği belirtti. Ersan Özer’in neler yapmaya çalıştığı ve neden bu tip işlerle uğraştığını belirtti. (Burak Büyükdemir friendfeed’de anlık olarak oturumu anlattığı yazıda bunu ersan kisaca tuzu olmasini istiyormus :) olarak yazmış. )

· Pro blogger kimdir? A class blogger necidir? Gibi tanımlar yapıldı, bunlar üzerinden konular açıldı, örnekler verildi.

· Blog yazmanın yan faydalarından bahsedildi. Blog’lar yüzünden ne gibi geri dönüşler aldıkları değerlendirildi.

· Markalar ile blogların ilişkisi üzerinde duruldu. Bunun hangi derece de gerçekleştiği belirtildi.

· Devletşah zaten kendi başına bir öykü. Blog’u nasıl açtığı, blog üzerinden ev bulduğunu,iş tekliflerini yine blog’u nedeniyle aldığını (hatta bir sıra kocasınıda ordan bulduğunu söyledi. Bence Barış Özcan öyle internet bulunacak biri değil. J Hemen sonra inkar etti zaten J Çok güzeldi.) ve ilk reklamını nasıl aldığını kısaca anlattı. Ama benim inancım Devletşah bir bunları oturup yazmalı. Kitap haline getirmeli.

· Serdar Hoca blog’a bakışını belirtti. Neden hep uzun yazdığı ve yazılarında neden buraya eklemeler yapılacak gibi ibareler yazdığını belirtti. Serdar hoca konuştukça ağzından bal damlıyor. J

· Online yaşam ile offline yaşam arasında nasıl bir denge olacağı üzerine cümleler havalarda uçuştu.

· En güzel konulardan biride blogcuların nasıl böyle iyi gecinebileceği üzerine yapılan sohbetlerdi. Çünkü asıl olarak hepsi birbirinin rakibiydi. Hatta bu rekabetin, yemek bloglarında hat safada olması gerekiyorken nasıl oluyorda 60 blogcu toplanıp piknik yapabiliyor, bunu hayretle dinledik.

· İnternet özgürlüktür, parasızdır kavramlarının yarattığı sorunlar üzerine de bir iki cümle sarfedildi.

Evet aklımda kalanlar ve aldığım ufak notlar tamamıyle böyle. Güzel bir etkinlik hoş bir oturumdu. Hazırlanmasında emeği bulunan herkese bir kere daha teşekkürler.

Katıldığım oturumlarda bazı fotoğraflar çektim. Onlara da buradan erişebilirsiniz.

mySchoolog : Yaşasın Okulum!

Görsel

Okul hayatında ne kadar rutin işler vardır fark ettiniz mi hiç? ödev yapmak için bile önce bir ödev defteriniz olması gerekir. Ödevler birbir oraya yazılır. ya da ders programını takip etmek? hangi gün ne zaman ne dersi var? öfff

Ama işte bir grup genç bir araya gelmişler büyük bir projeye imza atmışlar. Tüm bu rutin ve önemli işleri organize edecek her yerden ulaşabileceğiniz bir sistem geliştirmişler: mySchoolog

Sade ve hoş tasarımıyla çok fonksiyonel bir yapıya sahip. Web 2.0′ın tüm nimetlerini üzerinde barındıran bu sistem takip edilmesi gereken projelerden. Bu proje üzerine yakın bir zamanda daha geniş kapsamlı bir yazı da yazmak istiyorum.