Sanatsal Mevzular
11. Uluslararası İstanbul Bienali Heyecanı bastı dört bir yanımı
Bienal için sayılı kaldığı günlerde ben de birkaç kelam etmek istedim. Bienal’in benim için çok ayrı bir yeri var. Bienal süresince gezdiğim mekânlar beni başka âlemlere götürmüştür hep. Bu şehrin karmaşıklığı kalabalığı uçar gider bir anda. Derdi olan ve bu derdini size anlatmak isteyen eserler, dört bir yanınızdadır. Size aşırı dozda farklı duygular enjekte eder. Şimdiden ben bu duygulara çepeçevrelendim ve Bienal heyecanına kapıldım. Bu heyecanımı dile getirmek için de kendime bir Bienal rehberi hazırlamaya başladım ve bunu sizlerle paylaşmaya karar verdim. Hazırladığım rehbere geçmeden hemen belirteyim; Üniversite öğrencileri bu etkinlikten ücretsiz faydalanıyor. Sadece Bienal mekanlarının girişlerinde öğrenci kartlarını göstermeleri yeterli. Bundan önceki bienallerde olduğu gibi 2007 yılından beri bu etkinliğin resmi sponsoru olan Koç Holding’in konuğu olarak gezebilecek.
Her Bienal mekanını gidip görmeye çalışacağım. Hepsi içinde Eskiz Defterine ayrı ayrı notlar düşülecek. 11. Uluslararası İstanbul Bienali Eskiz Defteri’nde bir başka olur. Benden söylemesi
Bienal hakkında kısa ısındırma notları:- • Bu seneki Bienal’in küratörlüğünü, kurulduğu 1999 yılından bu yana çalışmalarını Hırvatistan’ın Zagreb kentinde sürdüren küratör kolektifi, WHW / What, How & for Whom (Ne, Nasıl ve Kimin İçin) üstleniyor. WHW, dört kadın küratörden oluşuyor: Ivet Curlin, Ana Devic, Nataša Ilic ve Sabina Sabolovic.
- • Bienali, başlığını Bertolt Brecht’in 1928 yılında Elisabeth Hauptmann ve Kurt More >
Bienal vakti geldi, çattı: 11.Uluslararası İstanbul Bienali
Etkinlik Adı: 11. Uluslararası İstanbul Bienali Yer: 3 farklı mekanda gerçekleşiyor İlgili Web Adresi: Click here Bilgi: 2 yılında bir olan Bienal yine geldi çattı. İstanbul yine bir başka güzel olacak. Beni de sardı bir Bienal heyecanı. Tüm Bienal yazılarım bu etkinlik yazısının içersinde toplayacağım. Başlangıç: 2009-09-12 Bitiş: 2009-11-08
11. Uluslararası İstanbul Bienal’i üzerine yazılarım;
Bahçeşehir VCD’den iki sergi
Araştırma Görevlisi olarak görev aldığım tüm zamanlarda en büyük istediğim öğrencilerin çalışmalarından bir sergi yapabilmekti. Okuduğum ve araştırma görevlisi olarak görev aldığım BÖTE (Bilgisayar Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği) Bölümünde ne yazık ki bu tutkum gerçek olmadı. Artık darısı SomutdüŞ Atelyesi‘ndeki çalışmalarıma diyorum.
Ama Bahçeşehir Üniversitesi’nde çok başarılı bulduğum ve her sene kapanışta öğrenci çalışmalarından oluşan sergiler yapan VCD bölümü, bu senede hem online hem de offline olarak 2 farklı sergi gerçekleştirmekte. Geçen sene, yapısı ve içeriği ile çok başarılı bulduğum İSKELE adlı sergiyi gerçekleştiren öğrencileride bu sene Haikular ve Mâniler adlı sergiyi gerçekleştirmekte.(Ara not: İSKELE mezuniyet projelerinden oluşmaktaydı, bu sergi ikinci sınıf öğrencilerinin çalışmalarını içermekte.) İSKELE’de interaktif medya ürünleri de vardı. Bu seneki sergi de bu tip çalışmaları gözlerim aradı ama teması itibarıyla bu tip medyalar yer bulamamış.
Belki yolunuz Schneidertempel Sanat Merkezi’ne düşmez ama en azından online medyadaki sergilere bir göz atın.
ONLINE SERGI:bilet.bahcesehir.edu.tr/vcd3121 bilet.bahcesehir.edu.tr/vcd2126
OFFLINE SERGI:Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Yerleşkesi ve Schneidertempel Sanat Merkezi Schneidertempel Sanat Merkezi ziyaret saatleri: Hafta içi her gün 10:30-17:00, Pazar günü 12:00-16:00 Merkez cumartesi günleri kapalıdır. (Schneidertempel Sanat Merkezi; Bankalar Cd. Felek Sk. No.1 Karaköy)
Unutmadan offline sergi 05 – 21 Haziran 2009 arasında.
Şiddetle tavsiye edilir; Slumdog Millionare
Eskiz defterine olabildiğince az film yazıyorum. Ama beni etkileyen ve hayatımda önemli olayları karaladığım bu defterde kendine yer edinmesi gereken bir film seyrettik bu akşam; Slumdog Millionare.
Biz seyretmeye uzunca bir vakit önce karar vermiştik fakat tez mez derken ancak gidebildik. Tabii bu kadar iteleyince, popüler salonlarda çok önceden bitmişti bile. Ama majestic’in samimi çalışanları ve ufak salonlarında gayet iyi bir kalabalıkla filmi seyrettik.
Tek kelime ile enfesti.
Uzunca zamandır seyrettiğin en akıcı, en özgün, en sağlam kurguya sahip bir filmdi; Slumdog Millionare. Her anından bu kadar keyif aldığım çok az ve ender filmler vardır. Danny Boyle çok temiz bir iş çıkarmıştı. Müzikleriyle, görüntüleriyle her şeyi ile bizi etkilemeyi başardı. Filmdeki duygu paylaşımı o kadar gerçekçi ve samimiydi tüm anları birebir yüreğimizde hissettik. Finalde çalan Jai Ho ile harekete geçip dans etmek bile istedik. Oscar dahil birçok ödülü kelimenin tam anlamıyla silip süpüren film, tüm bu ilgiyi fazlasıyla hak ediyor. Anafikirde kilit anahtar olarak barındırdığı “kadercilik düşüncesi” bazı kitleler tarafından yadırgansa da anlatılan öyküdeki tüm yollar bu kavramı besler nitelikte. Son bölümde gerçekten Jamal’ın milyoner olması kaderinde var olan bir “alın yazı” olarak yorumlanabilecek nitelikteydi.
Film’in son jeneriğindeki Bollywood’dan esinlenme gösteride çok keyifli bir süprizdi. Ayrıca yapılan jenerik çalışmaları da grafiksel açıdan filmle özdeş ve doyurucu nitelikler barındırıyordu.
Şu More >

Son Yorumlar