Web Tasarım

Framework’ler üzerine yazmayı ve seviyorum. Eskiz defterinin sayfalarında zaman zaman farklı alanlardaki frameworkler üzerine ayırdığım oldu. Bu sefer de HTML5 üzerine bir derleme sunacağım.Yanlız şunu belirtmekte fazda var; burada anlatacağım framework’ler front-end konusunda uzmanlaşmış HTML5 destekli duyarlı uygulama iskeletleri. Yani katıksız bir HTML5 uygulama geliştirme konusunda pek hünerli değiller. (O konuda da çok başarılı framework’ler. Onları da ayrıca başka bir yazı da değineceğim.)

Ünlü arayüz tasarımcısı ve geliştiricisi, Ethan Marcotte bir konuşmasında her front-end developer’ların az ve çok muhakkak bir miktar korsan şapkası giymesi gerektiğini belirtmişti. Özellikle web dünyası başta olmak üzere arayüz tasarımında, artık kabul edilmesi gereken grafik elementler çok yaygınlaştı ve benimsendi. Hatta kullanıcı dostu bir uygulama geliştirmek istiyorsanız muhakkak bu standartlara dikkat etmeniz gerekiyor.

Bu nedenle Marcotte, arayüz geliştiricilerinin bu durumdan kaçamayacağını ve muhakkak geçtiği yollarda izleri takip etmesi gerektiğini vurgulamıştı. Böylece uygulamaların yol üzerindeki, bariz ve büyük çukurlara düşmesinin engellenebileceğini savunmuştu.  Bence de çok haklıydı. Hem böylece uygulamaların yaşam döngüsü çok hızlı ilerliyor ve bir an önce kullanıcısına kavuşuyordu.

Bu hızlanma ve tutarlığı destekleyen en önemli teknolojik araçlardan biri de tabii ki Framework’ler. Türkçesi ile uygulama iskeletleri.  Browser uyumluğu, medya tutarlığı gibi kritik konulara büyük çözümler üreten HTML5 framework’ler, uygulama sahibinin fikre odaklanmasını sağlıyor ve üzerindeki yükleri hafifletiyor. Büyük komünitelerin ve kurumların desteklediği bu framework’ler her geçen gün daha fazla yaygınlaşıp daha çok uygulamanın eti kemiğine bürünüyor. Şimdi sırasıyla bunları inceleyelim

1.Bootstrap

Söze, Twitter Bootstrap ile başlayınca diğer alternatiflerin pek bir önemi kalmıyor. HTML5 konusunda en güçlü ve pratik framework herkesin ortak kaanati ile kesinlikle Bootstrap‘ dır. Geliştiricilere ve tasarımcılara zengin seçenekler sunan framework, tüm medyaları da sorunsuz destekliyor. Adaptasyon problemi yaşamıyor. O nedenle yapacağız uygulamaların, sitelerin mobile, tablet ve pc uyumluluğunu çok rahat ve hızlı bir şekilde sağlayabilirsiniz. 12 sütunluk bir iskelet desteği sunan paket, 724px, 940px ve 1170px olmak üzere 3 farklı sabit sayfa düzeni ile de hazır olarak geliyor. (Tabii isterseniz bu standartlara da müdahale edebiliyorsunuz. ) Hızlı prototipleme için de oldukça kullanışlı olan set, github üzerinden yönetilebiliyor ve bir çok browser sürümü tarafından sorunsuzca destekliyor.

Olayın güzel yani etkileşim boyutunda kendini gösteriyor. Geniş bir javascript desteği sunan paket, ayrıca komunite tarafından desteklenen ve geliştirilen yüzlerce eklenti ile de ihtiyaca yönelik çok rahat ve hızlı özelleştirilebiliyor.

2.Foundation

Bootstrap‘ın en büyük alternatiflerden biri olan Foundation, Zurb firması tarafından açık kaynak olarak geliştiriliyor. mobile-first yaklaşımı ile geliştirilen framework, zengin bir ızgara yapısı sunuyor. 16 sütunluk ızgara yapısı eğer size yetersiz gibi geldiyse, ihtiyacınıza göre çok daha fazla özelleştirebilirsiniz. Zengin mobil desteği ile gelen paket bir çok browser ile de sorunsuz çalışabiliyor. Ekstra hiçbir eklentiye ihtiyaç duymadan standart pakete bir çok UI elementi dahil olarak geliyor. Tooltip, uyarı, hata ve geri bildirim ifadeleri mobil ile birebir uyumlu halde paketin içerisinde sizin emirlerinizi bekliyor. Joyride desteği de olan Foundation şke çok rahat bir şekilde CSS veya SCSS parametrelerini özelleştirebiliyorsunuz. Diğer bir tadına doyamayacağınız özelliği de Magellan adındaki sayfa pozisyon yönetimi. Sayfa içinde yapışkan sabit bölümler oluşturabilmek için harika kolaylıklar sunuyor.

3.HTML5 Boilerplate

Yüksek performans ve farklı bir yaklaşıma ihtiyaç duyuyorsanız bu framework tam size göre olabilir. Noarmalize.css adını verdikleri css sıfırlama derlemesi ile farklı bir bakış açısı getiren paket, sağlam referans portfolyosu ile de göz dolduruyor. Google Microsoft ve Nasa gibi firmalarında tercihi olan Boilerplate, JQuery’nin yanı sıra Modernizr kütüphanesini de destekliyor.

4.Skeleton

Responsive Design (Duyarlı Tasarım) konusunda oldukça iddialı olan Skeleton, 12 sütunluk ızgara sistemi ile geliştirilmiş bir HTML5 framework’ü.  Çok ufak boyutu ile göz dolduran paket, hızlı geliştirme konusunda güzel bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor. 17″ gibi büyük ekran laptop’lar için de destek veren Skeleton mobil aygıtları da desteklemekten vazgeçmiyor.

5. HTML KickStart

Şimdi, HTML KickStart’a göz atalım. Oldukça kolay ve hızlı öğrenebileceğiniz bu framework ile çok hızlı bir şekilde geliştirebilirsiniz. İçerisinde onlarca hazır UI öğesi barındıran paket sayesinde, hazır elementleri kullanarak hızlı HTML5 prototipler hazırlayabilirsiniz.

6. 52framework

CSS3′ün tüm nimetlerinden faydalanan, içerisinde HTML5 video oynatıcı olan güzel düşük boyutlu bir paket olan 52framework, serinin en son alternatifi. Tam olarak duyarlı web konusunda büyük iddiaları olmasa, sahip olduğu hünerler konusunda yadsınamayacak bir seçenek gibi duruyor.

İlk okunduğu zaman insanın iştahını kabartan bu framework’ler bilinçsizce ve dikkatsizce kullanımlarda başınızı ağrıtabilir. Proje kapsamı ve detayı çok iyi belirlendikten sonra artıları ve eksileri çıkartarak iyi bir SWOT analizi ile framework seçimi yapılmalı. Aksi takdirde, dört nala koşup hızlıca projemi çıkartayım derken ayağınız takılıp düşebilir ve büyük yaralar alabilirsiniz. Bu noktada en büyük görev yazılım mimarisini hazırlayan kişilere düşüyor. Bu analizler ve değerlendirmeleri iyi yaparak karar vermeli. Bol bol başarılı projelere imza atmanızı diliyorum!

 .

25 Haziran 20131 commentDevamı


Özellikle Ajax teknolojisi, web’deki dünyamıza girdiğinden beri artık etkileşimi yüksek formlara aşina olduk. Sayfa yenilemeden veritabanında verileri inceler olduk, hızımıza hız kattık, verimimizi arttırdık.

Kimi zaman bu işlemleri oturup hazırlamak çok yorucu ve bezdirici olabiliyor. İşte o an imdadınıza javascript frameworks‘ler koşuyor. Ajax ve benzeri bir çok işlemi yerine getirmek için her türlü özelliği bünyelerinde içeriyorlar. Sizin için bir çok hazır fonksiyon ve bileşen barındıran bu framework’ler sayfanızı daha etkileşimli, interaktif ve dinamik hale getirmek için tüm yükü sırtlanıyorlar. Peki sayıları her geçen gün artan bu kütüphaneler arasında hangisi projeniz için uygun? Hangisini neden seçmeliyiz? İşte bu sorularınıza yanıt olabilecek bir yazıyı, buradan okuyabilirsiniz.

Hangi Javascript kütüphanesi tam bana göre?

Verimlilik. Verimlilik projelerinizin yaşam süresini direk etkiler. Projenizin başarılı olabilmesi için muhakkak verimli olması gerekmektedir. İşte bu noktada sizler için biçilmiş kaftan görevi gören javascript kütüphaneleri, sizlerin daha verimli projeler yaratmanıza olanak kılıyor.

Burada önemli bir nokta, bu kütüphaneler sizi daha iyi birer programcı yapmayacak daha verimli ve etkin işler üretmenizi sağlayacaktır. Sadece bu etken bile projelerinizde js kütüphanelerini vazgeçilmez kılıyor. Peki projelerin kaderini etkileyebilecek bu kütüphanelerden hangisi tam olarak projenize uygun? Bu soruya tam yanıtı bulabilmek için öncelikle kişisel deneyimlerinizi göz önünde bulundurun ve olabildiğince esnek bir yaklaşım gösterin. Doğru kararı verebilmek için aşağıdaki soruları da kendinize sorabilirsiniz.

- Projeniz için bir ihtiyaç analizi yapın.
- Projenizin gereksinimlerinin neler olduğuna karar verin.
- Projenizin hitap ettiği kitleyi belirleyin. Kısıtlı bir hedef kitleniz yoksa tüm browser’lara hitap edecekseniz muhakkak tüm browser standartlarına uyan bir framework seçin.
- Seçtiğiniz framework’ün geliştiren ve destek olan bir takım var mı? Problemlerin ve hataların hızlı düzeltildiği bir komünitesi mevcut mu? Eğer bu tip topluluklar mevcutsa projeniz gelecekte ortaya çıkabilecek sorunlara karşı hazırlıklı olacaktır.
- Kullanımı kolay mı? kullanımı hakkında yeterli bir dokümantasyona sahip mi?
- Kullanmak istediğiniz kütüphaneyi kaç projede kullanılmış. Yeteri kadar olgunlaşmış mı? Domine taşı olarak gösterilebilecek bir projede başarılı olmuş mu?
- Performans testlerindeki sonuçları neler? Yüksek kullanım durumları ve yoğun içerik sunumlarındaki başarısı ne kadar?
- Kendi CSS tanımlarına sizi mahkum mu ediyor? Yoksa arayüzü değiştireceğiniz özel CSS tanımlarına olanak sağlıyor mu?

Yazının ikinci bölümünde güncel ve popüler tüm javascript kütüphanelerinden söz edeceğiz. 
.

01 Aralık 20120 commentsDevamı

Web tasarımın vazgeçilmez ortamı herkesin bildiği gibi internet gezginleri yani orjinal tabiriyle browser’lardır. Browser’lar artık taş devri dönemlerini tamamlayıp daha gelişkin ve daha hünerli hale geldi. Hatta bu kulvardaki teknolojik gelişmeler browser’ların yerinde saymasına da engel oldu ve onları da beraberinde gelişmeye zorladı.

Bundan bir yıl öncesine baksak, çok daha kritik bir konudan bahsediyor olacaktım ama şu an için kritik önemini azda olsa azaltan bir ortam var. HTML5′in vazgeçilmez olması, CSS3′ün hünerleri artık browser’ların daha stabil ve daha kullanıcı dostu olmasını sağladı.

Ama yine de front-end developer’ların yani web tasarımcıların atlamamaları gereken önemli bir test adımı var; browser uyumluluk testleri. (testing browser compability)

Bu test işlemleri, arayüzün web’e adapte edilmesi için yapılacaklar tamamlandıktan sonra hangi browser’da ne ölçüde başarılı görüntülendiği ve kullanılabilirliği ne ölçüde etkilediğini ölçmek adına önemli bir adımı barındırır. Testlerin sonucuna göre hangi platformlar üzerinde hangi browser’lar ile ne gibi sorunlar çıkabileceği tespit edilir. Yayın öncesi, daha iyi bir kullanıcı deneyimi yaratabilmek için browser kaynaklı teknik sıkıntılar tespit edilir ve giderilir.

Yazının devamında browser uyumluluk testleri için kullanabileceğiniz bazı araçlardan bahsediyor olacağım.

1. Tüm platformlarda tüm browser’ların ekran görüntüsünü görebilmek için: browsershots.org

Browser testi deyince akla her zaman ilk gelen bir site olurlar kendileri. Tıpkı mendile isim veren selpak gibi literatüre geçmişlerdir. Zaman zaman aşırı yavaş olsa bile sitelerin browser ve platformlar üzerindeki durumlarını kontrol edebilmek için başarılı bir test ortamı sağlar. Seçtiğiniz kriterlere uygun ortamlardaki görüntüleri sizin için screenshot olarak derleyip sunabilir. Ayrıca, açık kaynak bir proje olması ile de kalplerimizin en nadide yerine sahiptir.

 

2. iyi bir internet explorer test ortamı için: ietester

Browser uyumluluk testleri dendiği zaman terazinin bir tarafına internet explorer ve ailesini, diğer tarafına da var olan bilindik tüm tarayıcıları koyabilirsiniz. Emin olun Microsoft’un vazgeçilmez browser’ı tek başına tüm browser’lardan kat be kat daha çok başınızı ağrıtabiliyor. Bunun için de vakti zamanında (özellikle internet explorer 6′nın hükümdar olduğu dönemlerde) sıklıkla kullandığım ietester’lara yine bir göz atmanızda fayda var. IE-6′nın krallığı sona ermesiyle, ietester çok kan kaybetmiş olsa bile,, IE ailesi için hızlı ve dinamik testler yapabileceğiniz bir araç. Ne zaman lazım olabileceği inanın bilemezsiniz.

 

3. adobe’un browser compatibility ortamı: browserlab

Adobe’un CS4 ile beraber hayatımıza kattığı web tabanlı servislerden biri olan Adobe browserlab, Dreamweaver ile çok iyi çalışıyor. Özellikle CS5′den sonra gelişmiş entegrasyon özellikleri ile Dreamweaver’ını harika bir test ortamına çeviriyor. Böylece, farklı platform ve farklı browser’ların görüntülerini editör üzerinden edinebiliyorsunuz. Sadece test etmenize değil karşılaştırmalar yapmanıza da olanak veriyor. Uygulamanın arayüzü flex tabanlı olması ile kullanıcı dostu ve klasik Adobe yaklaşımını buram buram sezebilirsiniz. CSS kaynaklı kaymaları, bozulmaları tespit edip size analiz yapabilmeniz için çeşitli ölçüm araçları barındırması da sistemin artı değerlerinden biri. Örneğin bu işlem için browerlab’a eklenen cetvel aracı, ilginç ve pratik.

 

4. web tabanlı internet explorer testleri için alternatif bir çözüm: netrenderer.com

Alman kökenli netrenderer projesi de browsershots gibi web tabanlı çalışan ve seçtiğiniz kriterlere göre size preview screenshot’lar hazırlayan bir başka proje. İncelememe dahil etmemin en büyük sebebi çok hızlı olması. Seçtiğiniz kriterlere göre size hızlı bir preview hazırlıyor. Benzer uygulamalardan en büyük eksik yanı işletim sistemini bir parametre olarak seçemiyorsunuz.  Her ne kadar bünyesinde IE-10 Consumer Preview’i de barındırıyor olsa bile browser çeşitliliği de şu an için az.

 

5.İdeal test ortamı: Sanal Bilgisayarlar üzerinde gerçek testler yapın!

İdeal test ortamını tanımlamak istersek tek çıkar yol sanal pc kurulumları olduğunu açık ve net olarak görebilirsiniz. Çünkü üzerinde çalıştığınız projelerin büyüklüğü, tasarladığınız arayüzün sahip olduğu oyunlara göre yapacağız testlerinde ciddiyeti ve kapsamı artacaktır. Anlık alacağınız preview’ler genel olarak projeyi test etmeye yeterli olmayacaktır.  Bir de tabii bu işten ekmek yiyor ve bu işi profesyonel olarak yapıyorsanız muhakkak ama muhakkak en uygun ve elverişli bir test ortamı yaratmanız gerekecektir. O nedenle uygun bir sanallaştırma yazılım paketi ile projenin hedeflediği platformları seçerek kurulumları yapabilir. Daha sonra browser’ların kurulumlarını bu sanal işletim sistemleri üzerine gerçekleştirebilirsiniz. Bu test ortamını hazırlamak elbette biraz vaktinizi alacaktır ama var olabilecek hataları kullanıcıdan önce test edebilmenize olanak sağlayacaktır. Bu test ortamını yaratabilmeniz için bilmeniz gerekenler ise;

  • sanal pc yazılımı ve kurulumu (wmvare workstation, Microsoft’un virtual pc’si veya Oracle’ın virtual box’ı işini görecektir.)
  • işletim sistemlerinin kurulum cd-rom’ları
  • test yapmak istediğiniz browser’ların kurulum dosyaları (güncel ve yaygın olarak kullanılan browser’ları takip edebilmeniz için güzel bir kaynak)
  • tek bir işletim sisteminde farklı sürümlerde birden fazla internet explorer çalıştırma (bu işlem için bu yazıya göz atabilirsiniz)
Peki kolları sıvadınız benim önerim olan ideal test ortamını hazırlamaya karar verdiniz? Peki hangi işletim sistemleri ve hangi browser’ları kuracaksınız? Bunun için de aşağıdaki listeyi bir göz atmanız yeterli olacaktır.

 

 

 

 .

09 Nisan 20120 commentsDevamı

Uzun zamandır varlığından haberdar olduğum ve 1-2 kişisel çalışma yaptığım processing’i artık kişisel tarihimin tozlu raflarından çıkartıp tekrar gündemime almam 2011′in en iyi olaylarından biri oldu. Hem öğrenmesi son derece kolay hem de bir o kadar görsel olduğu için çokta keyifli olan processing biraz daha yakından tanıtabilmek için bir yazı derledim. Türkiye’de henüz o kadar yaygın olmasa da yurtdışında özellikle sanatçıların çok sıklıkla kullandıkları bir programlama dili. Java üzerine geliştirildiği ve 100′den fazla kütüphane içermesiyle çok güçlü. Programlamaya da başlangıç için güzel bir nokta.

Processing Nedir?

Processing, resim, animasyon ve etkileşim yöntemleri geliştirebileceğiniz açık kaynak bir programlama dili ve ortamıdır. Çokluortam malzemeleriyle (resim, video ve ses gibi) sorunsuz çalışabilir, işleyebilir. Görsel bir çıktı üzerinden hareket ederek bilgisayar programlamanın prensipleri ve temellerini disiplin dışı kişilerinde çok rahat ve hızlı bir şekilde öğrenmesine olanak sağlar. O nedenle birçok araştırmacı, öğrenci, tasarımcı ve sanatçı tarafından tercih edilen bir programlama dilidir. Kendi yaptıkları profesyonel işlerinde prototip uygulama, sergi öğesi veya işlerinin niteliklerini artıracak nitelikte kullanmaktadır. Processing bu kadar farklı amaçlarda farklı insanların tercih etme sebeplerini sıralayacak olursak;

  • Açık kaynak ve tüm işletim sistemleri ile sorunsuz çalışabilmesi
  • 2D ve 3D ile sorunsuz çalışabilme bu görüntüler üzerinde kolay ve hızlı etkileşim yaratabilme (gelişmiş 2D ve 3D kütüphaneleri)
  • Uygulama içersinden basit ve kolay PDF çıktılar alabilme (zengin PDF kütüphaneleri)
  • OpenGL entegrasyonu ile 3D motor kullanımı
  • Ses, video başta olmak üzere 100’den fazla kütüphane ile birçok çoklu ortam öğesi ile sorunsuz çalışabilme
  • Web ve masaüstü’de çalışabilir uygulamalar yaratabilme
  • Sadece processing için özelleştirilmiş bir programlama ortamı (PDE – Processing Development Enviroment)
  • Geniş kaynak erişimi (Güncel ve eksiksiz dokümantasyon ve özel gereksinimler üzerine yazılmış çokça sayıda kitap)

Bu sebeplerden ötürü processing her geçen gün daha fazla kişi tarafından kullanılmaktadır. 2001 ilkbahar’ında basit bir toplantıda sohbet arasında proje geliştirme süreçlerinde hızlı ve kolay prototip geliştirme için tasarlanan bu programlama dili günümüzde birçok niteliğe sahip yurtdışında yaygın tercih edilen bir programlama dili haline gelmiştir.

2002 yılından 2005 yılına kadar alpha sürümü ile yayında olan programlama dili 2008 yılına kadar beta olarak hizmet verdi. Bu zaman içersinde binlerce kişi tarafından indirilip kullanılan processing, Java ve C++ gibi dillerdeki katı kurallardan ve gereksinimlerden arındırılarak son haline kavuştu. Bunun için de dahili bir sistem üzerine geliştirildi ve processing’e yeni özellikler katmayı kolaylaştırmak için kütüphane yapısı kullanıldı. Bu yapı sayesinde de processing çok kısa zamanda 100’den fazla kütüphaneye sahip oldu.

Processing’de kod yazma işlemi ilk çıkış noktasındaki prototip noktasına hep bağlı kaldı. O nedenle de processing’de kodlama yaparken aslında sketching (eskiz) hazırlanmakta. Processing’de yeni bir sayfa açtığınızda, yeni bir sketch yaratmış oluyorsunuz. O nedenle klasik programlama dillerindeki yapı ve teorinin önemi ikinci plana düşürüldü denebilir. Çünkü processing ile kod yazmak için kütüphanedeki hazır fonksiyonları ve nesneleri kullanmanız yeterli oluyor. Ekstra hiçbir komuta veya yapıya gereksinim duymuyorsunuz. Tüm bu öğrenme sürecinizi de bilgisayar grafikleri ile beraber yaptığınız içinde bilgisayar mimarisine hiç bulaşmadan görsel öğeler ve etkileşim metodlarıyla bilgisayar programlamayı kavrayabiliyorsunuz.

Bu esnekliği sayesinde processing’de kod yazma ile kağıt üzerinde eskiz yapmak için harcayacağınız performans nerdeyse aynı niteliklerdedir. Kağıt üzerinde çizdiğiniz bir karakteri hızlı bir şekilde processing’e aktarabilir ve hareketlendirebilirsiniz. Böylece size esnek ve hızlı çalışabileceğiniz bir ortam yaratabilir. Ayrıca, yukarda da bahsedildiği gibi zengin kütüphane seçeneklerinden faydalanarak profesyonel nitelikler barındıran bilgisayar programları yazabilirsiniz.

Processing’in diğer programlama dilleriyle ilişkisel yapısına baktığımız zaman ise bir tür java olduğu görebilirsiniz. Fakat etkileşim metotları ve bilgisayar grafikleri üzerine özel nitelikler barındırmaktadır. Processing’in grafik yapısı da PostScript ve OpenGL ile ilişkilendirilmiştir. Böylece kompleks niteliklerdeki programlama dilleri basit bir altyapı ile harmanlanarak daha anlaşılır ve daha öğrenebilir bir hal kazandırılmıştır.

Genel Dil Özellikleri

  • Processing için özel olarak hazırlanmış Processing Development Enviroment (PDE) adı ile bir geliştirme ortamı vardır. Bu ortam tamamen processing için tasarlanmıştır. O nedenle sade ve basit bir arabirimidir. Bu sade ve basit arabirim üzerinden processing kodları yazılabilir.
  • Procesing uygulamalarını yayımlamaya hazır hale getirmek için PDE’deki Export seçeneğini kullanmanız yeterlidir. Bu işlem sonucunda uygulamanızı ister masaüstünde çalıştırabilir isterseniz internette yayınlayabilirsiniz.
  • Dilin söz dizimi (syntax kuralları) gayet basit ve anlaşılabilir. Sizi katı kurallara boğmaz.
  • Processing ile ürettiğiniz uygulamaları video ve ses editing ile tekrar işleme sokabilirsiniz.
  • İster nesne tabanlı programlama yapmanıza izin verir. Zaten dil mimariside bu programlama metodu üzerine kurulmuştur.

Processing hakkında detaylı bilgi için kendi sitesini ziyaret etmenizi öneririm. Ayrıca sitedeki sergi bölümüde processing’in gücü gösteren nitelikli işleri barındırıyor. Processing şu an 1.2.1 sürümünde. İndirip bir göz atmanızı tavsiye ederim..

25 Mart 20110 commentsDevamı

Yarışmaların hep bünyeye iyi geldiğine ve ait olduğu sektörü, hareketlendirdiğine inanırım. Zaman zamanda katılırım, heyecana boğulurum. Mart ayıda birbirinden güzel yarışmalara gebe. Kendini dinamik tutmak, yeniliklere açık olmak ve mücadale ruhunu pekiştirmek için sizlere bu ay katılım süreci olan birbirinden güzel yarışmaları bir araya topladım.

Ara not: bu yazıyı o kadar geç tamamlayabildim ki az kalsın mart ayı bitecek yazının bir anlamı kalmayacaktı.

Bunlardan bir tanesi herkesin uzun zamandır bildiği ve Türkiye’deki web sitelerinin kalitesini ve niteliğini artırmak için çok önemli bir mihenk taşı niteliğinde olan Altın Örümcek. Her geçen yıl önemli adımlar atan ve değerlendirme kriterlerini daha netleştiren yarışma, bu sene 15 Şubat – 31 Mart 2010 tarihleri arasında başvuruları kabul ediyor. Yine geçen senedeki gibi bir ön elemeden sonra halk oylaması ve jüri değerlendirmesi ile 2 farklı dalda yarışmış oluyorsunuz. Altın örümceğin sitesini bu sene Nexum Creative‘in hünerli ellerinden çıkmış. Arayüz tasarımı olarak geçen seneki tarzını koruyan yarışmanın sitesi detaylarda daha kullanıcı dostu ve daha işlevsel bir yapıya kavuşmuş. Organizasyonun bence tek olumsuz yanı sonuçlarının Eylül Ayında açıklanacak olması.

Bu sene üçüncüsü gerçekleşecek olan Blog Ödülleri, 17 kategoride gerçekleşecek. Yarışmanın güzelliği sitenin tüm konseptine yansımış. Sadece kullanılan renklere pek ısınamadım. Biraz iç karartıcı geldi. Sponsorlarıda tek renk düzenine getirmek estetik olarak çok şık durmakta fakat pazarlama olarak ne kadar anlamlı olduğunu bilemedim. Çünkü logo sayılarının çook olması ve hepsinin tek ve pasif bir renk olması biraz boğucu ge işlevselsiz gibi geldi bana.

Son yarışma ise çok çetin geçmesini beklediğim ve sağlam ödülleri olan Flash Web Tasarım Yarışması. Gelişen Javascript Framework’leriyle eski tantanalı günlerini biraz da olsa arayan Flash Platformu yine web’e son derece özgün ve yaratıcı işler katmak için eşsiz araçlar sunmakta. Bu araçların en doğru ve en güzel şekilde kullanılmasını 4 nala yarıştıran bu güzelim yarışmada ödüller de gayet dolu dolu olmuş. Henüz Üçüncü senesinde olmasına rağmen böyle bir yol kat etmesi gerçekten mutluluk verici. Geçen senede yarışmaya 250′den fazla sitenin katılması yarışmaya olan ilginin bir göstergesi.

Yarışmanın sitesine pek ısınamadım. Böyle bir içerikli yarışma için biraz zayıf kalmış. Hele hele bazı bölümleri harici linklerle çözülmesi, HTML sayfa örneklerinin açılması bu hissiyatımı güçlendirdi. Son başvuru tarihi 1 Mayıs 2010. O nedenle şu an bile yarışma için hazırlanmaya başlasanız epeyce bir vakitniz var demek oluyor.

Katılacak herkese başarılar dilerim..

20 Mart 20100 commentsDevamı
View Sidebar