Hatırlayalım ve çekinmeyelim…
6 Nis
Bana gelen bir toplantı tutanağının sonunda böyle yazıyordu… Ne kadar önemli ve gerekli bir husus değil mi? Çok güzel dile getirilmiş ve anlatılmış.
—-
Aptal fikir yoktur. Bir cok kisi tarafindan aptalca oldugu dusunulerek dile getirilmeyen fikirleri acikca paylasmayi cesaret edenler cok buyuk BASARILARA imza atanlar olmuslardir.
Yarışmalar dönemi başladı!
20 Mar
Yarışmaların hep bünyeye iyi geldiğine ve ait olduğu sektörü, hareketlendirdiğine inanırım. Zaman zamanda katılırım, heyecana boğulurum. Mart ayıda birbirinden güzel yarışmalara gebe. Kendini dinamik tutmak, yeniliklere açık olmak ve mücadale ruhunu pekiştirmek için sizlere bu ay katılım süreci olan birbirinden güzel yarışmaları bir araya topladım.
Ara not: bu yazıyı o kadar geç tamamlayabildim ki az kalsın mart ayı bitecek yazının bir anlamı kalmayacaktı.
Bunlardan bir tanesi herkesin uzun zamandır bildiği ve Türkiye’deki web sitelerinin kalitesini ve niteliğini artırmak için çok önemli bir mihenk taşı niteliğinde olan Altın Örümcek. Her geçen yıl önemli adımlar atan ve değerlendirme kriterlerini daha netleştiren yarışma, bu sene 15 Şubat – 31 Mart 2010 tarihleri arasında başvuruları kabul ediyor. Yine geçen senedeki gibi bir ön elemeden sonra halk oylaması ve jüri değerlendirmesi ile 2 farklı dalda yarışmış oluyorsunuz. Altın örümceğin sitesini bu sene Nexum Creative‘in hünerli ellerinden çıkmış. Arayüz tasarımı olarak geçen seneki tarzını koruyan yarışmanın sitesi detaylarda daha kullanıcı dostu ve daha işlevsel bir yapıya kavuşmuş. Organizasyonun bence tek olumsuz yanı sonuçlarının Eylül Ayında açıklanacak olması.
Bu sene üçüncüsü gerçekleşecek olan Blog Ödülleri, 17 kategoride gerçekleşecek. Yarışmanın güzelliği sitenin tüm konseptine yansımış. Sadece kullanılan renklere pek ısınamadım. Biraz iç karartıcı geldi. Sponsorlarıda tek renk düzenine getirmek estetik olarak çok şık durmakta fakat pazarlama olarak ne kadar anlamlı olduğunu bilemedim. Çünkü logo sayılarının çook olması ve hepsinin tek ve pasif bir renk olması biraz boğucu ge işlevselsiz gibi geldi bana.
Son yarışma ise çok çetin geçmesini beklediğim ve sağlam ödülleri olan Flash Web Tasarım Yarışması. Gelişen Javascript Framework’leriyle eski tantanalı günlerini biraz da olsa arayan Flash Platformu yine web’e son derece özgün ve yaratıcı işler katmak için eşsiz araçlar sunmakta. Bu araçların en doğru ve en güzel şekilde kullanılmasını 4 nala yarıştıran bu güzelim yarışmada ödüller de gayet dolu dolu olmuş. Henüz Üçüncü senesinde olmasına rağmen böyle bir yol kat etmesi gerçekten mutluluk verici. Geçen senede yarışmaya 250′den fazla sitenin katılması yarışmaya olan ilginin bir göstergesi.
Yarışmanın sitesine pek ısınamadım. Böyle bir içerikli yarışma için biraz zayıf kalmış. Hele hele bazı bölümleri harici linklerle çözülmesi, HTML sayfa örneklerinin açılması bu hissiyatımı güçlendirdi. Son başvuru tarihi 1 Mayıs 2010. O nedenle şu an bile yarışma için hazırlanmaya başlasanız epeyce bir vakitniz var demek oluyor.
Katılacak herkese başarılar dilerim.
Sen de mutlu olabilirsin! Durma kapak aç!
19 Mar
Coca Cola yeni kampanyamızla karşımızda; Mutluluğa Kapak Aç
Öncelikle eski demogojik reklamlarından vazgeçip sloganlarıyla birebir örtüşen ve hayata artı gibi bir sosyal sorumluluk projesine de ufak tefek gönderme yapabilen yeni kampanyalarıyla gerçekten Mutlu olmanın yaşı ve sınırı olmadığını çok güzel bir dil ile anlatılmış. Mutluluğa kapak aç reklam filminde de bu samimi bir hava korunmuş, çok da inandırıcı olmuş.
Reklam filmini destekleyici bir şekilde hazırlanan web kampanyasında da odak yine kendimizi mutlu etmek için çok geç olmadığını vurgulamak. Bu vurguyu da basit içerikli bir yapıyla 5 adımda açıklamışlar. www.mutlulugakapakac.com‘a girip hep yapmak istediğiniz şey konusunda tok bir ses eşliğinde ufak egzersizleri tamamladığınız zaman geç olmadığını Coca Cola size ispatlıyor. Hatta hatta üzerine bir de t-shirt veriyor. (İlk 10.000 kişiye.) (Acaba bu nokta da cola ile özdeşen daha özel bir promosyon mu yapsaydı? Efsane şişenin fonksiyonel bir hali mesela? T-shirtlerin tasarımları da hiç fena değil bu arada.) Uygulama çok başarılı, temiz bir iş.
Mouse kontrolleri son derece başarılı.Aklıma takılan noktalara geldiğimiz zaman ise;
- Şu başlangıca bir intro’yu atla koysalardı çok daha iyi olurdu.
- Detaylı baktığımızda içersinde ufak süprizler barındırmıyor.
- Doğrusal bir anlatım yapısına sahip. Bu da uygulama ile tekrar tekrar oynama ihtimalinizi düşürüyor.
- Ufak ama inandırıcılığı zorlayan hatalarda mevcut. (Örneğin adım-3′de hiç cola şişesi boyunca dolanmadan dümdüzde gidebiliyorsunuz)
Buradan da şunu çıkartabiliriz kampanya ziyaretçinin tekrarlama arzusu üzerine kurulmamış. İlk geldiğinde etkili bir izlenim bırakmak istenmiş sadece. Bence bu da gayet iyi bir seçenek.
Son adımda yapmak istediklerinizi Facebook, twitter gibi sosyal medya araçları üzerinden de paylaşmanıza olanak tanıyor. Ayrıca paylaşımınız kampanyanın kendi twitter ve friendfeed hesaplarında da yayınlanıyor. Son olarak bir de şu t-shirt’leri yakından görebilseydik. Ne güzel olurdu?Son sahnede kendi hallerine takılıyorlar ama çok küçük, anlaşılmıyorlar.
Unutmadan bu güzel iş c-section‘a ait.
27.
16 Mar
Bu yazının üzerine yorum yapmak, söz söylemek yok. Kapalı. Bu nedenle, defterin eşi benzeri olmayan yazısı olacak bu yazı.
Çünkü eşi benzeri olmaya adanmış bir yazıdır, bu yazı.
Otuzuma merdiven dayadığım şu günlerde birçok şeyi karıştırmaya, anlamamaya başladım.
Aklım bana oyunlar oynadı, unutmayı öğrendim.
Geçen günlerde çok koşturdum, çok yoruldum. Sayısız hata yaptım, onlarca kez tökezledim, yalpaladım. Kimi zaman dayanamadım düştüm. Ama hep kalktım. Hep kaldığım yerden devam ettim.
Başarılarım da oldu, olmadı değil. Tıpkı mutlu olduğum anların olması gibi.
Bir tek düşlerim yarenlik etti bana. Kör karanlıkta parlayan güneş, dipsiz kuyuda uzanan el oldular.
Dedim ya çok koştum, çok yoruldum ama hiç of demedim. Hiç keşkem olmadı benim. Belki de o nedenle çok kapı çaldım, yüreğimi açtım. Kimisi çok sert kapandı, kimisi ardına kadar açıldı. Bu kapılardan biri de…
En dağınık, en kendimi bilmediğim vakit açıldı. Ansızın bir gece vakti, bir dost meclisinde. Küçücük bir kadın, ufacıcık bir beden ama ummanlar kadar büyük bir yürek…
Tesadüftür ya bundan tam 3 yıl önce, otuzuma merdiven dayadığım şu günlerim tam üç yıl öncesi….
Oysa beklemiyordum, hiç hazır değildim. Yıllardır beklediğim, peşinden koştuğum kara sevda, ansızın ve fütursuzca sokulu verdi hayatıma, o minicik ayaklarıyla tane tane.
İçime işledi tane tane. En olmadık yanıma yerleşti. Dile kolay 3 yıl 300 yıl oluverdi. Günler ay, aylar yıl oldu, dizildi. Kara sevdam, çınar oldu kök saldı, gürleşti.
En çokta mahsumiyetinde kaybolmak, bakışlarında yitip gitmek istedim. O olup uçup gitmek istedim efsane olmak istedim.
Çünkü o masallardan kopup gelmişti yanıma… Dedim ya hazır değildim, dağınıktım ve yorulmuştum.
Oysa masal perileri her zaman cennet gibi bir yerde olmalıdırlar. Çünkü onlar günahsızdırlar.
Şükürler ediyorum. Yarımdım, tam oldum. Azdım, çok oldum.
——————————————————————————————
Balzamin! Senin için düş bahçelerime çiçekler ekdim. Yakında gerçek olup yeşerecekler.
Daha öğrenecek çok şey var,
gidilecek uzunca bir yol,
yazılıp okunacakta koca bir sevda var.
——————————————————————————————
Masal perim, Canımın en hoşu, Balzamin’im, bu sene bana öyle bir an yaşattı ki tarifsiz. En sıkışık, en çekilmez günlerini yaşadığın şu günlerde beni yeryüzünün en mutlu insanı yaptın, doğum günümü anlamlandırdın unutulmaz kıldın.
Senin nezdinde burdan o günün değerini bin misli yapan tüm arkadaşlarıma, hocalarıma ve öğrencilerime kucak dolusu sevgiler gönderiyorum buradan. Sizler olmadan hiçbir anın tadı ve anlamı yok benim için. Hayatımı güzelleştiren, zenginleştiren sizlersiniz. Sizleri bu kadar yakınımda hissettikten sonra yorulmak ve yılmakta neymiş! Yola her daim devam…



Son Yorumlar