Bir grup varmış adı GRUP BİRmiş
Geçen sene bu dönemlerde (2.Akademik yılın başlangıcıyla) olmaz bir işe imza attık. 4 insan biraraya geldi ve olmaz işlere imza atmak için çalıştı durdu. Aralarındaki samimiyet, birlik ve beraberlik öyle kolay kolay bulunabilecek bir cinsten değildi. O zaman bunu proje başlangıcında anlatmak için yazdığım bir yazıyı burda paylaşmak istedim. İmla hataları ve türkçe karakter sıkıntısı olabilir. Şimdiden affınıza sığınıyorum. Ama çok sevdiğim ve içime sinen bir yazı. GRUP1 ile yaptığımız çalışmalara örnek için herdervar.com’u ziyaret edebilirsiniz.
Sevgili dostlarım, güzel insanlar Metin Ceyhan ve Atilla Can‘ı da burdan selamlıyorum.Eşsizsiniz.
—-
Bir varmis bir yokmus, evvel zamanda degil günümüzde çok degil birkaç ay öncesinde bir grup varmis.
Bir ders için bir araya gelen dört kelle-i seriften olusuyormus. Dört yarim akilli bir araya gelmis macera baslamis.
Önceleri küçük küçük ilerlemisler. Küçük küçük büyük adamlari anlatmislar. Ama anlatirken hep bir
güzellik yapmislar.
Bir hafta havuza gitmis kellelerden biri. Olmaz demisler yapilmaz demisler bir anlati için havuzlara mi gidilir gecenin kör karanliginda. Ama gidip yapmis yapacagini. Orda anlatmis derdini. Çekmis videoya getirmis göstermis millete büyük adamin dediklerini.
Sonra baska bir anlati için bu sefer büyük adami kolundan tutup getirmisler sinifa. Getirmisler ki herkese anlatsin derdini. Anlatsin ki millet kendini ögrensin, tanisin. Bu sefer olmus kelleler o büyügün ögrencileri anlatmislar dertlerini ögrencileri olarak. Büyükte sinifta oturmus More >
mySchoolog : Yaşasın Okulum!
Okul hayatında ne kadar rutin işler vardır fark ettiniz mi hiç? ödev yapmak için bile önce bir ödev defteriniz olması gerekir. Ödevler birbir oraya yazılır. ya da ders programını takip etmek? hangi gün ne zaman ne dersi var? öfff
Ama işte bir grup genç bir araya gelmişler büyük bir projeye imza atmışlar. Tüm bu rutin ve önemli işleri organize edecek her yerden ulaşabileceğiniz bir sistem geliştirmişler: mySchoolog
Sade ve hoş tasarımıyla çok fonksiyonel bir yapıya sahip. Web 2.0′ın tüm nimetlerini üzerinde barındıran bu sistem takip edilmesi gereken projelerden. Bu proje üzerine yakın bir zamanda daha geniş kapsamlı bir yazı da yazmak istiyorum.
İnce kalem kalın yazarken…
Bundan yıllar önce ince kalem kalın yazarken diye başlamıştım bir yazıya…Tüm eğri büğrü ve şekilsiz çizgilerin sebebini kalemin kalın yazmasına atarak kendimi temize çıkarmıştım. Çünkü asıl olarak biliyordum ki kalem inceydi, zarifti. 15 yılı aşkın eğitim hayatım bana kalemlerin her çeşitiyle tanışmama neden oldu. Ele sığmayacak kadar tombul olanından tutunda bir bayan beli kadar kıvrak ve narin olanları bile vardı. Tükeneni de dolmayanı da geçmişti elimden. Ama hep bir eksiklik bir tatminsizlik vardı. Keçeliye sorduğum sorularda cıvık bir ses ile parlak renkler bırakıyordu, kağıdıma. Kurşunun acizliğinin arkasında var olan güçten ise hiç bahsetmiyorum. Hepsi silinmemek ve hep farklı bir şeyler anlatabilmek için dile geliyor akıtıyordu, derdini kağıda. Kağıtların güzelliğinden ve çekiciliğinden burda bahsetmiyeceğim. Ama kalemin olduğu her yerde kağıdında olması gerektiği için ara ara göndermeler yapabilirim. Onlar kadim dostlardır, ayırmak ne mümkün…
Dedim ya bir tatminsizlik bir eksiklik vardı diye… hep kaldı. Yapıştı bi kere aradığım herşeye. İster istemez aradığımı bulabilmek için yine kalemlere başvuruyordum. Sır onlardaydı çünkü. Söylenen tüm sözlerin, anlatılan bütün masalların gelip vücud bulduğu son nokta hep kalem oluyordu. İnce kalem kalın yazarken diye başladığım yazının sonunda kazandığım tatminsizlik duygusu nedeniyle yorucu ve sıkıcı bir arayışa giriştim ben. İnce kalem neden kalın yazar? Acaba kalemin görüneni ile barındırdığı More >
Türk erkeğinin oyunu artık resmi sahalarda!
Olayı daha ayrıntılı inleyecebilmeniz için Picassa’daki hesabıma da yükledim. Buyrun.
Bir de Gillette’in “Türkiye bu golü kaçırmaz” sloganı altında yaptığı kampyanın sitesini de ziyaret edin derim.
Mektebli Grafik Tasarımcı Olabilmek adına…
Programcılığın işlevsel ve fonksiyonel gücünün ancak bir başka meslektaş tarafından kadir kıymet bileceğini anladım an, başka kapılar aramaya başladım, kendime. Muhakkak bir başka yolu olması gerekiyordu bu işin, bulunduğu çıkmazdan kurtara bilmek için. Bu nedir, ne olabilir diye saldırdığım kapıların birinde keşfettim, tasarımı. Tasarımı ve tüm izleyenleri üzerinde kurduğu muhteşem ablukayı. Bakanlar görmelerine gerek kalmadan cazibesinden direk etkilenerek birşeyler diyebiliyor, kendince yargılara varabiliyorlardı. Programcılığın işlevselliği ve fonksiyonelliği tasarımın estetik gücü ile buluştuğu zaman ancak izleyen(ya da kullanan) üzerinde bir etki bırakıp büyüleyebiliyordu. Aradığını bulmuş ve bu esrarengiz ve bir o kadar da gizemli dünyaya keşfedebilmek için yavaş ufak adımlar atarken bulmuştum kendimi…ufak ve titrek adımlar…
Bu adımlar sayesinde alaylı olarak başladığım bu yolculukta şimdi az da olsa mektebli olabilmek için Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Grafik Bölümü’nden ek dersler alıyorum. Birbirinden muhteşem ve birbirinden güzel insanların toplandığı bu bölümü anlayabilmek için her bir akademisyeni özel olarak tanımanız gerekir. Kendi bölümümde bulamadığım ilgi ve alakayı öğrencileri olmamama rağmen fazlasıyla tatdırıyorlar. Bölümü daha yakından tanımak için geçen ay Photoshop Magazine dergisinde çıkan yazıya bir göz atın derim. Ayrıca 1 dönemdir dersini takip ettiğim Sadık hocamın sitesine de bir ziyarette bulunmanızı tavsiye ediyorum. Grafik tasarımı okumak isteyen arkadaşlara şiddetle tavsiye ederim. Gidip okuyun gördüğüm kadarıyla More >

Son Yorumlar