Freelancer’lar için 2 açık kaynak Görev Yöneticisi / Kişisel Planlayıcısı
Freelancer çalışmanın en önemli kriteri zaman yönetimi. Eğer zaman yönetimini tam anlamıyla yapabiliyorsanız mutlu ve başarılı bir freelancer profesyonelisinizdir. Evet profesyonelisinizdir diyorum çünkü ne kişisel becerileriniz ne de iş yönetimindeki ustalığınız bu kadar önem taşıyor. Bu konu hakkında genişçe bir makale hazırlıyorum, pek yakında sizlerle paylaşacağım.
Gelelim asıl mevzuuya. İş yönetiminizi kolaylaştırıcı araçların başında görev yöneticiler geliyor. Eski zamanın ajandaları yerini artık modern yabancı tabiriyle “to do list” ‘lere bıraktı. Bu listelerin bu kadar tutulmasında ve yaygınlaşmasının yegane sebebi takibinin kolay olması.
Bu listeleri tutmanın binbir yolu var. Ben size açık kaynak tabanlı 2 yolundan bahsedeceğim.
Bunlardan birincisi: PlancakePlancake tamamen ücretsiz ve açık kaynak olan bir yönetici. Çok pratik ve hızlı bir şekilde yeni görevler ekleyebiliyor, planlama yapabiliyorsunuz. Ayrıca sistem planınızı aylık takvim üzerinde de görmenize olanak tanıyor. Böylece süresi dolmuş görevleri an be an takip edebiliyor, gerekli müdahaleleri hızlı bir şekilde yapabiliyorsunuz. Ayrıca sistem, pek yakında mobil kullanımada uygun hale gelecek.
Plancake’de en hoşuma giden özellikler bir tanesi de zaman yönetimi ve üretkenlik konusunda bir metodolojiye dayanması. Sistem David Allen tarafından geliştirilen GTD (Getting Things Done) metodu ile birebir uyumlu çalışıyor. Yazarın ortaya attığı açık döngü kavramı dikkatinizi çeken herşeyi kapsıyor ve bu “herşey”i yönetebilmeniz için de çeşitli akış diyagramları, listeler oluşturmanız gerekmekte. More >
Bilgi ve İnsan Sempozyumu Ardından
Etkinlik üzerinden nerdeyse 4,5 ay geçti. Fakat ben evlenme telaşı, “evli olma” durumlarını sindirene kadar bu etkinliği hep öteledim. Hep geciktirdim. Böylece gündemden de düştü, hafızalardan da. Ama ben ne kadar geç kalmış olsam da Eskiz Defteri’nin yapraklarında yer almasını istedim. Ayrıca bu yazının bir önemi daha var; Eskiz Defteri’nin yenilenme süreciyle beraber artık akademik çalışmalarım üzerine daha fazla paylaşımlarda bulunacağım. Hatta bu paylaşımlarımı “Akademik Çalışmalarım” kategorisinde toplamayı da planlıyorum.Bu da bu yeni kategorinin ilk yazısı.
Sempozyumun tam adı “2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbulda Bilgi ve İnsan Sempozyumu” ‘dır.
Öğrencisi olduğum doktora programı kapsamında seçtiğim “Bilgi Yönetimi” dersi içersinde çok anlamlı ve etkin bir sempozyum gerçekleştirdik. Çok kısa zamanda çok kısıtlı olanaklarla dolu dolu bir etkinlik hazırladık. Tabii bu başarının arkasında her biri kendi alanında uzman olan sınıf arkadaşlarımın büyük gayret ve çabası su götürmez bir gerçekti. Ayrıca, her adımda yanımızda olan hem dersin hocası hem de bölüm başkanımız olan sayın Doç. Dr. Sevinç Gülseçen’in de olgun yön göstermeleri ve doğru zamanda doğru müdahaleleriyle böyle bir işin altından çok profesyonelce kalkabildiğimize inanıyorum. Zaten Sempozyumda bizimle beraber olanlar yeterli doyuma ulaşmıştı, olamayanlarda sempozyumdan 1-2 fotoğraf gördüğü zaman benimle ve katılımcılarımızla aynı fikirde olacağına inanıyorum.
Öncelikle sempozyum içeriği hem akademik hem de güncel konuları More >
Metrobüs’de hayatta kalmanın yolları
Otobüs görünümlü, tramvay ruhlu metrobüsler, her kahraman İstanbul vatandaşı gibi benim de hayatımda çok büyük bir yer tutmakta. 2007 yılında alelacele açıldığı ilk günden bu yana hiç aksatmadan kullanıyorum. E5 üzerinde yaptığı akrobasi dönüşler hala aklımdadır. O günlerden bu güne aramızdaki muhabbeti hiç azaltmadan günde en az 2 doz alacak şekilde devam etmekte. O nedenle bu yazı içersindeki öğütler, tespitler birebir pratiğe dökülmüştür. Kesinlike hayal ürünü değildir. Belki biraz hayatın matrak tarafından yazılmıştır ama kesinlikle tecrübelerimden damıtılarak elde edilmiştir.
Candostlarımdan Melih’in de bahsettiği gibi Metrobüs’lere binmek zor. Binipte hayatta kalabilmek ise daha zor. Ama bundan sonra sizlerle paylaşacağım cümlelere biraz kulak kapartırsanız yolculuk hayatınız biraz daha kolaylaşacak ve ferahlaşacaktır, eminim.
- Durağa yaklaşan 1.metrobüs’e hiçbir zaman binemezsiniz cabanızı 2. ve 3.lere saklayın. Onlar için yoğunlaşın.
- Ön ve arka kapılar tehlikeli kapılardır sıkışma ve sıkıştrılma oranı yüksektir.
- Metrobüs sosyalleşmeye açık bir ulaşım aracıdır. Yolculuklarım esnasında bırakın iş, okul, yakın çevre tanıdıklarını birçok eski arkadaşımla bile karşılaşma şansına yakaladım. Bunun kıymetini bilin gözlerinizi 4 açın. Olmadı bayanlara yer verin. Yol açın.
- Dipdibe yolculuk etme temel prensip olduğu için etrafınızda olup biten muhabbetlere kulak kabartma zorunda kalırsınız. Rahat olun ve başkalarınında dertlerine, sevinçlerine ortak olmaya hazır olun. Bu durum bünye üzerinde, içmeden sızmadan anlık olarak sarhoşluk etkisi yaratır. Hele hele uzunca More >
iPhone backup dosyasından veri kurtarmak
iPhone birçok riskli durumda kişisel verilerinizide içerecek şekilde otomatik yedek alır. Bu yedekleri de kendince kategorize eder. Riskli durum geçtikten sonra da komple yedeği tekrar telefona yükler. Eğer siz bu yedek dosyasındaki verilerin bir bölümünü ya da sadece 1-2 kategorisini geri almak isterseniz o zaman kolları sıvayıp işe koyulmanız gerekmektedir.
Örneğin iPhone backup dosyanızdaki SMS’lerinizi geri kurtarmak için iphone-sms.com adresine girip talimatları uygulamanız yeterli olacaktır.
Adres deftarinizi kurtarmak için yine aynı sitenin bir başka hizmeti olan iphone-sms.com/addressbook/ adrenize girmeniz yeterli olacaktır.
En profesyonel yollardan bir tanesi de iPhone Backup Extractor yazılımı. Bu yazılımı kullarak basit bir arayüz ile istediğiniz veriyi geri döndürebilirsiniz.
Yaşayalım ki…
Eskiz Defterinin geçmişine baktığınız zaman sayfalarını bir başkasına emanet ettiğim çok nadir görülmüştir. Pek görülmemiş, okunmamıştır. Ama şu an ki duygularımı ifade edecek başka cümleler bulamadım. Can Yücel‘in cümlelerini emanet aldım.
Seninle yaşlanmak istiyorum. Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyım istiyorum. Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.
Yaşayalım ki, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.
Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi, evimizde, bır şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek… Böylece yaşamalıyız işte.
Sonra çocuğumuz olmalı, düşünsene, senin ve benim olan bir canlı. Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın. Ve ben söylenerek sıranı almalıyım. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.
Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce aklar ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehırden.
Kavgasız, her sabah gürültüyle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip, benden kahve istemelisin. More >

Son Yorumlar