bahçeşehir üniversitesi olarak etiketli yazılar

Bahçeşehir VCD’den iki sergi

Haikular ve Mâniler Sergisi

Araştırma Görevlisi olarak görev aldığım tüm zamanlarda en büyük istediğim öğrencilerin çalışmalarından bir sergi yapabilmekti. Okuduğum ve araştırma görevlisi olarak görev aldığım BÖTE (Bilgisayar Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği) Bölümünde ne yazık ki bu tutkum gerçek olmadı. Artık darısı SomutdüŞ Atelyesi‘ndeki çalışmalarıma diyorum.

Ama Bahçeşehir Üniversitesi’nde çok başarılı bulduğum ve her sene kapanışta öğrenci çalışmalarından oluşan sergiler yapan VCD bölümü, bu senede hem online hem de offline olarak 2 farklı sergi gerçekleştirmekte. Geçen sene, yapısı ve içeriği ile çok başarılı bulduğum İSKELE adlı sergiyi gerçekleştiren öğrencileride  bu sene  Haikular ve Mâniler adlı sergiyi gerçekleştirmekte.(Ara not: İSKELE mezuniyet projelerinden oluşmaktaydı, bu sergi ikinci sınıf öğrencilerinin çalışmalarını içermekte.) İSKELE’de interaktif medya ürünleri de vardı. Bu seneki sergi de bu tip çalışmaları gözlerim aradı ama teması itibarıyla bu tip medyalar yer bulamamış.

Belki yolunuz Schneidertempel Sanat Merkezi’ne düşmez ama en azından online medyadaki sergilere bir göz atın.

ONLINE SERGI:

bilet.bahcesehir.edu.tr/vcd3121
bilet.bahcesehir.edu.tr/vcd2126

OFFLINE SERGI:

Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Yerleşkesi ve
Schneidertempel Sanat Merkezi

Schneidertempel Sanat Merkezi ziyaret saatleri:
Hafta içi her gün 10:30-17:00, Pazar günü 12:00-16:00
Merkez cumartesi günleri kapalıdır. (Schneidertempel Sanat Merkezi; Bankalar Cd. Felek Sk. No.1 Karaköy)

Unutmadan offline sergi 05 – 21 Haziran 2009 arasında.

Dondurup saklamak istediğim an

Ece çağırdığında psikoloji dersindeki bilgisayarın yarattığı sorunu çözmek için yola çıkmıştık. Sınıfın kapısına geldiğimiz zaman bizim öğrenciler psikolojiden ders alıyor muydu diye bir düşünceye kapılmışken, kutlama için gerekli olan öğeleri görünce yavaş yavaş bilincimi kaybetmeye başladım. Süpriz ancak böyle olurdu.

Oysa ben o sınıf kapısını çok kez aralamıştım.

Kimi zaman geç kaldığım için koşarak dalmıştım içeri.
Kimi zaman derin hüzünlerle, kafa bunaltıcı sıkıntılarla.
Kimi zamanda mutluluk ve çoşkuyla.

Kapının eşiğinden geçip içeri girdikten sonra bambaşka bir aleme girdiğime inanırım. O kapıdan geçtikten sonra ne kadar tanıdığımı ya da ne kadar hakim olduğumu bilemediğim fakat büyüleyici bir atmosfere dalıyorum her defasında.

Geri kalan ömrümde de belkide bunun gibi binlerce kapının eşiğinden geçeceğim. Ama şunu çok ama çok iyi biliyorum hiçbir eşikten sonra beni bu kadar şaşırdan ve bi o kadar mutlu eden bir tablo ile karşılaşmayacağım.

Belki de ben büyütüyor, işi abartıyorumdur. Ama zaman zaman kendimi ne kadar başarıyorum diye sorguladğım ve hayat meşgalesi içersinde acaba ne kadar faydalı olabiliyoruz dediğim bir işi yaparken onlarca gönülde bir mesken sahibi olduğu görmek, bu meskenlere yerleşebilmek tarifsiz. Şunu da çok iyi biliyorum o kapıdan içeri girerken hissettiğim heyecanı, iç-titremeyi, o sevgiyi, o paylaşımı bundan sonra hayatımın hiçbir işini yaparken tatmayacağım.

O nedenle belki de öğretmenlik kavramı bu kadar yüce ve kıymetli. Belki de tarifi en imkansız olan bir mesleğı okuyoruz onu zenginleştiriyoruz.

Dersten kaçıp gelen, bölüm değiştirip gelen, işi olupta gelen herkese sonsuz teşekkürler. O ummanlar kadar geniş yüreğinizde bana da bir yer ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Akıl edipte hazırlayan, emeği geçen herkesede yüreklerindeki cennet bahçelerinde bana yeşerttikleri duyguların bin misli benim yüreğimde.

Umarım aynı hissiyatları bende onlara yaşatabiliyorumdur. SAĞOLUN.

(Bu yazının çıkış noktasını buradan görebilirsiniz  ve yazıda bahsedilen olaydan karelerde burada mevcut. )

Elif Şafak AŞK’ı anlatacak…

Ellif Şafak

Elif Şafak‘a olan ilgim çevremdeki birçok kişi tarafından bilinir. Yakın dönem Türk yazarları arasında sıklıkla ve heyecanla takip ettiğim bir yazardır kendileri. Hiçbir köşe yazısını kaçırmadan okurum, takip ederim. Tüm kitaplarını (hatta bazılarını 2 kere) okumuşluğum vardır. Okuduğum ve çalıştığım Bahçeşehir Üniversitesi’nde de bir zamanlar öğretim görevlisi olarak başlayınca da tanışmaya bile gitmiştim. Fakat kısa bir dialoğun sonunda yazarla aramdaki büyünün bozulmaması için hemen ayrılmıştım yanımdan. Çünkü benim için Elif Şafak ve kelimeleri çok özel ve kıymetliydi.Öyle de kalmalıydı. (Daha önceden birçok yazarda bu tip hayalkırıklıkları yaşamışlığım var.)

Hal böyle olunca, yazarın yeni kitabının raflara düşmeye hazırlandığı şu günlerde beni bir heyecan bastı.  Yeni kitabı idefixe’de ön satışa çıktı. Daha şimdiden en çok satanlar listesine girmiş durumda. Siyah Süt ile doğan yayıncılığa geçen Elif Şafak’ın son kitabı 100Bin basılmış. Bu da ilk baskı için epeyce ciddi bir rakam. Demek ki yayınevinin de yazara güveni sağlam.

Ya ortasındasındır AŞK’ın merkezinde; ya da dışındasındır hasretinde… diyerek başlıyor kartonetteki cümleler…. devamında ise bize bu sefer bir kitapta iki kitap olduğunu fısıldıyor. Kitap içinde kitap… Karmaşık bir hayatta yeni bir hayatın keşfi… ve AŞK.

Aşkın kollarında gezdiğim şu günlerde yaşadığım duyguları pekiştireceğine inandığım bir kitap. Sonunda benim sesimi mi duymuş mu acaba Elif Şafak ?

Bu arada kitap 5 Mart‘ta raflardaki yerini alacak!