Bundan yıllar önce ince kalem kalın yazarken diye başlamıştım bir yazıya…Tüm eğri büğrü ve şekilsiz çizgilerin sebebini kalemin kalın yazmasına atarak kendimi temize çıkarmıştım. Çünkü asıl olarak biliyordum ki kalem inceydi, zarifti. 15 yılı aşkın eğitim hayatım bana kalemlerin her çeşitiyle tanışmama neden oldu. Ele sığmayacak kadar tombul olanından tutunda bir bayan beli kadar kıvrak ve narin olanları bile vardı. Tükeneni de dolmayanı da geçmişti elimden. Ama hep bir eksiklik bir tatminsizlik vardı. Keçeliye sorduğum sorularda cıvık bir ses ile parlak renkler bırakıyordu, kağıdıma. Kurşunun acizliğinin arkasında var olan güçten ise hiç bahsetmiyorum. Hepsi silinmemek ve hep farklı bir şeyler anlatabilmek için dile geliyor akıtıyordu, derdini kağıda. Kağıtların güzelliğinden ve çekiciliğinden burda bahsetmiyeceğim. Ama kalemin olduğu her yerde kağıdında olması gerektiği için ara ara göndermeler yapabilirim. Onlar kadim dostlardır, ayırmak ne mümkün…

Dedim ya bir tatminsizlik bir eksiklik vardı diye… hep kaldı. Yapıştı bi kere aradığım herşeye. İster istemez aradığımı bulabilmek için yine kalemlere başvuruyordum. Sır onlardaydı çünkü. Söylenen tüm sözlerin, anlatılan bütün masalların gelip vücud bulduğu son nokta hep kalem oluyordu. İnce kalem kalın yazarken diye başladığım yazının sonunda kazandığım tatminsizlik duygusu nedeniyle yorucu ve sıkıcı bir arayışa giriştim ben. İnce kalem neden kalın yazar? Acaba kalemin görüneni ile barındırdığı More >