google

Framework’ler üzerine yazmayı ve seviyorum. Eskiz defterinin sayfalarında zaman zaman farklı alanlardaki frameworkler üzerine ayırdığım oldu. Bu sefer de HTML5 üzerine bir derleme sunacağım.Yanlız şunu belirtmekte fazda var; burada anlatacağım framework’ler front-end konusunda uzmanlaşmış HTML5 destekli duyarlı uygulama iskeletleri. Yani katıksız bir HTML5 uygulama geliştirme konusunda pek hünerli değiller. (O konuda da çok başarılı framework’ler. Onları da ayrıca başka bir yazı da değineceğim.)

Ünlü arayüz tasarımcısı ve geliştiricisi, Ethan Marcotte bir konuşmasında her front-end developer’ların az ve çok muhakkak bir miktar korsan şapkası giymesi gerektiğini belirtmişti. Özellikle web dünyası başta olmak üzere arayüz tasarımında, artık kabul edilmesi gereken grafik elementler çok yaygınlaştı ve benimsendi. Hatta kullanıcı dostu bir uygulama geliştirmek istiyorsanız muhakkak bu standartlara dikkat etmeniz gerekiyor.

Bu nedenle Marcotte, arayüz geliştiricilerinin bu durumdan kaçamayacağını ve muhakkak geçtiği yollarda izleri takip etmesi gerektiğini vurgulamıştı. Böylece uygulamaların yol üzerindeki, bariz ve büyük çukurlara düşmesinin engellenebileceğini savunmuştu.  Bence de çok haklıydı. Hem böylece uygulamaların yaşam döngüsü çok hızlı ilerliyor ve bir an önce kullanıcısına kavuşuyordu.

Bu hızlanma ve tutarlığı destekleyen en önemli teknolojik araçlardan biri de tabii ki Framework’ler. Türkçesi ile uygulama iskeletleri.  Browser uyumluğu, medya tutarlığı gibi kritik konulara büyük çözümler üreten HTML5 framework’ler, uygulama sahibinin fikre odaklanmasını sağlıyor ve üzerindeki yükleri hafifletiyor. Büyük komünitelerin ve kurumların desteklediği bu framework’ler her geçen gün daha fazla yaygınlaşıp daha çok uygulamanın eti kemiğine bürünüyor. Şimdi sırasıyla bunları inceleyelim

1.Bootstrap

Söze, Twitter Bootstrap ile başlayınca diğer alternatiflerin pek bir önemi kalmıyor. HTML5 konusunda en güçlü ve pratik framework herkesin ortak kaanati ile kesinlikle Bootstrap‘ dır. Geliştiricilere ve tasarımcılara zengin seçenekler sunan framework, tüm medyaları da sorunsuz destekliyor. Adaptasyon problemi yaşamıyor. O nedenle yapacağız uygulamaların, sitelerin mobile, tablet ve pc uyumluluğunu çok rahat ve hızlı bir şekilde sağlayabilirsiniz. 12 sütunluk bir iskelet desteği sunan paket, 724px, 940px ve 1170px olmak üzere 3 farklı sabit sayfa düzeni ile de hazır olarak geliyor. (Tabii isterseniz bu standartlara da müdahale edebiliyorsunuz. ) Hızlı prototipleme için de oldukça kullanışlı olan set, github üzerinden yönetilebiliyor ve bir çok browser sürümü tarafından sorunsuzca destekliyor.

Olayın güzel yani etkileşim boyutunda kendini gösteriyor. Geniş bir javascript desteği sunan paket, ayrıca komunite tarafından desteklenen ve geliştirilen yüzlerce eklenti ile de ihtiyaca yönelik çok rahat ve hızlı özelleştirilebiliyor.

2.Foundation

Bootstrap‘ın en büyük alternatiflerden biri olan Foundation, Zurb firması tarafından açık kaynak olarak geliştiriliyor. mobile-first yaklaşımı ile geliştirilen framework, zengin bir ızgara yapısı sunuyor. 16 sütunluk ızgara yapısı eğer size yetersiz gibi geldiyse, ihtiyacınıza göre çok daha fazla özelleştirebilirsiniz. Zengin mobil desteği ile gelen paket bir çok browser ile de sorunsuz çalışabiliyor. Ekstra hiçbir eklentiye ihtiyaç duymadan standart pakete bir çok UI elementi dahil olarak geliyor. Tooltip, uyarı, hata ve geri bildirim ifadeleri mobil ile birebir uyumlu halde paketin içerisinde sizin emirlerinizi bekliyor. Joyride desteği de olan Foundation şke çok rahat bir şekilde CSS veya SCSS parametrelerini özelleştirebiliyorsunuz. Diğer bir tadına doyamayacağınız özelliği de Magellan adındaki sayfa pozisyon yönetimi. Sayfa içinde yapışkan sabit bölümler oluşturabilmek için harika kolaylıklar sunuyor.

3.HTML5 Boilerplate

Yüksek performans ve farklı bir yaklaşıma ihtiyaç duyuyorsanız bu framework tam size göre olabilir. Noarmalize.css adını verdikleri css sıfırlama derlemesi ile farklı bir bakış açısı getiren paket, sağlam referans portfolyosu ile de göz dolduruyor. Google Microsoft ve Nasa gibi firmalarında tercihi olan Boilerplate, JQuery’nin yanı sıra Modernizr kütüphanesini de destekliyor.

4.Skeleton

Responsive Design (Duyarlı Tasarım) konusunda oldukça iddialı olan Skeleton, 12 sütunluk ızgara sistemi ile geliştirilmiş bir HTML5 framework’ü.  Çok ufak boyutu ile göz dolduran paket, hızlı geliştirme konusunda güzel bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor. 17″ gibi büyük ekran laptop’lar için de destek veren Skeleton mobil aygıtları da desteklemekten vazgeçmiyor.

5. HTML KickStart

Şimdi, HTML KickStart’a göz atalım. Oldukça kolay ve hızlı öğrenebileceğiniz bu framework ile çok hızlı bir şekilde geliştirebilirsiniz. İçerisinde onlarca hazır UI öğesi barındıran paket sayesinde, hazır elementleri kullanarak hızlı HTML5 prototipler hazırlayabilirsiniz.

6. 52framework

CSS3′ün tüm nimetlerinden faydalanan, içerisinde HTML5 video oynatıcı olan güzel düşük boyutlu bir paket olan 52framework, serinin en son alternatifi. Tam olarak duyarlı web konusunda büyük iddiaları olmasa, sahip olduğu hünerler konusunda yadsınamayacak bir seçenek gibi duruyor.

İlk okunduğu zaman insanın iştahını kabartan bu framework’ler bilinçsizce ve dikkatsizce kullanımlarda başınızı ağrıtabilir. Proje kapsamı ve detayı çok iyi belirlendikten sonra artıları ve eksileri çıkartarak iyi bir SWOT analizi ile framework seçimi yapılmalı. Aksi takdirde, dört nala koşup hızlıca projemi çıkartayım derken ayağınız takılıp düşebilir ve büyük yaralar alabilirsiniz. Bu noktada en büyük görev yazılım mimarisini hazırlayan kişilere düşüyor. Bu analizler ve değerlendirmeleri iyi yaparak karar vermeli. Bol bol başarılı projelere imza atmanızı diliyorum!

 .

25 Haziran 20131 commentDevamı

E-posta, internetin varolduğu ilk dönemden günümüze kadar popülaritesini ve yeteneklerini hiç kaybetmeyen bir araç. Hala internetin vazgeçilmez iletişim araçlarından. Zaman zaman karşısına çok büyük idddaalarla güçlü rakip teknolojiler çıkmış olsa bile (örneğin; google wave) hepsi teker teker eriyip gitti.

Bu teknolojiye o kadar bağlıyız ki, bir çoğumuzun artık birden fazla e-posta hesabı mevcut. Peki bu kadar bağımlısı hale geldiğimiz e-posta kavramı ile nasıl başa çıkacağız?

İşte bu yazının merkez noktasında da bu konu var; “Birden fazla e-posta hesabını yönetebileceğiniz en iyi ve etkin methodlar“. Bu metodların pratik bir uygulamasını Google’ın Gmail’i üzerinden yapacağım.

Birden fazla Gmail Hesabı Kullanmak

Öncelikle birden fazla e-posta hesabı kullanmanın en büyük faydası, kişisel e-posta trafiğinizi dağıtabiliyorsunuz. Yani iş e-postalarınızı farklı bir adres üzerinden takip ederken, kişisel e-postalarınızı ayrı bir adresten takip edebilirsiniz. Böylece iş ile alakalı e-postaları özel hayatınıza taşımamış olursunuz.

Ama asıl konumuz bu durumu birleştirmek ve tek bir merkezden yönetmek isteyenleri kapsayacak. Yani iş e-postalarını kişisel e-postaları üzerinden takip etmek isteyenler için pratik çözümlerden bahsedeceğim. Özellikle “freelance” çalışan insanlar için çok faydalı olacağına inanıyorum.

Manuel olarak giriş-çıkış yaparak e-postalarınızı pek tabii kontrol edebilirsiniz. Fakat bu modern çağın zaman kavramı ile pek örtüşmeyen bir durum. Çünkü bu giriş-çıkışlar zamanla oldukça zor ve zahmetli hale gelmeye başlayacaktır. O nedenle şimdi pratik metodlara bir göz atalım, tüm e-posta trafiğimizi tek bir inbox’da toplayalım, rahat edelim, huzur bulalım!

1-Tek bir hesaba diğer hesapları POP3 protokolü ile ekleme

En eski metotlardan biri pop3 olarak e-posta hesaplarını uygun bir e-mail client’ine eklemektir. (e-mail client = eposta istemcisi.Örnek; Outlook) Böylece bir yazılım üzerinden tüm e-postalarınızı kontrol edebilirsiniz. Bu pratik ve faydalı çözümü Gmail kendi bünyesinde size sunuyor. Yani gmail üzerinden pop3 destekli diğer e-postalarınızı takip edebiliyorsunuz.  Bunun için yapmanız gerekenler sırasıyla;

1. Settings bölümüne giriniz.

2. “Accounts and Import” sekmesine tıklayınız.

3. Bu sekme altında “Check mail from other accounts (using POP3)” başlığı içinde “Add a POP3 mail account you own” adında bir link var. Buna tıklayarak pop3 destekli e-posta hesabınızı gmail’e ekleyebilirsiniz. Yanlız unutmadan gmail size outlook gibi sınırsız bir pop3 hesabı ekleme olanağı vermiyor. Bu işlemi yapabilmeniz için maksimum sayınız beş. Yani Gmail’e en fazla beş tane e-posta hesabı ekleyebiliyorsunuz.

2-Diğer hesaplardaki e-postaları tek bir hesaba iletme (forwarding)

Bir diğer eski metodumuz ise forwarding yani iletme. E-postanın vazgeçilmez özelliklerinden bir olan “ilet – forward” altyapısı ile ikincil e-posta hesabınızdaki tüm e-postaları ana hesabınıza yönlendirebilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken işlemler;

1. Settings bölümüne giriniz.

2. Forwarding and POP/IMAP sekmesine tıklayınız.

3. Add a forwarding address butonuna tıklayarak yönlendirmek istediğiniz ana e-posta hesabını girebilirsiniz.

Gmail’in güzel özelliklerinden biri sadece istediğiniz sizin için önemli e-postaları da yönlendirebiliyorsunuz. Creating a filter! link’i bu işlemi yapmak için sizi bekliyor.

3-Firefox eklentisi ile Gmail hesapları arasında hızlı geçiş

Browser’lara kuracağınız ufak eklentiler sayesinde birden fazla Gmail hesabınızı pratik ve hızlı bir şekilde kullanabilirsiniz. Bu işlem için Firefox’da en güçlü eklentilerden biri olarak karşımıza Gmail Manager çıkıyor. Chrome’da ise benzer görevi Simple Mail Checker for Gmail üstlenmekte. İkisi de birbirinden pratik ve kolay yöntemler barındırıyor. Bu özelliklere hızlı bir göz atmak istersek;

- Sizin için gmail hesaplarınızı hatırlıyor ve kayıt tutuyor.

- Yeni bir e-posta geldiğinde sizi sesli ve görüntülü olarak uyarabiliyor.

- Basit tıklamalar ile e-posta hesaplarınız arasında geçiş imkanı tanıyor.

4-Gmail’i çoklu hesap girişi ayarlama

Gmail’e has ve özel bir hesaplar arası geçiş opsiyonu var biliyor musunuz? Google Business App’i yaygınlaştırmak ve kullanımını pratik hale getirmek için yeni profil yapısı ile birlikte google altyapısına dahil edildi. Hesaplar arasında hızlı geçiş yapabilmek için tek yapmanız gereken işlem; profil resminizin olduğu sağ üst köşeye tıklayıp açılan pop-in pencereden “add account” butonuna basmak. Daha sonra eklediğiniz tüm hesaplar bu pop-in pencere üzerinde görüntülenecektir. Böylece hesaplar arasında tek tıklama ile geçiş yapabileceksiniz.

 .

20 Mayıs 20121 commentDevamı

Unutmak insanın doğasında var. Hatta kimi zaman arzulanan ve istenilen, gerçekleştirebilmek adına çaba sarf edilen bir eylem bile olabiliyor. Sırf bunun için onlarca lira harcayıp kutu kutu haplar alabiliyoruz. Sırf unutmak adına…

Benim için ise unutmak; her türlü durum ve koşul altında, sıkıntı yaratan ve ağır gelen bir sürecin başlangıcı. Hayatım tek bir gayesi var o nedenle; yaptığım hataları, yanlışları, mutlulukları, sevinçleri, hiçbirini unutmamak, hep biriktirmek. Tekrar etmemek için unutmamak, yol kat edebilmek için unutmamak. 

Oysa ki insan her zaman unutmaya meyilli. Unutmanın en büyük dostu zaman. Sizi ablukası altına alan bir heyula. Gözler unutmanın esiri. O ne derse size onu yaptırıyor. Hatırlamanın hiçbir dostu yok. O nedenle her daim unutuyoruz ve dönüp dolaşıp aynı noktalara geliyoruz.

 

Şimdi gelelim asıl noktaya, peki unutmamak için teknolojiyi nasıl kullanabiliriz? Bana kalırsa gelişen teknoloji ve İnternet servisleri unutmanın en büyük düşmanı. Unutmak istemediğinizi size daima hatırlatma adına gizli bir dedektif gibi çalışıyor. Hele de var olan araçları biraz daha kabiliyetli olanlarla takas ederseniz beyniniz bir bilgisayar gibi işlemeye başlıyor ve unutmak zorlaşıyor.

 

Her ne kadar bilimsel araştırmalar, google ve wikipedia gibi servislerin insanı aptallaştırdığını gösterse de, bilinçli bir tüketim ile bu sendromun önüne geçilebileceğini kanaatindeyim. Doğru servisler akıllıca kullanıldığı takdirde, insanın hünerlerini zenginleştiriyor. Örneğin her ne kadar Facebook’un timeline arayüzünü beğenmesem de, unutmanın en büyük düşmanı olduğu fikrine sahibim. Yaptığınız tüm aktiviteleri, paylaşımları gün ve saat olarak tutup hem sizin takip edebilmenize hem de arkadaşlarınızın hafızalarında yer edinmesine sebep oluyor. Twitter bize anlık haberler vermesinden ziyade, yapılan bir organizasyondaki tüm notlarınızı biriktirmenize olanak sağlıyor.  foursquare ise gezdiğiniz ve bulunduğunuz noktaları daima size hatırlatan bir servis elamanı gibi çalışıyor. Fotoğraf paylaşımı olayına ise hiç girmiyorum bile. Eskiden sadece albümlerde saklı kalan anılarımız, artık flickr ve instagram gibi servisler sayesinde gün yüzüne çıkıyor. Kısacası, paylaşmanın yeni dünya düzeni olmasını bir kenara bırakıyorum sadece ve sadece diyorum ki; paylaşmak insanın bünyesine iyi geliyor, şifa veriyor. 

 

Peki unutmanın önüne geçebilecek alternatif servisler neler? Şimdi kısa kısa bunlara değinelim.

Online günlük servisleri

Öncelikle belirtmekte fayda var; burada bahsedeceğim günlükler, blog kavramından farklı bir yere konumlanıyor. Bu günlükler siz istemediğiniz takdirde daima özel olarak yayınlanıyorlar ve bilgilerinizi paylaşmıyorlar. 

1.penzu.com

Edebiyat hocalarımızın ısrarla söylediği “günlük tutun” cümlesini en mükemmel şekilde ele alan ve basit bir günlük kavramını zenginleştiren bir servis, penzu. Edebiyat hocalarımız penzu’nun varlığından haberdar olsa eminim daha az günlük tutun derler. Çünkü penzu ile başladığınız günlüklerin sonunu getirmek çok kolay. Penzu sizi hiçbir durumda ve koşul altında günlük yazmadan rahat bırakmıyor. Her gün yazı yazmanız için e-posta üzerinden sizi rahatsız ediyor. Mobil uygulaması sayesinde tacizlerde bulunabiliyor. Hatta bu hatırlatmaların oranını artırırsanız günlük yazmadığınız takdirde normal hayatınıza devam ettirmeyecek kadar sizi rahatsız edebiliyor. Ayrıca, günlük olayını basit bir yazıdan ibaret saymadığı için istediğiniz görsel, arkaplan ve yazı stilleri ile özelleştirmenize olanak sağlıyor. O nedenle çok zengin ve şık duran günlük sayfalarını çok rahat ve hızlı bir şekilde hazırlayabiliyorsunuz. Hem ücretli hem de ücretsiz sürümü bulunan penzu, 256 bit günlük korumasıyla yazdıklarınızı yeri geldiğinde size bile göstermeyecek kadar da güvenlik delisi bir servis.Penzu’da yok yok aslında içeriklerinizi etiketleyebiliyorsunuz, versiyon kontrolü mevcut bu sayede yazdığınız yazının kaybolma durumu gibi bir durum söz konusu bile değil ayrıca,

2.memiary.com

Memiary son derece basit ve sade bir günlük sistemi. Hatta günlük cümle sistemi bile diyebiliriz.Çünkü herşeyi cümle cümle yazıyorsunuz. Tüm işlemler cümleler üzerinde dönüyor. O nedenle gayet basit ve başarılı. Yazdıklarınızı yazı için de hashtag kullanarak etiketleyebiliyorsunuz. Böylece arşivleme ve geri dönüp bakmakta çok kolay oluyor. Arşivleme ve filtreleme yetenekleri gayet güçlü. Tamamen ücretsiz bir servis.

3. ohlife.com

ohlife son derece basit ve sadece bir başka günlük sistemi. Diğer alternatiflerinden en büyük farkı geçmişinizi siz hatırlamak istemediğiniz koşul ve durumlarda da hatırlatabiliyor olması. Bunun için size gönderdiği günlük postaların altında geçmişte yazdığınız yazılardan paylaşımlar koyuyor. Ya da online sistemi kullandığınız zaman, size yine geçmişte yazdığınız yazılardan paylaşımlar yapabiliyor. En iyi tarafı tamamen ücretsiz ve e-posta üzerinden günlük yazabilmenize olanak sağlıyor.

4.diary.com

Adı kadar güçlü bir başka günlük servisi ile karşı karşıyasınız. Yine son derece basit ve sade bir arayüzü olan diary, gelenekselci yaklaşımdan uzaklaşmadan size günlük tutabilmenize olanak sağlıyor. İsterseniz online mağazasından günlük defterleri satın alabilir (defterlerin üzerine adınızı yazabiliyor!) ya da basit bir üyelik formu ile üye olup notlar tutmanıza olanak sağlıyor. En özgün taraflarından biri snip and collect hizmeti. Bookmarlet çözümü ile şekillenen bu servis ile internet üzerinde gezinirken gözünüze çarpanları toplayıp biriktirmenize olanak sağlıyor. Diary.com’un en büyük dezavantajı arşivleme ve filtreleme opsiyonlarının zayıf olması. O kadar zayıf ki arama fonksiyonu bile yok!

5.loggel.com

Adı üzerinde bir log’lama servisi; loggel.com. Enteresan bir şekilde çalışıyor ve alternatiflerinden farklı değerler taşıyor. Kendinize ait birden fazla lifelog oluşturabiliyorsunuz. Bu lifelog’lar ile çeşitli günlük ve anlık notlar alabiliyorsunuz. (Tabii aldığınız notlar çoklu medya destekli.) Böylece bir konu hakkında bildiklerinizi, birikimlerinizi veya günlük aktivitelerinizi bir yol haritası şeklinde tutup gözlemleyebiliyorsunuz.

6.idonethis.com

Günlük kavramını değiştiren servis, size bir önceki gün yaptıklarınızı yazabilmenize olanak sağlıyor. Hem web üzerinden hem de e-mail üzerinden yaptıklarınızı yazabildiğiniz servisde, takvim üzerinden yazdıklarınızı takip edebiliyorsunuz. Genel olarak amacı çalışanların yaptıklarını takip edebilmek olsa da kişisel kullanımda günlük kavramına kattığı değerlerle göz atmaya değer öğeler barındırıyor. Örneğin; “personal visuals” adı altındaki görüntülerde kelime bulutu ve yoğunluk grafiği kendi kişisel geçmişinizi analiz etmek ve değerlendirmek için hızlı ve kolay işlem yapabilme olanağı sunuyor.

 

 

 

 

 

 

Herşeyi yazdık çizdik yine hiçbir şekilde aklımızı kullanmadık diyorsanız? Onun için de çeşitli online araçlarımız mevcut. İnanın onlar da sizin beyin aktivitelerinizi geliştirebilmek için can atıyorlar!

 

 .

13 Nisan 20120 commentsDevamı

Bir Apple fanatiği olarak nadir görebileceğiniz yazılardan biri ile karşınızdayım.

Neden Apple? sorunun yanıtı bende çok basit nettir. Tek bir sebebi var; insana dair ve insani aygıtlar ve yazılımlar üretmesidir. Kullanıcı eğilimlerini ve deneyimlerini yakından inceler, üzerine kafa yorar. Geliştirilen her ürün salt bir mühendislik örneği değildir. Tasarım ve ergonomi prensipleri ile dört bir yanı didiklenmiştir.

Bu fanatikliğimin bilinç altı sebeblerinden kısaca bahsettikten sonra gelelim asıl meseleye; “Nokia Symbian 3 ailesi bir telefonu nasıl Google servisleri ile iletişim halinde tutabiliriz?”

Aslında çok basit bir o kadar da zor.

Önce kolay tarafını açıklayayım;

symbian telefonlarda Gmail hesaplarınızı eklemek için otomatik bir sihirbaz bulunamakta. Fakat bu sihirbaz sadece e-postalarınızı eşleştiriyor. Google’daki kişi rehberinize ve takviminize dokunmuyor. Olduğu gibi bırakıyor. Yani eşleştirme yapmadığı gibi verilerinizi de çekmiyor.

Zor olan tarafı ise;

aynı işlemi exchange bir hesap kurduğunuzda yapabiliyor olması. Normal algıda exchange hizmetler çoğunlukla kurumsal ihtiyaçlarda gerekli olan bir seçenek. Ama bu seçeneği kullanarak Google hesabınızı kurduğunuz zaman kişi rehberiniz ve takvimizi eşleştirebiliyorsunuz. Ne kadar ilginç değil mi? Belki de neden Apple sorusunun bir yanıtlarından biri de bu olabilir.

Şimdi bu işlemin nasıl yapıldığını açıklayalım.

1. Ayarlar bölümüne girip Mobile’ı seçin.

2. Yeni mailbox yarat seçeneğini seçip exchange seçeneği ile devam edin.

3. E-posta bilgilerinizi girin. Sadece domain seçeneğini boş bırakın.

4. Mail Exchange server seçeneğini gördüğünüz zaman “m.google.com” yazın.

5. Son olarak hesabınızın ne şekilde eşleştirileceğini seçip kurulumu tamamlayın.Sıcak sıcak tüketin, afiyet olsun.

 

Örnek kurulum için Nokia N8′in nasıl google servisleriyle eşleştirildiğini aşağıdaki video da inceleyebilirsiniz.

 .

10 Ağustos 20111 commentDevamı
View Sidebar