Kişisel Notlar olarak etiketli yazılar
2011′in en geç kalmış yazısı…
Eskiz Defteri‘nin yapraklarına bir göz atsanız, gözünüze en çok çarpacak olan şey; yazılar arasındaki anlamsız uzun sürelerdir. Kimi yazılarda bu boşluk 3 ayı bile bulabilir. 3 ay dile kolay nelere gebe aslında, neleri barındırabilir içinde…
Ama kolay değil hayatın akışını yakalamak… çoğu zaman ben yakalayamayanlardan oldum hep. Buna bir nebze olsun set çekebilmek için Aralık ortasından bu yana (benim için) çok radikal bir kararın süreci içersindeyim. Sahip olduğum yegane ortamı, birbirinden güzel insanları biraz olsun geride bırakıp yine kalbimin en özel yerini mesken edinmiş bildiğim ve güvendiğim yuvama geri döndüm. Yine bu sayfaların birçoğunda; “artık bu bir milad”, “artık bol bol yazacağım” diye sözcükler de sarf etmişimdir. Bir çoğunda da; “yepyeni bir süreç başladı” demişimdir.
Fakat bu yeni bir süreç değil. Bu bildiğim, güvendiğim bir yuvadan seslenmenin verdiği huzurdan başka birşey değil. Sımsıcak bir yuva içersinde insan daha rahat ve kendi olabiliyor.Hayalleriyle başbaşa kalabiliyor.
Ben de tüm bunlara güvenerek daha sağlam adımlar atmaya başlıyorum. (Zaten bu adımlarda ilk filizlerini vermeye başladı.) Umarım 2011 çok daha fazla üretken ve verimli olduğum bir yıl olacak. Bol bol yazılar yazacağım bol bol paylaşımlarda bulunacağım.
Bu bolluktan ilk nasibini de (duyurmaktan büyük mutluluk duyduğum) ogretimteknolojileri.net aldı. Eğitim teknolojileri, bilgisayar destekli eğitim ve uzaktan eğitim üzerine yazılar barındıran bu yeni blogum More >
Yaşayalım ki…
Eskiz Defterinin geçmişine baktığınız zaman sayfalarını bir başkasına emanet ettiğim çok nadir görülmüştir. Pek görülmemiş, okunmamıştır. Ama şu an ki duygularımı ifade edecek başka cümleler bulamadım. Can Yücel‘in cümlelerini emanet aldım.
Seninle yaşlanmak istiyorum. Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyım istiyorum. Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.
Yaşayalım ki, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.
Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi, evimizde, bır şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek… Böylece yaşamalıyız işte.
Sonra çocuğumuz olmalı, düşünsene, senin ve benim olan bir canlı. Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın. Ve ben söylenerek sıranı almalıyım. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.
Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce aklar ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehırden.
Kavgasız, her sabah gürültüyle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip, benden kahve istemelisin. More >
Kişisel tarihimde bir milad noktası
Bundan tam 10 yıl önce merhaba dediğim sanal alemler nedense bende çok güvenilir hissiyat yaratmadığı için bir türlü kişisel verilerimi siber alemin boşluklarında saklayamadım. En güvenilir ve huzurlu nokta her zaman benim güzel makinam göründü gözüme. O nedenle tüm e-postalarımı, resimleri, iş takvimleri, adres defterlerimi hep çevrimdışı kaynaklarda tuttum, sakladım.
3 veya 4 ay öncesinden başlayan karın ağrılarım ve çok sevgili mac-book’umun beni yarı yolda bırakması, problem yaratması sonunda aslında çok güvenilir bir dost olmadığını kanıtladı. (Yaşattığı problemleri yazmak için geniş bir vakit arıyorum. Çünkü o kadar fazla ki.Tam ders çıkartılacak nitelikte şeyler yaşadığımı düşünüyorum.)
15 Şubat 2009 tarihinden itibaren tüm kişisel bilgilerimi online kaynaklarda tutmak için koca bir adım attım. Bundan aylar öncesinde gmail’e archieve dediğim e-postaların artık hepsini google’ın personal service’leri üzerinden takip etmeye başladım. Adres defterimi google’ın ellerine emanet ettim. Takvim ve görevlerimi iphone ile senkronize edebilmek için scheduleworld’e yükledim. Yanımda koca koca defterler taşımak yerine ufak bir deftere yüklendim, acil not almam gereken bilgileri. Diğerleri artık evernote’un sıfır ve birleri arasında. Time-management içinde artık panaromalar benim sıkıntılarımı çekmiyor, rescuetime takip ediyor.
(Eskiz Defteri hakk?nda notlar: 2.yılını yakın zamanlarda dolduracak olan eskiz defteri için de artık wordpress alt yapısına geçiyorum. Eskiz Defteri için kendi yazdığım kodlar çok eski ve demode kaldı. More >
3 site + 1 iş = yeni bir eşik!
Evet Defter kenarına bundan yaklaşık 2,5 ay önce bir not bırakmıştım; Yapımında rol oynadığım yeni siteler yayına girecek diye. Köprünün altından çok sular aktı ve bahsettiğim sitelerin başına gelmeyen kalmadı. Bir tanesinin 2-3 kere senaryosu değişti. Tekrar tasarlandı. Biri komple iptal oldu… Çok yordular beni çoook… Öncelikle onlardan kısaca bahsetmek istiyorum.
www.mihrimahsultan.com artık yayında. Herşeyi ile içime sinen bir iş oldu. Tasarımı, konsept anlayışı ve Mihrimah’in değerlerini yansıtmasıyla dört dörtlük bir site oldu. (Ufak tefek hatalar dışında.) Yapmak istediğimiz benimde geliştirdiğim ilk portal olacak olan www.mihrimahalle.com ise çok farklı bir durum kazandı. Bir forum temelinde olan mihrimahalle şimdilik durgun sularda beklemekte. Kim bilir belki başlangıcında olan o sinerji tekrar yaratılır?Kim bilir? O ilk akıllarda filizlenen portal havasına tekrar bürünür. Kim bilir? Bunun dışında ÇEYS kendi ayaklarının üzerinde durabilecek bir hal kazandı. Artık ödev takip sistemi içine dahil ettiğimiz karnem.net bilgileriyle birçok ihtiyaca yanıt verebilecek düzeyde. Bir de unutmadan ÖSS ve OKS sonuçlarıda artık ÇEYS’de! düşünün artık son halini…
Asıl nokta ise artık bambaşka bi yerden bambaşka bir diyardan yazıyor olacağım. Mekan değişti, anlayış değişti, atmosfer değişti. Geldiğim durak Bahçesehir Üniversitesi üstlendiğim görev ise “Araştırmak” bol bol araştırmak
Bu yeni ortamda neler neler olacak? Şu an bende heyecanla beklemedeyim. Ama güzel günler bekliyor gibi. Zaten ne demis şair More >

Son Yorumlar