microsoft

Bilgisayarın kısa süreli hafızası olarak nitelendirebileceğimiz RAM’ler (Random Access Memory), ilk bilgisayardan günümüze kadar hala vazgeçilemez değerde önem taşımaktalar. Bu nedenle RAM optimizasyonu çok önemli bir konu. Doğru yapıldığı takdirde bir çok durumda hayat kurtarmakta.

ReadyBoost ile Bilgisayarınıza Hayat Öpücüğü verin!

Microsoft’un ReadyBoost Özelliği Vista ile birlikte gelen neredeyse tek olumlu durumdu. USB Flash belleği, RAM gibi kullanabilen bu özellik, USB belleklerde bazı temel gereksinimlere ihtiyaç duyuyor.

  • En az 256MB depolama alanı
  • En az 1 milisaniye erişim olanağı,
  • Saniyede 2,5 MB okuma hızı ve rastgele 4KB erişim
  • Saniyede 1,75 MB yazma hızı ve rastgele 512KB erişim

readyboost_kapali

 

Bu özellikleri sağlayan bir USB belleğiniz varsa ReadyBoost’u kullanmak için yapmanız gerekenler çok basit birkaç işlemi yapmak olacak.

  • ReadyBoost özelliğini aktif etmek istediğiniz USB belleğe sağ tıklayıp “özellikleri” seçin.
  • Açılan pencereden “ReadyBoost” sekmesini bulun.
  • Bu sekme içerisinde “ReadyBoost” aktif ve pasif edebileceğiniz bazı radio butonları göreceksiniz. Ayrıca aktif ederken ne kadar bir alanı bu özellik için ayırabileceğinizi de belirleyebilirsiniz.

ReadyBoost’u aktif etmek size fiziksel RAM takviyesi kadar büyük bir performans getirmeyecektir. Sadece yükleme sürelerini %75’e varan bir oranda düşürebilir. Unutmadan eğer SSD disk’iniz varsa Windows bu özelliği otomatik olarak kapatıyor. Çünkü SSD disk’lerin sunduğu performansın yanında ReadyBoost’un getirdiği ferahlığın pek bir anlamı yok.

RAM temizliği için Task Manager ve Resource Monitor’ü kullanın

RAM temizlemenin en kolay yolu özellikle Windows işletim sisteminde Task manager’ı kullanmak olacaktır.

  • Task manager’ı açtıktan sonra (açmak için CTRL, SHIFT ve ESC birlikte aynı anda basın) Performance sekmesine geçin.
  • Bu sekme içerisinde Resource Monitor butonuna basıp kaynak izleyicisini açın.
  • Kaynak izleyicinden RAM sekmesine geçip istemediğiniz veya kullanmadığınıza emin olduğunuz uygulamaları sonlandırabilir, RAM’ini uygulamanın kullandığı alan kadar boşaltabilirsiniz.

resourcemonitor_kullanimi

Kullanmadığınız yazılımları silin veya engelleyin

Windows’un System Utility aracı olan msconfig.exe hala RAM optimizasyonu için önemli bir araç. Bu araç sayesinde işletim sisteminin başlangıcı esnasında otomatik çalışan uygulamları yönebiliyor, çalışmasını gerek duymadığınız araçları engelleyebiliyorsunuz. Böylece otomatik başlamayan yazılımlar bilgisayarınız RAM’ini de gereksiz yere işgal etmiyor.

  • Windows 8’de direk başlat ekranına Windows Vista ve Windows 7’de Başlat > Çalıştır hanesine “msconfig.exe” yazarak bu uygulamayı başlatabilirsiniz.
  • “Services” sekmesine geçip sürekli kullanmadığınız yazılımları bulup başındaki checkbox’ı kullanarak seçimi iptal edebilirsiniz.
  • Özellikle bu listedeki aşağıdaki uygulamaları güvenle pasif yapabilirsiniz.
    •  iTunes Helper
    • QuickTime
    • Apple Push
    • Adobe Reader
    • Skype
    • Google Chrome
    • Spotify Web Helper
    • CyberLink YouCam
    • Evernote Clipper
    • Microsoft Office

msconfig_kullanimi

RAM temizleyici yazılımları yükleyin

Windows işletim sisteminde RAM temizleme konusunda Task manager’ın size sunduğu opsiyonların haricinde daha verimli bir özellik sunan nitelikli ve güçlü bir yazılıma ben denk gelmedim hiç. O nedenle özellikle Windows’da RAM temizleme için ekstra bir yazılım kullanmanızı hiç önermem. Özellikle bu konu birçok kullanıcının sıkıntı çektiği bir durumu kapsadığı için buradaki talebi gören casus yazılım üreticileri özel olarak bu konu üzerine yazılım üretiyor. Çok sayıda malware arasında doğru uygulamayı bulabilmeniz oldukça güç. Ama ille de yazılım ile çözeceğim bunu diyorsanız öyleyse buyrun; Windows için Cleanmen ve Minimem yazılımlarına göz atabilirsiniz. Mac OS’ için Super Memory Cleaner  yazılımı sizi tatmin edecektir.

cleanmem-566x500

Fiziksel RAM ekleyin

En kesin ve temiz çözüm. Anakartınızın izin verdiği max. düzeyde RAM kullanmanızı şiddetle öneririm. Böylece bilgisayarın rahat bir nefes alacaktır. RAM yükseltmesi yapmadan önce RAM tipinin ne olduğunu tespit edin. Bu işlem için sistem özelliklerini ortaya çıkaran CPU-Z gibi bir yazılım kullanabilirsiniz. Bu yazılım sayesinde anakart üzerindeki boş slot’ları öğrenebilir veya en fazla ne kadar RAM takviyesi yapabileceğinizi görebilirsiniz. RAM türünü ve yükseltme miktarını tespit ettikten sonra tabii para bulup satın almak yeni bir işlem J Ama iş satın almakla da bitmiyor. Satın alıp eve gelince, RAM’i nasıl takacağınız konusunda yükseltme işlemleri üzerine hazırlanan video’lara göz atmanızı tavsiye ederim.

isntallram.

14 Haziran 20140 commentsDevamı

Güncel popüler işletim sistemlerinin geçmiş sürümleri geleceğe dair önemli ipucuları barındırmaktadır. Ayrıca geçmiş sürümler, eski günleri yad edip nostaljik bir ortam yaratmak adına da kıymetlidir.  Tüm bu nedenlerden ötürü modern çağın işletim sistemlerinin eski versiyonlarını incelemek önemlidir.

Tabii güncel bilgisayarlara, bu eski çağın prenslerini kurmak oldukça zor ve dertli iş. O nedenle en sağlıklı işlem, bu işletim sistemleri için kapsamlı emülatörler kullanmak. Hem böylece gereksiz efor sarfetmeden hızlıca alacağınız fezleri, ilhamları, dersleri alabilirsiniz. Merakınızı giderebilirsiniz.

Bu emulatörleri kullanarak hem de browser üzerinden hiçbir kurulum yapmadan çok rahat ve konforlu bir şekilde windows 1.0, mac OS 7 gibi güncel dönemin popüler işletim sistemlerin dedelerini görebilirsiniz.

Bilgisayar bilimlerinin tarihini okuyarak öğrenmek hiçbir zaman yeterli değildir. Bilgisayara dair öğrenceğiniz herşeyi pekiştirmek ve kalıcı kılmak için muhakkak deneyimlemek gerek. Emülatörler bu noktada önemli bir rol üstlenmektedir.

Sizin için derlediğim tüm işletim sistemi emülatörleri browser üzerinden çalışmakta. Yani hepsi web tabanlı hale gelmiş başarılı sayılabilecek pratik emülatörler. Hadi buyrun öyleyse.

Windows v1.01

Microsoft’un grafik arayüzlü işletim sistemi Windows’un görücüye çıktığı ilk sürümünü IBM PC XT üzerinde test etmek istemez misiniz? Hem de browser’ınız üzerinden! İşte tam size göre bir çözüm; jsmachines.net Özellikle siyah beyaz paint’i incelemenizi tavize ederim.

Windows v3.0

Windows’un ilk renkli grafik arayüzlü sürümü olan 3.0. jamesfriend.com.au adresinden erişilebilir hal de. Win 8.0′e kadar alışık olduğumuz grafik arayüzün atası diyebileceğimiz bir sürüm. Oldukça yüklü olmasından ötürü emülatör biraz geç açılabilir… Fakat bu bekleme süreci, karşılaştığınız sonuca kesinlikle değiyor.

Mac OS 7

Güncel Mac OS’un yapı taşlarını anlamak için eski sürümlere muhakkak bakmak gerekiyor. Güncel OS’un başarısında etken olan bir temeli barındıran ver. 7 Apple’ın da başarısını anlamak için önemli değerler barındırmakta. Emülatörün içerisinde çalışan freeware uygulamalarda mevcut. Orion adında bir astroloji yazılımı ve Mac için Microsoft Word’ün 3.0 sürümünü inceleyebilirsiniz.

Amiga 500

80′li yılların en çok satan bilgisayarı olan Amiga hiç unutulur mu? MacOS ve Windows ile doğanların değerini anlayamayacağı bu nadide işletim sistemi hakkında ufakta olsa bir deneyim kazanmak istiyorsanız emülatörü inceleyebilirsiniz. Kesinlikle pişman olmayacaksınız.

PCDOS 5

İşte benim ilk göz ağrım; DOS. Komut satırına dair bir çok anlamlı kelimeyi ezberlediğimiz, siyah bir ekran karşısında akan klasör içeriklerini bile dakikalarca izleyebileceğimiz, dibine kadar teknik bir işletim sistemi. Bu emülatörün içerisinde zamanın popüler oyunları olan Wolfenstein 3D, Civilization and Monkey Island’de ufak bir demosu var.

Eğer bu kadar emülatör sizi kesmediyse ve daha ara sürümlerin görünümlerini merak eder bir hale geldiyseniz, ekran görüntülerinden oluşan başarılı bir derleme çalışması olan virtualdesktop.org ‘u incelebilirsiniz.  Özellikle MAC ve Windows işletim sistemleri eski sürümlerinin görünümü hakkında hızlı bilgi sahibi olabileceğiniz bir arşive sahip.

Son bir güzellik ile yazıyı sonlandırayım. Windows 95′i kurduğunuz zaman içerisinde harika bir oyun geliyordu; Hover. Microsoft bu güzelim oyuna tekrardan hayat verdi ve browser üzerinden çalışabilir bir hale getirdi. Eski oyunları seviyorsanız denemeden geçmeyin.

hover-online-retro.

22 Mayıs 20140 commentsDevamı

Framework’ler üzerine yazmayı ve seviyorum. Eskiz defterinin sayfalarında zaman zaman farklı alanlardaki frameworkler üzerine ayırdığım oldu. Bu sefer de HTML5 üzerine bir derleme sunacağım.Yanlız şunu belirtmekte fazda var; burada anlatacağım framework’ler front-end konusunda uzmanlaşmış HTML5 destekli duyarlı uygulama iskeletleri. Yani katıksız bir HTML5 uygulama geliştirme konusunda pek hünerli değiller. (O konuda da çok başarılı framework’ler. Onları da ayrıca başka bir yazı da değineceğim.)

Ünlü arayüz tasarımcısı ve geliştiricisi, Ethan Marcotte bir konuşmasında her front-end developer’ların az ve çok muhakkak bir miktar korsan şapkası giymesi gerektiğini belirtmişti. Özellikle web dünyası başta olmak üzere arayüz tasarımında, artık kabul edilmesi gereken grafik elementler çok yaygınlaştı ve benimsendi. Hatta kullanıcı dostu bir uygulama geliştirmek istiyorsanız muhakkak bu standartlara dikkat etmeniz gerekiyor.

Bu nedenle Marcotte, arayüz geliştiricilerinin bu durumdan kaçamayacağını ve muhakkak geçtiği yollarda izleri takip etmesi gerektiğini vurgulamıştı. Böylece uygulamaların yol üzerindeki, bariz ve büyük çukurlara düşmesinin engellenebileceğini savunmuştu.  Bence de çok haklıydı. Hem böylece uygulamaların yaşam döngüsü çok hızlı ilerliyor ve bir an önce kullanıcısına kavuşuyordu.

Bu hızlanma ve tutarlığı destekleyen en önemli teknolojik araçlardan biri de tabii ki Framework’ler. Türkçesi ile uygulama iskeletleri.  Browser uyumluğu, medya tutarlığı gibi kritik konulara büyük çözümler üreten HTML5 framework’ler, uygulama sahibinin fikre odaklanmasını sağlıyor ve üzerindeki yükleri hafifletiyor. Büyük komünitelerin ve kurumların desteklediği bu framework’ler her geçen gün daha fazla yaygınlaşıp daha çok uygulamanın eti kemiğine bürünüyor. Şimdi sırasıyla bunları inceleyelim

1.Bootstrap

Söze, Twitter Bootstrap ile başlayınca diğer alternatiflerin pek bir önemi kalmıyor. HTML5 konusunda en güçlü ve pratik framework herkesin ortak kaanati ile kesinlikle Bootstrap‘ dır. Geliştiricilere ve tasarımcılara zengin seçenekler sunan framework, tüm medyaları da sorunsuz destekliyor. Adaptasyon problemi yaşamıyor. O nedenle yapacağız uygulamaların, sitelerin mobile, tablet ve pc uyumluluğunu çok rahat ve hızlı bir şekilde sağlayabilirsiniz. 12 sütunluk bir iskelet desteği sunan paket, 724px, 940px ve 1170px olmak üzere 3 farklı sabit sayfa düzeni ile de hazır olarak geliyor. (Tabii isterseniz bu standartlara da müdahale edebiliyorsunuz. ) Hızlı prototipleme için de oldukça kullanışlı olan set, github üzerinden yönetilebiliyor ve bir çok browser sürümü tarafından sorunsuzca destekliyor.

Olayın güzel yani etkileşim boyutunda kendini gösteriyor. Geniş bir javascript desteği sunan paket, ayrıca komunite tarafından desteklenen ve geliştirilen yüzlerce eklenti ile de ihtiyaca yönelik çok rahat ve hızlı özelleştirilebiliyor.

2.Foundation

Bootstrap‘ın en büyük alternatiflerden biri olan Foundation, Zurb firması tarafından açık kaynak olarak geliştiriliyor. mobile-first yaklaşımı ile geliştirilen framework, zengin bir ızgara yapısı sunuyor. 16 sütunluk ızgara yapısı eğer size yetersiz gibi geldiyse, ihtiyacınıza göre çok daha fazla özelleştirebilirsiniz. Zengin mobil desteği ile gelen paket bir çok browser ile de sorunsuz çalışabiliyor. Ekstra hiçbir eklentiye ihtiyaç duymadan standart pakete bir çok UI elementi dahil olarak geliyor. Tooltip, uyarı, hata ve geri bildirim ifadeleri mobil ile birebir uyumlu halde paketin içerisinde sizin emirlerinizi bekliyor. Joyride desteği de olan Foundation şke çok rahat bir şekilde CSS veya SCSS parametrelerini özelleştirebiliyorsunuz. Diğer bir tadına doyamayacağınız özelliği de Magellan adındaki sayfa pozisyon yönetimi. Sayfa içinde yapışkan sabit bölümler oluşturabilmek için harika kolaylıklar sunuyor.

3.HTML5 Boilerplate

Yüksek performans ve farklı bir yaklaşıma ihtiyaç duyuyorsanız bu framework tam size göre olabilir. Noarmalize.css adını verdikleri css sıfırlama derlemesi ile farklı bir bakış açısı getiren paket, sağlam referans portfolyosu ile de göz dolduruyor. Google Microsoft ve Nasa gibi firmalarında tercihi olan Boilerplate, JQuery’nin yanı sıra Modernizr kütüphanesini de destekliyor.

4.Skeleton

Responsive Design (Duyarlı Tasarım) konusunda oldukça iddialı olan Skeleton, 12 sütunluk ızgara sistemi ile geliştirilmiş bir HTML5 framework’ü.  Çok ufak boyutu ile göz dolduran paket, hızlı geliştirme konusunda güzel bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor. 17″ gibi büyük ekran laptop’lar için de destek veren Skeleton mobil aygıtları da desteklemekten vazgeçmiyor.

5. HTML KickStart

Şimdi, HTML KickStart’a göz atalım. Oldukça kolay ve hızlı öğrenebileceğiniz bu framework ile çok hızlı bir şekilde geliştirebilirsiniz. İçerisinde onlarca hazır UI öğesi barındıran paket sayesinde, hazır elementleri kullanarak hızlı HTML5 prototipler hazırlayabilirsiniz.

6. 52framework

CSS3′ün tüm nimetlerinden faydalanan, içerisinde HTML5 video oynatıcı olan güzel düşük boyutlu bir paket olan 52framework, serinin en son alternatifi. Tam olarak duyarlı web konusunda büyük iddiaları olmasa, sahip olduğu hünerler konusunda yadsınamayacak bir seçenek gibi duruyor.

İlk okunduğu zaman insanın iştahını kabartan bu framework’ler bilinçsizce ve dikkatsizce kullanımlarda başınızı ağrıtabilir. Proje kapsamı ve detayı çok iyi belirlendikten sonra artıları ve eksileri çıkartarak iyi bir SWOT analizi ile framework seçimi yapılmalı. Aksi takdirde, dört nala koşup hızlıca projemi çıkartayım derken ayağınız takılıp düşebilir ve büyük yaralar alabilirsiniz. Bu noktada en büyük görev yazılım mimarisini hazırlayan kişilere düşüyor. Bu analizler ve değerlendirmeleri iyi yaparak karar vermeli. Bol bol başarılı projelere imza atmanızı diliyorum!

 .

25 Haziran 20131 commentDevamı

Web tasarımın vazgeçilmez ortamı herkesin bildiği gibi internet gezginleri yani orjinal tabiriyle browser’lardır. Browser’lar artık taş devri dönemlerini tamamlayıp daha gelişkin ve daha hünerli hale geldi. Hatta bu kulvardaki teknolojik gelişmeler browser’ların yerinde saymasına da engel oldu ve onları da beraberinde gelişmeye zorladı.

Bundan bir yıl öncesine baksak, çok daha kritik bir konudan bahsediyor olacaktım ama şu an için kritik önemini azda olsa azaltan bir ortam var. HTML5′in vazgeçilmez olması, CSS3′ün hünerleri artık browser’ların daha stabil ve daha kullanıcı dostu olmasını sağladı.

Ama yine de front-end developer’ların yani web tasarımcıların atlamamaları gereken önemli bir test adımı var; browser uyumluluk testleri. (testing browser compability)

Bu test işlemleri, arayüzün web’e adapte edilmesi için yapılacaklar tamamlandıktan sonra hangi browser’da ne ölçüde başarılı görüntülendiği ve kullanılabilirliği ne ölçüde etkilediğini ölçmek adına önemli bir adımı barındırır. Testlerin sonucuna göre hangi platformlar üzerinde hangi browser’lar ile ne gibi sorunlar çıkabileceği tespit edilir. Yayın öncesi, daha iyi bir kullanıcı deneyimi yaratabilmek için browser kaynaklı teknik sıkıntılar tespit edilir ve giderilir.

Yazının devamında browser uyumluluk testleri için kullanabileceğiniz bazı araçlardan bahsediyor olacağım.

1. Tüm platformlarda tüm browser’ların ekran görüntüsünü görebilmek için: browsershots.org

Browser testi deyince akla her zaman ilk gelen bir site olurlar kendileri. Tıpkı mendile isim veren selpak gibi literatüre geçmişlerdir. Zaman zaman aşırı yavaş olsa bile sitelerin browser ve platformlar üzerindeki durumlarını kontrol edebilmek için başarılı bir test ortamı sağlar. Seçtiğiniz kriterlere uygun ortamlardaki görüntüleri sizin için screenshot olarak derleyip sunabilir. Ayrıca, açık kaynak bir proje olması ile de kalplerimizin en nadide yerine sahiptir.

 

2. iyi bir internet explorer test ortamı için: ietester

Browser uyumluluk testleri dendiği zaman terazinin bir tarafına internet explorer ve ailesini, diğer tarafına da var olan bilindik tüm tarayıcıları koyabilirsiniz. Emin olun Microsoft’un vazgeçilmez browser’ı tek başına tüm browser’lardan kat be kat daha çok başınızı ağrıtabiliyor. Bunun için de vakti zamanında (özellikle internet explorer 6′nın hükümdar olduğu dönemlerde) sıklıkla kullandığım ietester’lara yine bir göz atmanızda fayda var. IE-6′nın krallığı sona ermesiyle, ietester çok kan kaybetmiş olsa bile,, IE ailesi için hızlı ve dinamik testler yapabileceğiniz bir araç. Ne zaman lazım olabileceği inanın bilemezsiniz.

 

3. adobe’un browser compatibility ortamı: browserlab

Adobe’un CS4 ile beraber hayatımıza kattığı web tabanlı servislerden biri olan Adobe browserlab, Dreamweaver ile çok iyi çalışıyor. Özellikle CS5′den sonra gelişmiş entegrasyon özellikleri ile Dreamweaver’ını harika bir test ortamına çeviriyor. Böylece, farklı platform ve farklı browser’ların görüntülerini editör üzerinden edinebiliyorsunuz. Sadece test etmenize değil karşılaştırmalar yapmanıza da olanak veriyor. Uygulamanın arayüzü flex tabanlı olması ile kullanıcı dostu ve klasik Adobe yaklaşımını buram buram sezebilirsiniz. CSS kaynaklı kaymaları, bozulmaları tespit edip size analiz yapabilmeniz için çeşitli ölçüm araçları barındırması da sistemin artı değerlerinden biri. Örneğin bu işlem için browerlab’a eklenen cetvel aracı, ilginç ve pratik.

 

4. web tabanlı internet explorer testleri için alternatif bir çözüm: netrenderer.com

Alman kökenli netrenderer projesi de browsershots gibi web tabanlı çalışan ve seçtiğiniz kriterlere göre size preview screenshot’lar hazırlayan bir başka proje. İncelememe dahil etmemin en büyük sebebi çok hızlı olması. Seçtiğiniz kriterlere göre size hızlı bir preview hazırlıyor. Benzer uygulamalardan en büyük eksik yanı işletim sistemini bir parametre olarak seçemiyorsunuz.  Her ne kadar bünyesinde IE-10 Consumer Preview’i de barındırıyor olsa bile browser çeşitliliği de şu an için az.

 

5.İdeal test ortamı: Sanal Bilgisayarlar üzerinde gerçek testler yapın!

İdeal test ortamını tanımlamak istersek tek çıkar yol sanal pc kurulumları olduğunu açık ve net olarak görebilirsiniz. Çünkü üzerinde çalıştığınız projelerin büyüklüğü, tasarladığınız arayüzün sahip olduğu oyunlara göre yapacağız testlerinde ciddiyeti ve kapsamı artacaktır. Anlık alacağınız preview’ler genel olarak projeyi test etmeye yeterli olmayacaktır.  Bir de tabii bu işten ekmek yiyor ve bu işi profesyonel olarak yapıyorsanız muhakkak ama muhakkak en uygun ve elverişli bir test ortamı yaratmanız gerekecektir. O nedenle uygun bir sanallaştırma yazılım paketi ile projenin hedeflediği platformları seçerek kurulumları yapabilir. Daha sonra browser’ların kurulumlarını bu sanal işletim sistemleri üzerine gerçekleştirebilirsiniz. Bu test ortamını hazırlamak elbette biraz vaktinizi alacaktır ama var olabilecek hataları kullanıcıdan önce test edebilmenize olanak sağlayacaktır. Bu test ortamını yaratabilmeniz için bilmeniz gerekenler ise;

  • sanal pc yazılımı ve kurulumu (wmvare workstation, Microsoft’un virtual pc’si veya Oracle’ın virtual box’ı işini görecektir.)
  • işletim sistemlerinin kurulum cd-rom’ları
  • test yapmak istediğiniz browser’ların kurulum dosyaları (güncel ve yaygın olarak kullanılan browser’ları takip edebilmeniz için güzel bir kaynak)
  • tek bir işletim sisteminde farklı sürümlerde birden fazla internet explorer çalıştırma (bu işlem için bu yazıya göz atabilirsiniz)
Peki kolları sıvadınız benim önerim olan ideal test ortamını hazırlamaya karar verdiniz? Peki hangi işletim sistemleri ve hangi browser’ları kuracaksınız? Bunun için de aşağıdaki listeyi bir göz atmanız yeterli olacaktır.

 

 

 

 .

09 Nisan 20120 commentsDevamı

Bilenler bilir bilgisayar çevre birimlerine, özelliklede mouse ve klavye ye verilen paraya hiç acımam. Ne kadar geniş bütçe ayırabilirseniz ayırın derim. Bir de günlük iş hayatınızın en büyük ortağı bu melemen aletlerse, hiç çekinmeden yatırımın en büyüğünü yapabilirsiniz derim. Bunun yegane sebebi; bilgisayar ile olan etkileşiminizde mouse ve klavyenin sahip olduğu büyük roldür.

Bu rol konforunuzu ve günlük iş haciminizi doğrudan doğruya etkiler. (Bir nevi el ayak durumu.) Buraya bu konuda yazdığım yazılarda tamamen kişisel deneyimlerime ve bilgilerime dayanmakta. Hiçbir marka ile olan haşir neşirliğim veya al gülüm ver gülüm durumlarım yok. O nedenle tamamen tertemiz duygularım ile kaleme alıyorum bu yazıları. Benle aynı duyguları ve düşünceleri paylaşan arkadaşların sayısı o kadar fazla ki Eskiz Defteri’nin unutulmaz yazıları arasında bir mouse incelemesi bulunmakta. Bu da sevindirici bir durum tabii.

Şimdi gelelim bu yazının asıl meselesine. Asıl mesele emektar Microsoft intelli Explorer 3.0 mouse’un artık ömrü hayatını tamamlaması. Bakmayın bir anda böyle kötü bir haber verdiğime oysaki bu eşsiz arkadaşım hem bir efsane mouse’dur hem de 10 yıla yakın bir süre hizmet vermiştir. Bilgisayar donanımı olarak baktığınız zaman hiçte azımsanmayacak bir süre. Bu süre zarfında da bilfiil hizmet etmiş ben nereye gittiysem oraya gelip görevini başarıyla yerine getirmiştir.

Efsane dedim çünkü çıktığı dönemde sahip olduğu özellikler ile alanın bir numarası idi. Ekstra 3 tuşlu yapısı, başarılı ergonomisi ile dönemin en çok satan gaming mouse’larından biri oldu. 4.0 sürümünde farklı bir yüze bürünen intelli mouse için ne yazık ki aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Ama onunda kendine has bir hayran kitlesi yarattığını duymuştum. (4.0 sürümü ile intelli mouse serisine dört yana kaydırma – tilt  özelliği eklendi.)

Bu kadar uzun hizmet süresinin sonunda ne mi oldu? Klasik mouse’ların başına gelen sol tuşta takılmalar. Aslında sakin ve yavaş kullanımlarda pek bir sıkıntı yaratacak bir durum değil ama iş yaparken zaman zaman başınızı ağrıtabilecek bir durum. (Örneğin photoshop’da bir seçim yaptığınız da otomatik olarak iptal etmesi.)

Yerini ise başka bir kadim dostum, göz nurlarımdan Logitech Gaming Mouse G5 aldı. Tabii tutupta emektar ile karşılaştırıp tozu dumana kattırmakyacağım. Ne de olsa daha güncel ve yeni denilebilecek bir aygıttır, kendisi. Hele ki sahip olduğu özellikler de tam bir gaming mouse’dur. Önemli bir serinin mihenk taşıdır. (Her ne kadar ben onu hiçbir oyunda kullanmayıp ona bir kimlik bunalımı yaşatsam da)

Güncelliği sahip olduğu ağırlık mekanizmasından gelir. 27 gram’a kadar ağırlaştırabilir ve elinize en uygun hale getirebilirsiniz. Gram setide çok hoş bir kutu ile size verilir. Ben bu mouse’u gittigiyor‘dan aldım. Sıfırı çok yüksek fiyatlarda satıldığı için ancak yüreğim 2.eline dayandı. Aldığım ilanda 3-4 aylık yazıyordu. Kullanan arkadaşta çok temiz kullanmış zaten. Sadece logitech mouse’larına özel bir durum G5′de de gerçek oldu üst zemin malzemesinin rengi kızıla çalmaya başladı. Onun dışında sahip olduğu tüm mekanizma ve yapı hala sapasağlam.

Şimdi yazının sonunda, microsoft ve logitech mouse’larını kafa kafaya vuruşturacağım. Logitech bu işin erbablarından. Gerçek anlamda kaliteli ve nitelikli ürün üretiyor, arge yapıyor. Artık ürün gamını genişleterek, mouse ve klavye’lerine yeteri kadar gerekli özeni göstermese de hala bu sektörün öncü firmalarından. Yenilikçi ürünlere sahip. Microsoft’dan en büyük farkları bu. Ayrıca, elinize aldığınız zaman çok daha dayanıklı ve sağlam görüntülü mouse’lar yapıyorlar. Microsoft’un ürettiği mouse’lar daha hafif ve içi boş gibi. Fakat teknik mekanizması logitech’e göre çok daha sağlam. (Kullandığım ve çevremdeki hiç kimseden microsoft mouse’larının teknik mekanizmasının bozulduğunu duymadım. Fakat kendi kullandığım logitech media mouse’un optik tarayıcında kayma meydana geldi.)

O nedenle microsoft üretim yaparken daha genele dayalı bir arge benimsemekte. Yani marjinal kitlelere yanıt verecek özel nitelikli ürünleri ancak belli dönemlerde sadece prestij için geliştirmeyi tercih ediyor. Logitech ise bu konuda daha serbest çalışıyor. Hem marjinal kullanıcıların istediğini verirken hem de genel kitlenin beklentisini iyi bir şekilde karşılıyor.

Mouse destek yazılımlarına baktığımız zaman ise her iki firma da henüz çok yetersiz. Microsoft’un intelliPoint yazılımı da Logitech SetPoint yazılımı da yetersiz. Çünkü ürettikleri mouse’ların niteliklerini ortaya dökecek desteği veremiyorlar. Tuş görev atamaları zayıf. Program özelleştirmeleri düzgün çalışmıyor gibi.

Microsoft intelli Mouse’dan Logitech G5′e geçerken makro düzeyde gözlemlerin bunlar. Mikro düzeyde gözlemleri zamanla paylaşıyor olacağım.

 .

29 Haziran 20110 commentsDevamı
View Sidebar