Sadık Karamustafa olarak etiketli yazılar
Bildiğin demleme çay!
6 Mar

Doğadan demleme çay işine girdikten sonra çok akıllıca ve fark yaratan bir konumlama yapmıştı.Bu konumlama da, bizi demleme çaya olan düşkünlüğümüzden yakalayan Doğadan klasik bir test ortamı yaratıyor ve bu test ortamından da kendi poşet çaylarının normal demleme çaydan farksız olduğunu kanıtlıyordu. Bu ortamlarda değerlendirme yapan kişiler yakından tanıdığımız hayat içinden kahramanlardı.
Doğadan bu klasik yöntemi bir adım öteye taşıyıp (internet’in de olanaklarından yararlanarak) çok inandırıcı ve gerçek bir pazarlama iletişim çözümü üretti. Dediğim gibi reklamlarda kullanılan karakterler günlük hayattan görebileceğimiz kişiliklerdi. Aynı yöntemi internet üzerinden duyurarak iddaası olan bu ürünü gerçek olarak test edebilmemiz için denemeye sundular.
Çaysever olarak ben de Doğadan’nın bu test etme kampanyasına katıldım. Yukardaki görsel aracılığıyla basit bir form doldurdum ve yine çok basit bir mesajla işlemi tamamladığıma dair uyarı aldım. Asıl bu yazıyı yazmama sebep olan olay tam bu noktadan sonra başlıyor.
Doğadan’nın internet sitesi ve bu kampanyayı yürüttüğü sayfalar insana çok inandırıcı ve istikrarlı gelmiyordu. Hata şunu da açıkça diyebilirim ki doldurduğum form sonunda bana geridönüt veren sayfanın basitliği benim güvenimi biraz daha sarsmıştı. Fakat ürün hiç geç kalmadan kargo ile bana yazılan özel bir mektupla geldi. (Kişisel fikrim ürün iddaa edildiği gibi gayet başarılı ve fark yaratan özelliklere sahip.)
Bu noktaya kadar kampanya beni bir müşteri olarak son derece mutlu ve tatmin etmişti. İletişim sürecinde hiçbir kopukluk olmaması, paketin özenle hazırlanması yeteri kadar iyi idi. Fakat bunun üzerine Doğadan geçen günlerde gönderdiği bir e-posta ile CRM gücünü de göstermiş oldu.
Paket çayı denemiş ve sevmiş biri olarak bana Doğadan ürünlerini nereden ne gibi avantajlarla alabileceğimi gösteren bu e-posta ile kalbimi bir kere daha çaldı.
Pazarlama araçları doğru ellerde ve doğru sıralama ile kullanıldığı zaman bambaşka birşeye dönüşüyor!
Mektebli Grafik Tasarımcı Olabilmek adına…
2 Şub
Programcılığın işlevsel ve fonksiyonel gücünün ancak bir başka meslektaş tarafından kadir kıymet bileceğini anladım an, başka kapılar aramaya başladım, kendime. Muhakkak bir başka yolu olması gerekiyordu bu işin, bulunduğu çıkmazdan kurtara bilmek için. Bu nedir, ne olabilir diye saldırdığım kapıların birinde keşfettim, tasarımı. Tasarımı ve tüm izleyenleri üzerinde kurduğu muhteşem ablukayı. Bakanlar görmelerine gerek kalmadan cazibesinden direk etkilenerek birşeyler diyebiliyor, kendince yargılara varabiliyorlardı. Programcılığın işlevselliği ve fonksiyonelliği tasarımın estetik gücü ile buluştuğu zaman ancak izleyen(ya da kullanan) üzerinde bir etki bırakıp büyüleyebiliyordu. Aradığını bulmuş ve bu esrarengiz ve bir o kadar da gizemli dünyaya keşfedebilmek için yavaş ufak adımlar atarken bulmuştum kendimi…ufak ve titrek adımlar…
Bu adımlar sayesinde alaylı olarak başladığım bu yolculukta şimdi az da olsa mektebli olabilmek için Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Grafik Bölümü’nden ek dersler alıyorum. Birbirinden muhteşem ve birbirinden güzel insanların toplandığı bu bölümü anlayabilmek için her bir akademisyeni özel olarak tanımanız gerekir. Kendi bölümümde bulamadığım ilgi ve alakayı öğrencileri olmamama rağmen fazlasıyla tatdırıyorlar. Bölümü daha yakından tanımak için geçen ay Photoshop Magazine dergisinde çıkan yazıya bir göz atın derim. Ayrıca 1 dönemdir dersini takip ettiğim Sadık hocamın sitesine de bir ziyarette bulunmanızı tavsiye ediyorum. Grafik tasarımı okumak isteyen arkadaşlara şiddetle tavsiye ederim. Gidip okuyun gördüğüm kadarıyla kusturuna kadar tasarlatıyorlar
pek de iyi ediyorlar…


Son Yorumlar